DOLAR 44,5003 0.06%
EURO 51,6372 -0.44%
ALTIN 6.683,27-1,76
BITCOIN 2955428-2,95%
İstanbul
16°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İran’da rejim değişikliğinin sonuçları?…

İran’da rejim değişikliğinin sonuçları?…

ABONE OL
Şubat 18, 2026 23:38
İran’da rejim değişikliğinin sonuçları?…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İran’da Rejim Değişikliği ve Bölünme Senaryoları: Jeopolitik Bir Analiz…

Yeniden Şekillenen Baskılar

Washington ve Tel Aviv’in İran dosyasında “en iyi ama en zor seçenek” olarak gördüğü rejim değişikliği, “Münih Güvenlik Konferansı” çevresindeki temaslarla yeniden gündemin merkezine oturdu.

ABD’nin Gerald R. Ford uçak gemisini ve yaklaşık 50 adet F-16’yı İran eksenine yönlendirmesi, baskının yalnızca diplomatik değil, askeri seçeneklerle desteklenen çok katmanlı bir stratejiye dönüştüğünü gösteriyor.
Bu tablo, Taran’a yönelik yaklaşımın “savaş mı barış mı?” ikiliğinden ziyade, kademeli yıpratma ve zorlayıcı denge üzerinden kurulduğunu ortaya koyuyor.

Diaspora Mobilizasyonu ve Liderlik Krizi

Toronto ve Münih’teki gösteriler Rıza Pehlevi’nin çağrısıyla örgütlendi.
Münih’teki güneş-aslan bayrakları, diaspora düzeyinde rejim sonrası kimlik tartışmasının şimdiden başladığını gösteriyor.

Pehlevi’nin 180 günlük geçiş planı ise rejim değişikliğinin Batı başkentlerinde artık soyut değil, operasyonel bir senaryo olarak ele alındığını düşündürüyor.

Buna rağmen Pehlevi’ye yöneltilen sorular muhalefetin liderlik krizini ortaya koydu. “SDG ile İran arasında bağlantı var mı?” sorusu dosyanın bölgesel ağlar üzerinden okunduğunu; Nergis Muhammedi’nin gündeme gelmesi ise Batı’nın birden fazla vitrin hazırladığını işaret ediyor.

45 yıldır ülke dışında yaşayan bir figürün içeride meşruiyet üretip üretemeyeceği sorusu hâlâ ortada.

Rejimin Omurgası: Devrim Muhafızları (IRGC)

İran rejimi fiilen ”Devrim Muhafızları” üzerine kurulu bir “paralel devlet” niteliği taşıyor.
IRGC yalnızca askeri bir yapı değil; bankalardan havalimanlarına, otellerden savunma sanayisine uzanan geniş bir ekonomik ağın da merkezinde.

Bu, devrim kadrolarının Şah döneminin ordusuna güvensizliğinin kurumsal sonucuydu.

Ancak sistem, güç ürettiği kadar zafiyet de yaratıyor.

Fahrizade suikastı, İran’ın en kritik güvenlik alanlarında dahi kurumsal körlük ve hantallığın bedelinin ağır olabildiğini göstermişti.

Elit Çatlağı İhtimali?

Olası rejim değişikliğinin halk ayaklanmasıyla mı, yoksa 1979’daki gibi elit çatlağıyla mı geleceği tartışılıyor.

Bugün kritik alan, Devrim Muhafızları – siyasal elit hattında oluşabilecek bir ayrışma. Geleneksel ordunun etkisi zayıflatıldığı için asıl çatlak, IRGC içinde ekonomik çıkar grupları ile ideolojik kadrolar arasında doğabilir.

Ekonomik kriz derinleşirse, IRGC içindeki bir kopuş dışarıdan rejim değişikliğini mümkün kılabilecek en gerçekçi iç dinamik olarak öne çıkıyor. İran rejimi sokaktan değil, içeriden çözülmeye daha yatkın.

Tahran’ın Stratejisi: Sabır Tüketmek

İran, krizleri zamana yayarak yönetiyor: karşılık veriyor, gerilimi kontrollü yükseltiyor, ardından masaya dönüyor. Amaç, rejime nefes aldıracak bir “rahatlama penceresi” üretmek.

ABD ve İsrail’in şahin kanadı ise bunu “oyalama” olarak görüyor ve İran’ı en zayıf anında vurmayı savunuyor.

Bu nedenle İran dosyası ani bir kopuştan çok, sürekli tırmanan bir yıpratma savaşı olarak ilerliyor.

ABD’nin Askeri Seçenekleri: Üç Örnek

Washington’un İran’a yönelik olası adımlarını anlamak için üç örnek öne çıkıyor:

12 Gün Savaşı: İsrail, İran’ın hava savunmasını aşabildiğini gösterdi; sınırlı operasyon mümkün göründü.

Venezuella: ABD, askeri müdahale olmadan rejimi yıprattı; rejim içi baskı üretti.

Kuzey Kore: Nükleer kapasite caydırıcılık sağladı; saldırı seçeneği rafa kalktı.

Bu çerçevede, ABD’nin sınırlı ama yüksek etkili bir operasyon ihtimali %60–70 bandında değerlendiriliyor.
Hedefin nükleer tesisler ve IRGC komuta merkezleri olacağı; amacın İran’ın kapasitesini 2–5 yıl geriye itmek olduğu belirtiliyor.
Kapsamlı savaş ihtimali ise %15–25 seviyesinde; çünkü İran’ın misillemesi petrol piyasalarını ve “Hürmüz Boğazı”nı doğrudan etkiler.

Pehlevi ve Muhalefetin Meşruiyet Yarışı

Pehlevi’nin “en büyük rakibim reformcular” sözü, mücadelesinin yalnızca rejime karşı değil, muhalefet içindeki meşruiyet yarışına karşı da verildiğini gösteriyor.

İran halkının tercihi diaspora merkezli bir monarşi restorasyonu olmayabilir.

Bu yüzden dış destekli geçiş senaryosunun temel sorusu şudur:

Rejim sonrası düzeni kim temsil edecek ve içeride kim kabul edecek?

İran’ın Bölünmesi Senaryosu: Neden Gerçekçi Değil?

Rejim değişikliği tartışmalarının ötesinde, İran’ın etnik hatlar üzerinden bölünmesi fikri zaman zaman gündeme geliyor.

Ancak bu söylem, devlet aklıyla hareket eden kurumların gerçekçi analizleriyle örtüşmüyor.

İran’ın bölünmesini imkânsızlaştıran beş temel faktör var:

1. Irak sendromu: 90 milyonluk bir ülkede Irak benzeri parçalanmayı yönetmek rasyonel değil.

Kaosun radikal örgütleri büyütmesi ve nükleer bilgi birikiminin kontrolsüz kalması en büyük risktir.

2. Mülteci tsunamisi: İç savaş Türkiye’yi ve ardından Avrupa’yı sarsacak tarihî bir göç dalgası üretir.

3. Enerji şoku: Hürmüz’ün kalıcı tehdit altına girmesi, küresel enerji fiyatlarını öngörülemez biçimde sıçratır.

4. Komşuların direnci: Türkiye, Pakistan ve Körfez ülkeleri parçalanmış İran’ı istemez.

5. İsrail’in açmazı: Parçalanmış İran, kontrolsüz kitle imha kapasitesi ve radikal örgüt riski üretir.

Etnik Ayrılıkçılığın Sınırları

İran’daki büyük etnik grupların ayrılıkçılık potansiyeli iddia edildiği kadar yüksek değildir:

Azeriler: Derinden entegre; talepler bağımsızlık değil kültürel haklar düzeyinde.

Kürtler: Hoşnutsuzluk var; kitlesel ayrılıkçı destek sınırlı, Türkiye faktörü belirleyici.

Beluciler: Şikâyet var; bağımsızlık desteği zayıf, Pakistan engeli güçlü.

Araplar (Ahvaz): Petrol bölgesi olsa da İran kimliği güçlü; Şii bağlar ayrılıkçılığı zayıflatıyor.

Sonuç

Washington ve Tel Aviv’in nihai hedefi İran’ı bölmek değil; Devrim Muhafızlarını yıpratarak İran’ı içeriden dönüşüme zorlamaktır.

Çünkü dış politika, vekil ağları ve ekonomi bu yapı tarafından belirleniyor.

Maksimum baskı” politikasının özü, rejimi şu ikileme sıkıştırmaktır:

Ya davranış değiştirirsin, ya da içeriden çöküşü izlersin.

Dolayısıyla İran’ın bölünmesi, birkaç radikal çevrenin ideolojik fantezisinden öteye geçemez.

Nihai belirleyici, İran içindeki elit çatlağı ve muhalefetin meşruiyet mücadelesidir.

Ekonomik kriz derinleşirse, IRGC içinde yaşanacak bir kopuş dışarıdan rejim değişikliğini mümkün kılabilecek en gerçekçi iç dinamik olarak öne çıkar. Ancak bu dönüşüm, İran’ın bölünmesiyle değil, merkezi yapının yeniden şekillenmesiyle sonuçlanacaktır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP