Dostlar;
Sadece kendisi için yaşayan kişi, bir anlık huzur bulabilir ve geçici bir afiyetin gölgesinde dinlenebilir.
Ancak o, ebediyet mizanlarında kendisine dönüp bakılmayan, etkisi küçük, uzantısı sınırlı, sanki hayattan bir hayal gibi geçip gitmiş bir yolcudur.
Kişi rahat yaşamış olabilir.
Ancak kendisini, kendi benliğinin sınırlarını aşmayan dar bir daireye hapsetmiştir.
Ümmetin derdini yüklenen, kalbini insanların acılarına ve umutlarına bir meydan kılan ve kendisinden, vaktinden vede rahatından fedakârlıkta bulunan kimse ise; meşakkatle karşılaşsa bile yücelerin makamlarına yükselir.
İnsanların kalplerinde büyük olarak yaşar, etki mizanında azamet sahibi olur ve arkasında sönmeyen bir nur bırakarak büyük olarak ölür.
O Yüce İnsanlar…
Onları rahatlık var etmedi, onları rehavet yetiştirmedi.
Aksine onları duruşlar inşa etti ve fedakârlıklar işledi.
Böylece görülen zirveler ve kendileriyle yol bulunan işaretler haline geldiler.
Bedenleriyle gitseler de kendileri için yaşamadılar, bilakis bir dava olarak yaşadılar, bir nur olarak geçip gittiler ve zaman onları ölümsüzlerin siciline kaydetti.
Erdemlerin inşası meşakkatlere katlanmakla, güzel bir namın kazanılması ise yüce işlerde çabalamakla olur.
Güzele talip olan için mehir pahalı gelmez.
Aziz olan üstün olur.
Aşağılanmayı kabullenen için aşağılanmak kolaylaşır.
Yeryüzünde yürüyen nice bedenler vardır ki, onlar ölüler hükmündedir, toprağın örttüğü nice insanlar vardır ki, onlarda insanların kalplerinde hiç ölmeyecek birer diridirler.
Büyüklük bedava değildir ki bedeli “rahatlık” olsun.
Şunu söyleyen ne güzel söylemiş: “Meşakkat olmasaydı bütün insanlar önder olurdu.”
Yüce hedeflere hizmet etmek için zor yolu seçen kimse, ancak “o” adının ölümsüzleşmesini hak eder.
Nurunu ufuklara akıtan bir yeri diğerinden ayırmayan gözlerden önce kalplerin kendisinden istifade ettiği bir ay gibi yaşayan kişi ile etkisi sınırlı, ışığı birkaç metreyi zor geçen ve söndüğünde kendisiyle beraber her şeyin söndüğü sönük bir lamba gibi yaşayan arasında ne büyük fark vardır!Parlayan bir yıldız, aydınlatan bir ay olmak isteyen kişi için bu yol kolay değildir.
Ancak esbabına sarılmakla mümkündür.
Kendin için değil, bir dava ve hedef için yaşamak.
Ömrünü arzularına hapseden daralır, ömrünü bir dava ve hedefle genişleten ise ufukları dolduracak kadar genişler.
Büyükler “Ne aldım?” diye sormazlar aksine, “Ne sundum?” diye sorarlar.
Ümmetin derdini yüklenenin derdi büyüdükçe sen de büyürsün.
Kendisi için yaşayan küçülür, ümmeti için yaşayan tek başına olsa dahi büyür.
Yüce işlerde yorulmak büyüklük, rahatlık zamanlarında doğmaz, aksine nefisle cihad edilen, tembelliğe galip gelinen ve diğerleri geri çekilirken, sebat edilen mücadele saatlerinde yontulur.
Allah ile olan bağın sadakati gerçek nur şöhrette değil, ihlastadır.
Kim iç âlemini ıslah ederse, Allah onun dışını aydınlatır ve böylece sözü nur, etkisi hayat olur.
Kim Allah’a karşı sadık olursa, Allah da ona sadık kalır.
“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı
verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzâb, 23)
Geçici bir atılım değil süreklilik, büyükler var gücüyle başlayanlar değil, sonuna kadar sebat edenlerdir.
Zira sürekli damlalar nehri meydana getirir.
Makamın yüceliği ile beraber tevazu kul yükseldikçe boynu daha çok bükülür bu kabulün alameti ve kalplerde kalıcılığın sırrıdır.
İnsanlar üzerindeki etkin arkanda değişmiş kalpler, hidayete ermiş nefisler ve aydınlanmış yollar bırakmandır.
Büyük olan, adı parlayan değil, faydası yayılandır.
GÜNDEM
01 Nisan 2026SPOR
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026UNCATEGORİZED
01 Nisan 2026EKONOMİ
01 Nisan 2026