Putların çağında hakikatin sesi yeniden yükseliyor.
Korkuya değil bilince, kör itaat yerine özgür iradeye çağrı yapıyor.
Bu bir reddiyedir.
Putlaştırılmış geleneklere, kutsanmış iktidarlara ve ruhsuz ritüellere karşı bir isyandır.
Ben, Hz. İbrahim‘in baltasını çağların putlarına indiren, Hz. Musa‘nın asasını her dönemin Firavun sisteminin tepesine vuran bir İslam’a inanıyorum.
Bugünün putları kör taklit, siyasal hırs, mezhep taassubu ve aklı tutsak eden dogmalardır.
Bu din iktidarın ya da muhalefetin değil, adaletle hükmedenlerin yanındadır.
Statükoyu meşrulaştırmaz, onu ilahi adalet terazisinde tartar.
O, devlet dini olmayı değil, hakikat ve adalet dini olmayı, yani yalnızca Allah‘ın dini olmayı seçer.
Kur’an her çağda aynı hakikati fısıldar: “Allah’a kulluk edin, tağuttan sakının.” (Nahl: 36)
Bu çağrı sadece tarihî putlara değil, modern çağın tağutlaşan güçlerine, iktidar hırsına ve menfaatle kirlenmiş din anlayışına yöneliktir.
“Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe itmesin, adil olun, bu takvaya daha yakındır.” (Maide: 8)
İslam öfkenin değil, ölçünün dinidir.
Kader bir mazeret değil, insanı tarihin öznesi kılan ilahi bir devirdir.
Bahane değil sorumluluk bilinci yükler.
Şeriat, insanı cezalandıran bir yasa değil, onu özgürleştiren ve adaleti tesis eden ilahi bir toplumsal sözleşmedir.
Peygamberler miras olarak saraylar değil, ilim ve adalet bıraktılar.
Kim bu mirastan alırsa, hakikatin mirasçısı olur.
Bu anlayış, Batı’nın ne kör taklitçisi ne de kör düşmanıdır.
Eleştirel akılla seçer, insanlığın birikimini tanır ama özünü kaybetmez.
İnsanı kutsalın uzağına değil, tam merkezine taşır.
Ben, protest, eleştirel ve özgürleştirici bir İslam‘a inanıyorum. O, uyuşturan bir inanç değil, zihni ve kalbi ayık tutan bir uyarıdır.
Düşündürür, sarsar, diriltir.
Ritüeli değil, bilinci kutsar.
Bu İslam, korku ticareti yapan kürsülerin değil, adaleti ve kardeşliği inşa eden minberlerin sesidir.
Din tüccarlarının değil, insanın insanlığa yar olduğu bir inançtır.
Şeriatçılık adına zulmü değil adaleti, devletçilik adına iktidarı değil halkın hakkını, kavmiyetçilik yerine merhameti ikame eder.
Hakikatin İslam’ı, geçmişin tozlu raflarında saklı bir nostalji değil, her nefeste yeniden doğan çağları aşan bir dirilik kaynağıdır.
O, insana ninni söyleyen değil, “uyan” diyen bir çağrıdır. Sorumluluktan kaçışı değil, adanmayı öğretir.
İbrahim a.s baltası hâlâ orada duruyor.
Musa a.s asası hâlâ dimdik duruyor.
Soru şu: Onları kim eline alacak?
Ben, İslam’ı korumaya çalışan muhafazakârlığın değil, İslam’la dirilmek isteyen bilincin tarafındayım.
Ve biliyorum ki, bu yalnızca bir reddiye değil, her yıl milletimi zorunlu olarak aynı güne ilahi bir emir gibi belirli bir vakitte hazır ol çağıranlara karşı bir put kırıcı uyanış manifestosudur.
İslam, aslında tam da budur diyorum.
GÜNDEM
14 Ocak 2026SPOR
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026UNCATEGORİZED
14 Ocak 2026EKONOMİ
14 Ocak 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7363 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5848 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4618 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3728 kez okundu
5
Şehzadeler’in yeni başkanı seçildi: CHP adaylar arasında kıyasıya yarış yaşandı
3274 kez okundu
https://shorturl.fm/wEwgd
https://shorturl.fm/LHEnT