DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BITCOIN 34626203,34%
İstanbul
12°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

‘Fırsat kapısı’na çevrilen rahmet

‘Fırsat kapısı’na çevrilen rahmet

ABONE OL
Nisan 20, 2022 22:12
‘Fırsat kapısı’na çevrilen rahmet
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bazı kimseler ise bu rahmet kapısını fırsat kapısına çevirme kurnazlığını tercih eder…

PROF. DR. NİYAZİ BEKİ

Allah’a ve hesap gününe iman ettiği halde, insanların günaha girmesine kapıyı aralayan amillerin başında psikolojik, sosyal ve kültürel unsurlar gelir. Konuyu iki yazı çerçevesinde sunmayı düşünmekteyim.

PSİKOLOJİK ÂMİLLER

Hesabı yanlış yapmak. İnsanın yaratılışında var olan yarar-zarar ayarının bozulmasıyla yanlış hesaplama tabloları ortaya çıkar. İnsanları ahsen-i takvimde yaratan Allah, dünyada da ahirette de mutluluğu yakalaması, ruhânî yapısının kıvamına ermesi için yarar ve zararı fark edecek bir ayarı, bir ölçüyü de vicdanına takmıştır. Fakat insanoğlu, yanlış bir algılamayla zararı kâr hanesine, kârı zarar hanesine yazabiliyor. Şöyle ki; dünya ticaret pazarında ‘malını peşin ama az kârla satmak yerine, veresiye ama çok kârla satmayı’ ön görenler, sıra ahiret metaının alınıp satılmasına geldiğinde, tam tersi bir uygulamaya geçebiliyorlar. Örneğin; on liralık dünya menfaatinden zarar etmemek için, doksan liralık ahiret menfaatinden vazgeçmeyi tercih etmek, ‘zararı kâr hanesine yazmak’ anlamına gelir.

Bu peşin-veresiye dengesinin bozulması yalnız dünya-ahiret dengesi açısından değil, bizzat dünyanın kâr-zarar dengesini tersine çeviren yanlış bir sonuca da götürmektedir. Örneğin, insanlar, bu psikolojik baskı altında, hemen elde edilecek yirmi liralık bir ücreti, ileride verilecek seksen liralık bir ücrete tercih eder. Keza, hemen çekilmesi gereken 5 günlük bir hapis cezasını ilerideki 20 günlük hapis cezasından daha ağır bulur ve ikinci şıkkı tercih eder.

İşte bu çarpık psikolojik algılamanın bir sonucu olarak, insan ebedî bir mutluluk yeri olan cennete iman ettiği halde, fanî dünyanın değersiz, geçici bir kısım gayrı meşru lezzetlerini ona tercih eder. Yine, bu psikolojik baskı altında, dehşet veren cehennem gibi bir zindana inandığı halde, çok küçük bir dünyevî zarardan korunmayı cehennemden korunmaya tercih eder. “Ki onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler” (İbrahim, 14/3) mealindeki ayette bu gerçek vurgulanmıştır. Birinci sırada kâfirler için geçerli olan bu ayette, ikinci sırada ahirete inandığı halde, dünyayı ona tercih eden günahkâr müminlere de önemli bir mesaj vardır. Evet, her günah, dünyayı ahirete tercih etmenin bir yansımasıdır, iman şuuruyla feveran eden vicdana kulağı kapamak, nefsin sesine kulak vermek anlamındadır.

SOSYAL FAKTÖRLER

İnsanlara günah kapısını aralayan etmenlerden biri de sosyal faktörlerdir. Bu sosyal faktörler psikolojik âmilleri de harekete geçirecek bir tesire sahiptir. Bunları da şöyle açıklayabiliriz:

a. Sosyal çevre: Sosyal çevrenin insan ahlâkı üzerindeki tesiri tarih boyunca kabul gören bir gerçektir. Eskiden beri âlimler, ‘insanları günahlara sevk eden dört âmil’den söz ederler. Bunlar; nefis, şeytan, dünyaya düşkünlük ve kötü arkadaş/kötü çevredir.

Ebu Davud ve Tirmizî’nin rivayet ettiği “Kişi dostunun/arkadaşının dini üzerindedir, bu sebeple, herkes arkadaşlık edeceği kimsenin dinine baksın” (Aclûnî, 2/201) mealindeki hadiste bu gerçeğin altı çizilmiştir.

Denilebilir ki, “Üzüm üzüme baka baka karardığı” gibi, “insan da insana baka baka şımarır.” Nitekim, kötü bir araziye en iyi bir tohumu ekerseniz bile, randıman alamazsınız, orada çürür gider. Çocuklarını kötü çevreye bırakıp da iyi birer insan olmalarını bekleyenlerin kulakları çınlasın.

b. Günah işleyenleri can simidi olarak görmek: Öyle kimseler vardır ki, başkasının kötülüğünden kendine mazeret çıkarmaya çalışır ve “Ne yapayım herkes benim gibi kötüdür” diyerek rahatlamaya çalışır. Halbuki onların hiç birisi kendisiyle birlikte kabre girmez, onun günahlarını paylaşmaz. Bütün dünya canına kıysa, intihar etse, kendisi onlara asla katılmaz. Fakat manevî intihar anlamına gelen günah işlemek hususunda günahkârlara sığınır ve onları kendisi için bir mazeret kapısı olarak görür. Bu ise, bir çelişki olduğu kadar, samimiyet ve ciddiyetten yoksun olmanın da bir tezahürüdür.

Göz göre göre zarar eden tüccarlarla ortak olmak veya abdesti bozulmuş bir imama tabi olmak ne kadar akıl dışı bir davranış ise “Niyet ettim günah işlemeye, uydum hazır olan kalabalığa.. Allah Kerîm’dir, Rahîm’dir, affı bol, merhameti çoktur” diye düşünmek o kadar ahmakane bir hezeyandır.

“Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi, size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize yapayalnız geldiniz” (Enam, 6/94) mealindeki ayette -deyim yerindeyse- kuru kalabalığa uymanın yanlışlığına dikkat çekildiği gibi;

“Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan da, sizi Allah hakkında (yanlış telkinler yaparak ‘siz günah işlemekten geri durmayın, keyfinize bakın, nasıl olsa o sizi affeder’ diyerek) kandırmasın” (Lokman, 31/33) mealindeki ayette de “Allah’ın affı merhameti yanında, azap ve ikabının da olduğunu, korku ve ümit dengesini bozacak düşüncelerden mutlaka uzak durulmasının gereğine işaret edilmiştir.

KÜLTÜREL ETKENLER

Dinden gelen kültürümüzde, tevbe ve af kavramı, günahların verdiği ümitsizlik ve ıstıraba karşı bize teselli veren, ileriye dönük ümit kapısını aralayan en büyük iki unsurdur. Fakat, bunları istismar etmekle yanlış yola sapan ve bu yolla günaha girenlerin sayısı oldukça fazladır. Allah, kullarının günahsız olamayacaklarını çok iyi bilir. Bu insanları affetmek yolu olarak da tevbe kapısını açık bırakmıştır. Tevbe; geri dönüş anlamına gelir. Sokaktan yuvaya, günahtan sevaba, zarardan yarara, cezadan affa, suçluluktan masumiyete, isyandan itaate, zahmetten rahmete dönmek demektir.

Ne var ki, bazı kimseler (yani biz, hepimiz) bu af kapısını-hâşâ-saf kapısına, bu rahmet kapısını fırsat kapısına çevirmek kurnazlığını tercih etmektedir.

Bu af kapısını günahtan vazgeçmek için değil de günaha teşvik etmek için verilen bir fırsatmış gibi algılamanın, “Madem tevbe kapısı açıktır, günah işlemeye devam!..” yargısına varmanın nasıl bir mantık çelişkisi olduğu ortadadır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP