Günümüzde akıllardan çıkarılmaması gereken bazı ayet ve Hadisi şerifler:
“Hazırlığınızı yapın bölük halinde veya topluca seferber olunuz.“
“Allah yolunda ancak ahiret hayatını dünya hayatı karşılığında satın alanlar savaşsınlar.”
“Size ne oluyor ki, mazlum erkekler, kadınlar, çocuklar: ”Ey Rabbimiz bizi, bu ehli zalim olanların beldesinden çıkar ve bize katından bir yardımcı ve zafer gönder diyenler için Allah yolunda savaşmıyorsunuz.
(”Nisa: 71, 74)
Müslümanlara ne oluyor da mazlum Gazze halkını, ümmet olarak yalnız bırakıyorlar.
Resulullah efendimiz:
“Kim cihad etmeden ve cihad etmeyi içinden dahi geçirmeden ölürse nifak şubelerinden bir şube üzerine ölür.” (Müslüm)
Bu hadis, her müslümanın cihattan nasiplenmesini zaruri kılmaktadır.
Cihad cehd ve gayrettir.
Bu gayret ya mal ve parayla, ya eğitim, öğretimle, ya da gerektiğinde canıyla ortaya konulacaktır.
Müslümanların izzet ve şerefi cihadla kaimdir.
Kafirlerin, radikal ve ılımlı islam propagandaları; radikal İslam’la, İslam’da olmayan terörü cihada benzeterek islam’ı karalamak, kendi uydurdukları ılımlı İslam modeliyle de İslam’daki haklı cihadı tatil etmek gibi girişimlerine yenik düşmeyelim.
Dinin hayata hakim olması için ortaya konan mücadelenin terör olarak adlandırılması, geçmişte Allah‘ın peygamberlerinin haklı cihadlarını deli ve büyücü gibi adlarla adlandırılmasına benzer bir anti propaganda operasyonudur.
Dün Yunanistan’da, İspanya’da Almanya’da Neo Naziler, İtalya’da Kızıl Tugaylar ve daha pek çok örgüt, terör ve şiddet yöntemiyle seslerini duyururken bunların hiç birine Hıristiyan ve Yahudi Terörü denmiyordu.
Bugün de Amerika’nın Afganistan ve Irak’ta ve İsrail’in de Filistin’de yaptıkları halen terör diye anlatılmıyor.
Unutmayalım ki, bu topraklarda asıl cihad anlayışı terk edileli çok şey değişti ve değişmektedir.
Firavun: “Bırakın Musa’yı öldüreyim de, Rabbine yalvarsın bakalım O, Musa’yı kurtaracak mı? Çünkü ben onun dinini değiştireceğinden yahut yeryüzünde fesad çıkaracağından korkuyorum dedi”. (Mümin: 26)
O gün Firavun kendi parlamentosunda kurduğu (laik, dinsiz) düzeni korumak için askerleri, bir kısım öğretmenleri, ekonomistleri, hukuk uzmanlarını, sanatkarları ve her sahada uzman kişileri göreve çağırmıştı.
Onlarda, parlamentoda
Hz. Musa ve Harun için şöyle dediler: “Şüphesiz bunlar, iki sihirbazdır; sizi yerinizden çıkarmak ve sahip olduğunuz onurlu ve seçkin yolu laikliği yok etmek istiyorlar.” (Tahe: 63)
Parlamento top yekün karar aldı.
“Hz. Musa ve onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!” (Mümin: 25)
Çünkü bunlar demokrasi düşmanıdır dediler.
Firavun, iktidarın, Karun ise paranın gücüyle beni İsrail’e her çeşit zulmü reva görüyorlardı.
Bunlar devletin tüm imkanlarını kullanarak Hz. Musa’nın tebliğine şiddetle karşı çıktılar ve onu sihirbazlıkla ve yalancılıkla suçladılar.
Bununla da kalmayıp, İsrailoğullarının yeni doğan tüm erkek çocuklarının öldürülmesini istediler.
Bugün de modern ve çağdaş firavunlar, kendi kurdukları sistemlerini tahkim etmek için müslümanlara her türlü zulmü reva görmeye devam etmektedirler.
Küfür cephesinde yeni bir şey yoktur.
Aynı senaryo devam ediyor.
Allah’ım!
Cümle müslümanlara basiretli olmayı nasip eyle.
GÜNDEM
17 Ocak 2026SPOR
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026UNCATEGORİZED
17 Ocak 2026EKONOMİ
17 Ocak 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7366 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5850 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4619 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3729 kez okundu
5
Şehzadeler’in yeni başkanı seçildi: CHP adaylar arasında kıyasıya yarış yaşandı
3276 kez okundu