Dostlar;
Dünya hayatının lezzetleri (ve tadı) ihtiyarlık, gam, keder, hüzün, hastalık, yaşlılık seller, depremler ve ölümle beraber ve içiçe olunca hakiki ve surekli
birer lezzet olmaktan çıkıyor.
Onun için dünyada (hakiki ve daimi uzun vade yüz güldüren) bir lezzet yoktur.
Başka bir ifade ile ölüm dünyayı rezil etmiştir ve hiçbir akıllıya zevk adına bir şey bırakmamıştır.
Bu dünyada görünen ve yaşanan bütün lezzetler geçicidir ve fânidir.
İhtiyarlığı ve ölümü unutan, ihmal eden bir kişi, kabristan ile kendi evi, ölüm ile kendi zevki ve yaşayışı arasında gafletten bir perde çekse bile, belki geçici bir lezzet yaşar.
Ama yaşlılık ve ölüm aklına gelsin, gelmesin bir gün bu lezzetler kesinlikle yok olacaktır.
Allah‘ın kulları için mübah kıldığı güzel ve helal olan şeylerden lezzet almak ve hoşlanmak elbette dinen yasak değildir.
Haram olan ve yasaklanan lezzetler ise, nefse hoş gelebilir.
Ancak bunun sonu hüsran olur zira yüce Allah‘a gülerek isyan eden, ağlayarak azab görebilir.
Onun için şöyle demişler: “Yüce Allah’a gülerek itaat etmek ağlayarak isyan etmekten daha iyidir.”
“Elbisenin nakşı silinip gittiği gibi İslâm da silinip gidecek.
Öyle ki; oruç nedir, namaz nedir, hac nedir, sadaka nedir bilinemeyecek, “Bir gecede Allah’ın kitabı götürülecek, ondan yeryüzünde hiçbir şey kalmayacak.” (İbni Mac’e)
Elbisedeki nakışın zamanla silinmesi teşbihi, dinin hükümlerinin yavaş yavaş toplum hayatından kaybolmasını ifade eder.
İlk önce dini hassasiyet zayıflar.
Sonra ibadetlerin içi boşalır, şekilcilik artar.
Nihayet ibadetler terk edilir, sadece isim olarak kalır.
“İmanınızı yenileyiniz!”
Denildi ki: “Ey Allah’ın Resulü, imanımızı nasıl yenileyelim?”
Şöyle cevap verdi: “Lâ ilâhe illallâh sözünü çokça söyleyiniz.” (Taberani)
Modern hayatın getirdiği sorunlarla iman çok aşınıyor.
Günlük olarak tevhid zikrini çoğaltmanın önemi aşikardır.
Zikrin sadece dilde kalmaması, hayat pratiğine yansıması da gerekiyor.
Hz. Ömer arkadaşlarına: “Gelin imanımızı arttıralım” der ve bunun üzerine aziz ve celil olan Allah’ı zikrederlerdi.
Bunun gibi sözler; imanı zihnen, kalben ve ruhen derinlemesine düşünmek, tefekkür etmek ve imani meseleleri karşılıklı konuşarak tazelemek gerekliliğine işaret etmektedir.
Çünkü kalpler zamanla paslanır ve iman zayıflar.
Bu yüzden iman bir bilgi değil, bir hal ve idraktir.
O da; sohbet, zikir ve tefekkürle sürekli tazelenmelidir.
Hayatını Kur’an-ı Kerim ve sünnete göre yaşayan bir mü’min, en akıllı en isabetli ve nimetleri yerli yerince kullanan bir kişidir.
Zira en büyük zevk, tat ve halavet Yüce Allah’ın taat ve ibadetinde bulunur.
İmanın tadına, ibadet ve taatın zevkine ve lezzetine varan bir mü’minin duyduğu ve hissettiği lezzeti ve huzuru dünyanın hiçbir lezzeti ve zevki bozamaz.
Rasulullah Efendimiz bu hususta bir hadiste şöyle buyurmaktadır:
“Yüce Allah’ı Rab, İslam’ı din ve Rasullah efendimizi peygamber olarak kabul edip razı olan kişi imanın tadını almıştır.” (Müslim: 34)
İnsan hayatı böyle bir rıza ile güzelleşir, süslenir, anlam kazanır ve böyle bir hayat dünyayı ahiretin tarlası kılar.
GÜNDEM
14 Ocak 2026SPOR
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026UNCATEGORİZED
14 Ocak 2026EKONOMİ
14 Ocak 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7363 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5848 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4618 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3728 kez okundu
5
Şehzadeler’in yeni başkanı seçildi: CHP adaylar arasında kıyasıya yarış yaşandı
3274 kez okundu