Allah’ın işine bak, ne kadar garib ve hikmetlerle dopdoludur.
Eğer kişi ezelden mesud ve saadet ehli yaratılmamışsa, terbiye eden de bir şey elde edemez, umulan da boşa çıkar, bir şeyler umanlar da umduklarına kavuşamazlar.
Baksana!
Cebrâil’in terbiye ettiği Musa (Samiri) kâfir oldu da, Firavun’un (sarayında büyütüp) terbiye ettiği Musa yani Hz Musa Mürsel (ve Ulul Azm Peygamberlerinden bir Peygamber) oldu.
Ezelden ebede her şey Yüce Allah’ın malumudur.
Her şeyi bilen organize eden takdir eden yüce Allah’tır.
Bütün insanlar onun kullarıdır.
İstediğini yapar, dilediğini hükmeder, hiç kimse Yüce Allah‘a niye böyle hükmettin, niye böyle yaptın diyemez.
Bu konuda Yüce Allah, Kur’an’ı Kerim‘de bir Ayet-i Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.“
(Enbiyâ: 23)
İsmi Musa olan Samir’i, aslen yahudi olup babası belli olmayan biri olarak bilinir.
Annesi onu bir mağaraya bırakır Yüce Allah‘ın emri ile Cebrail (a.s), onun bakımını üstlenir ve büyütür.
Samir’i altınları eritip buzağı yapan kişidir ve sonunda beni İsrail‘den bazılarının buzağıya tapmalarına sebeb olur.
İkinci Musa ise, yüce Allah‘ın emri, ilhamı ve yönlendirmesi ile annesi tarafından bir sandığa konularak denize atılan ve Firavun‘un sarayına gelen, o sarayda terbiye gören ve sonra azimet sahibi peygamberlerden biri olacak olan Hz. Musa‘dır.
Yüce Allah‘ın ilminde Samir’i, gayrimüslim olduğu için Cebrail aleyhisselamın o’nu yetiştirmesi, o’na bir fayda sağlamadığı gibi, yine yüce Allah‘ın ilminde büyük bir peygamber olacağı kesin olan Hz. Musa‘yı Firavun’un terbiye etmesi ona zarar vermemiştir.
Bütün çabalara rağmen Hz Nuh‘un ve Hz. Lut‘un hanımları onlara iman etmezken, Firavun‘un bunca zulmüne rağmen hanımı mü’min ve müslüman kalmıştır.
“Ey iman edenler!
Peygamber sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman, Allah’a ve Resul’e icabet edin.” (Enfal: 24)
Allah ve Resul’ün daveti her zaman diriliş vesilesidir.
Namaz, ilim, ahlak, cihad, ilahi adalet.
Bu ayet, müslümanların gafletten uyanmasını ve İslam’ın hayat veren ilkelerine dönmesini emreder.
Resulullah efendimiz:
“Allah’a itaat üzere ölmek, Ona isyan ederek yaşamaktan hayırlıdır.” (Taberani Mucem)
Kısa ama taat dolu bir ömür, uzun ama isyan dolu bir ömürden üstündür.
“Mü’minin hedefi; ömür boyu uzun yaşamak değil, ömür boyu hayır üzere bulunmak” olmalıdır.
Abdullah b. Mes’ûd, “Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkun” ayeti hakkında şöyle dedi: “O’na İtaat edilip isyan edilmemesi, zikredilip unutulmaması, şükredilip küfrân-ı nimette bulunulmamasıdır.” (Nesei)
Allah;
Bizleri ve bütün müminleri saadetinle lütfun ve kereminle mes’ud ve bahtiyar eyle.
Şekavetten ve senden uzak düşmekten mahafaz buyur.
Amin!
GÜNDEM
14 Ocak 2026SPOR
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026UNCATEGORİZED
14 Ocak 2026EKONOMİ
14 Ocak 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7363 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5848 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4618 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3728 kez okundu
5
Şehzadeler’in yeni başkanı seçildi: CHP adaylar arasında kıyasıya yarış yaşandı
3274 kez okundu