DOLAR 45,0379 0.19%
EURO 52,8518 0.28%
ALTIN
BITCOIN 35124510,80%
İstanbul
18°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Sessizce işten çıkarmalar ve sendikalar?

Sessizce işten çıkarmalar ve sendikalar?

ABONE OL
Nisan 26, 2026 18:36
Sessizce işten çıkarmalar ve sendikalar?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SESSİZ İŞTEN ÇIKARMALAR, YÜKÜ ÜÇ KAT ARTAN EMEK: SENDİKALAR NEREDE?

Ekonomik kriz derinleşirken, faturanın kimlere kesildiği sorusu her geçen gün daha da girift hale geliyor.

Son dönemde perakende sektöründe yaşanan gelişmeler, bu sorunun cevabını acı bir şekilde ortaya koyuyor: İşçiler.
Özellikle büyük marketlerin çalışanlarının “üçer beşer, sessiz sedasız” işten çıkarılması, yalnızca bireysel mağduriyetler oluşturmakta kalmıyor; aynı zamanda çalışma hayatında ciddi bir adaletsizliğin de kapısını aralıyor.

İşten çıkarılan her bir emekçinin ardından, geride kalan işçilerin omuzlarına daha fazla yük bindiriliyor.

Aynı iş, daha az kişiyle, daha uzun saatlerde ve daha ağır koşullarda yapılmaya zorlanıyor.

Bu durum yalnızca iş barışını zedelemekle kalmıyor; aynı zamanda çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlığını da doğrudan tehdit ediyor.

Artan iş yükü, tükenmişlik sendromunu kaçınılmaz hale getirirken, beden işçilerinin sağlığını hiçe sayan bir düzene işaret ediyor.

Peki bu noktada sormak gerekiyor: Sendikalar nerede?

İşçilerin haklarını savunmakla yükümlü olan yapılar neden sessiz? Tez-Koop-İş gibi yetkili sendikaların bu süreçte görünür bir duruş sergilememesi, çalışanlar arasında ciddi bir hayal kırıklığına neden oluyor.

Sendikal örgütlenmenin en temel amacı, işçiyi korumak ve haksız uygulamalara karşı ses yükseltmektir.

Ancak bugün gelinen noktada, işçiler yalnız bırakıldıklarını düşünüyor.

Oysa kriz dönemleri, dayanışmanın ve adil paylaşımın en çok ihtiyaç duyulduğu zamanlardır.

Ekonomik daralma yalnızca işçilerin omuzlarına yüklenmemeli; şirket yönetimlerinden üst düzey yöneticilere kadar tüm birimler bu yükü adil bir şekilde paylaşmalıdır. İşten çıkarmalar, “kaçınılmaz” bir çözüm olarak sunulsa da, çoğu zaman tercih edilen en kolay yoldur.
Oysa alternatifler vardır: Çalışma saatlerinin düzenlenmesi, ücret politikalarının yeniden gözden geçirilmesi, yönetim kademelerinde fedakârlık yapılması gibi.

Unutulmamalıdır ki, üretimin ve hizmetin temel taşı emektir.

İşçiyi yok sayan, onu yalnızca maliyet kalemi olarak gören bir anlayış sürdürülebilir değildir.

Bugün sessiz kalanlar, yarın daha büyük bir adaletsizliğin parçası haline gelebilir.

Bu nedenle hem sendikalara hem de kamuoyuna düşen sorumluluk açıktır: Sessizliği bozmak. İşçilerin sesi olmak.

Çünkü bir işçinin hakkı, yalnızca onun değil, toplumun ortak vicdanının meselesidir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP