
Yıllardır suskunluğunu sürdüren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dünürü, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak’ın babası gazeteci/yazar Sadık Albayrak, Cumhuriyet gazetesinden Barış Terkoğlu’na konuştu.
1980 askeri darbesinde yattığı cezaevine günlerini anlatan Albayrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tartışılan üniversite konusuna da açıklık getirdi. Sadık Albayrak uzun yıllar önce memleketi Trabzon’a yerleşti ve doğal yaşamı tercih etti. Netameli konuların gündemdeme gelmedi konuşmanın tamamı şöyle:
“Geçen perşembe, Sadık Albayrak’ın 50. yazarlık yılı anısına çıkan kitabı anlatmıştım. Cuma günü telefonumdaki ses, “Sadık Bey sizinle konuşmak istiyor” deyince “Eyvah” dedim. Çünkü metrodaydım. Telefon kesiliyordu. Müsaade istedim. İndiğimde ben aradım.
Açık söyleyeyim, karşımda öfkeli bir ses bekliyordum. Kalkanımı hazırlamıştım. Öyle ya, bir gün önce kitabı hakkında onu sevenleri kızdıran bir yazı yazmıştım.
Oğullarıyla da aram iyi değildi. Şikâyetleriyle defalarca yargılanmakla kalmamış, onların savcılarının marifetiyle, uydurma suçlamalarla tutuklanmıştım.
FİKİR HÜRRİYETİ ÇOK ÖNEMLİDİR’
Gelgelelim…
Sadık Albayrak hiç orada değildi. Tam tersine, yazıyı okuduğunu, memnun olduğunu söyledi.
Üstüne teşekkür etti.
Biliyorum, Albayrak bir İslamcıydı. Solcularla, Atatürkçülerle hatta radikalliği nedeniyle Erdoğan’la bile karşı karşıya gelmişti.
Ancak sözleri bir ironi değildi. “Solcular 141-142’den yargılanıyordu. İslamcılar 163. maddeden. Ben 15 sene 163. madde ile uğraştım.
Kitap yazıyordum, soruşturma açılıyordu. Yetmiyor, yeni baskılarına da açılıyordu” diye başladığı sözü devam ettirdi: “Babıâli Yokuşu’nu iyi bilirim. Her fikirden insanla konuştum. Asla fanatik davranmadım.”
Milli Gazete’de yazarlık yapmıştı. Ama ambargolar nedeniyle uzun süre basın kartı alamadığını anlattı. Gazete sahipleri sendikasının gücü sayesinde, istediğine basın kartı alabildiğini, sakıncalı gazetecilerin ise buna gücünün yetmediğini söyledi. Ona göre, gazeteciler örgütlenmedikçe bu böyle sürecekti.
Sadece bu kadar değil…
Sadık Albayrak’ın nasıl Sadık Albayrak olduğunun hikâyesini o başka türlü anlatıyordu:
“Fikir hürriyeti çok önemli.
Ben sinema eleştirisini Milliyet gazetesinin sayfalarından öğrendim. Fikri gelişimimde Cumhuriyet gazetesinin ikinci sayfasındaki Olaylar ve Görüşler etkili oldu. Spora başka türlü bakmayı başka bir gazeteden öğrendim. Böyle geniş bir kültür olursa sağlıklı ve huzurlu bir ortam olur.”
Kuşkusuz bugün orada değildik ki sözünü “Memlekette önce kültür rönesansı yapmak lazım” diye bitirdi.
SİLİVRİ’Yİ YIKTILAR DAHA BÜYÜĞÜNÜ YAPTILAR
Sadık Albayrak, 12 Eylül’den sonra mahkum olmuş, dokuz ay Silivri Cezaevi’nde yatmıştı. Benim aynı cezaevinde iki kez, toplam iki sene kaldığımı hatırlattım. Albayrak, o dönem koğuşlarının 28 metrekare olduğunu, 26 kişi kaldıklarını söyledi. “Çıktığımda, bu cezaevi yıkılmadan bir daha Silivri’ye gitmem demiştim, yıktılar da daha büyüğünü yaptılar” derken gülümsediğini, sanki ahizenin bu tarafından gördüm.
Sadık Albayrak devam etti:
“1. Ordu Sıkıyönetim Mahkemesi’ne yargılanmaya gitmiştim.
Çay ocağında sigara içerek duruşmayı bekliyordum.
Öte yandan solcu gençleri getirdiler. Bilmem hangi örgüttenler.
Tek tip elbiseyi reddetmişler. Jandarmalar, duruşmaya şort atlet getirmişler. İçlerinden bir kızcağız yanaştı, ‘Abi sigarandan bir fırt alabilir miyim’ dedi.
Hemen uzattım. Bir fırt, bir fırt, bir tane daha derken jandarmalar çekti götürdü. Bunca yıl sonra, o kızın gözlerinin altındaki morluk hâlâ gözümün önünde. Benim için insan unsuru, insan yaşamı önemli, sağ-sol değil.”
ERDOĞAN SİGARA GETİRİRDİ
Daha önce hakkında bir yazı daha yazmıştım. Okuduklarımdan, tiryakiliğini biliyordum. Malum, cumhurbaşkanı sigara içenleri tefe koyuyordu. Konuyu oraya getirince yanıt verdi:
“Ben hocadan fetva aldım: Kalpte iman kafada duman lazım. Necip Fazıl da çok sigara içerdi.
Günah derlerdi. O da ‘Benim için kendini yakan sadece odur’ diye cevap verirdi.”
Konu; sigara ve cumhurbaşkanı deyince elbette diplomaya geldi. Halk TV’deki programımızı izlemişti. Konuk Rafael Sadi, Erdoğan’la okul arkadaşı olduğunu hatırlatınca diplomasını sormuştum.
Sadi, Erdoğan’ın diploma alıp almadığını bilmediğini söylemişti. “Şirin Hanım’a ve Emin Bey’e selam söyle” diyen Albayrak’ın bu konuda sözü vardı:
“Silivri’de yatarken 15 günde bir ziyaretçi gelirdi. Gelenler sigara getirirdi. Çoğu kaçak sigaraydı. Benim ziyaretçim ise o sıra Hasdal’da asteğmen olan Recep Tayyip Erdoğan’dı. Herkese sigara paket paket gelirdi. Erdoğan, kantin subayıydı. Bana kartonla ‘Silahlı Kuvvetler sigarası’ getirirdi.
Yüksek tahsili olmasa subay olabilir miydi?”
YAYLALAR FİLİSTİN’E DÖNDÜ
80 yaşındaki Sadık Albayrak uzun süredir yazmayı bırakmış, doğduğu topraklara geri dönmüştü. “Okuma yazmayı, burada, kömürle duvara yazı yazarak öğrendim.
Beş yaşımda duvarlara ‘Sadik sever guzeli’ yazardım” diyerek güldü.
Yaylada sakin bir hayat sürmesinin hikâyesini de anlattı:
“40-50 eserim var.
Yıllarca insanın kitabını yazdım. Şimdi tabiatın kitabını yazıyorum. Kapımda Rahman suresi asılı. ‘Bitkiler ve ağaçlar, ikisi de secde ederler’ yazıyor. Kapıya Nâzım Hikmet’in de şiirini astım: Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…”
Yine de şikâyetçiydi.
Çünkü anlattığına göre beton düzeni Karadeniz’in yaylalarına kadar uzanmıştı: “50 sene önce buralar ormandı, şimdi Filistin’e çevirdiler. Her yere inşaat yapıyorlar.
Cumhurbaşkanı ne derse desin alt kademeler doğayı katlediyor.
Sağı solu yok bu işin, hepsi yapıyor.”
KONUŞMAKTAN KORKMAMAK LAZIM
Albayrak, yaylaya yerleşmesi sayesinde köklerini keşfettiğini anlattı. Bir sahanın arkasında yazan, bir tapu senedinde geçen isimlerden yola çıkıp dedelerinin haritasını çıkardığını söyledi. Benimkini de sordu. Babamın Urfalı olduğunu, ondan öncekilerin de Elazığ tarafından geldiğini söyleyince sözlerine devam etti:
“15 sene Diyanet mensubuydum. Osmanlı ulemalarını anlattığım beş ciltlik kitabım var. Şimdi burada çalışıyorum. Ona üç cilt daha ekleyeceğim. Harputlu bir âlimi okuyorum. Kürt dili grameri yazmış. 1907’de Abdülhamit’e sesleniyor: ‘Kürdistan dağlarında insanlar cehalet içinde yaşıyor.’ Bunu bugün çocuklarımıza okutabiliyor muyuz? Okusunlar da öğrensinler, bilgin olsunlar. Benim kitabımda Yemen’den Kosova’ya 55 tane kadı-müftü var. Kürtlüğünü inkar etmeyen, anadilim Kürtçe diyenler de var. Bunları konuşmaktan, kültürünü ortaya koymaktan, geleceğe aktaracak ürünler vermekten korkmamak lazım.
Bir kimlik sorunu var. Bu memleket hepimizin.”
Sadık Albayrak, bana da kitap tavsiyelerinde bulundu. Selam ile telefonu kapattık.
KILIÇLARIN YERİNDEKİ HANÇERLER
Beklemediğim bir konuşma beklemediğim gibi bitmişti.
Beni de düşündürdü.
Sadık Albayrak, cumhurbaşkanının “Ağabey” diye hitap ettiği dünürüydü. Ben ise Erdoğan’ın sık sık hedefi oluyordum. Sadık Albayrak, İslamcı gazetelerde yazmıştı, ben Cumhuriyet’teydim. Neredeyse yarı yaşındaydım.
Gelgelelim, başka da karşıt da olsak kılıç keskinliğindeki kalemiyle, onun “düello kuşağından” olduğunu söylemeliyim. Hayır, biz yendik diyemiyorum. Birbirimizin kılıcının ucunu tatmadık. Siyasal İslamcı ütopya, sadece Türkiye’de değil, geniş bir coğrafyada, hayatın kendisine kaybetti. İktidarlaşınca ve tabii saraylaşınca; dava yerini paraya, iman ise betona terk etti. Haliyle düello kuşağının kılıçları, yerini hançerlere bıraktı.
Sadık Albayrak, yazarlığı bırakıp Karadeniz’in yaylalarına çıkarak belki de temelinin atılmasına tanık olduğu bir binanın enkazının altında kalmaktan kurtulmuştu.
Seyyid Hamid, askıya terk ettiği kalemine nasıl seslenmişti:
“Dokunmasın kimse sakın,
Çünkü benim bu düello.”
Sadık Albayrak kimdir?
15 Şubat 1942 yılında Trabzon’un Of ilçesine bağlı Yenice Köyü’nde hayata gözlerini açtı. Ulema bir aileye mensup. Dini bilgileri ve Kur’an’ı köyündeki cami imamından öğrendi. Babasının manifatura dükkanı açması sebebiyle ailesiyle Trabzon’a geldi. 1954’de İlkokulu Cudibey İlkokulu’nda bitirdi. İmam–Hatip Okulu’na kaydoldu. 1962’de imtihanla İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’ne girdi. 1966 yılında mezun oldu. 1964 tarihinde İstanbul Sultanahmet Camii kürsü vaizliğine tayin edildi. Askere gittiği 1967 ortalarına kadar, Beyazıt, Şehzadebaşı, Fatih camilerinde irşad vazifelerinde bulundu.
Öğrenciliği sırasında, 1964-1967 yılları arasında Yeşilay (IOGT)’ın gençlik başkanlığını devam ettirdi. Okullar arasındaki münazara yarışmalarının düzenleyicisi ve yöneticisi oldu. Yüksek İslam Enstitüsü öğrenci derneği üyeliği ile beraber Mezunlar Derneği başkanlığını da bir müddet sürdürdü. Bu arada İslam Medeniyeti Vakfı’nın kurucusu oldu. 1970 yılından itibaren, İstanbul Müftülüğü’ne bağlı Şeriyye Sicilleri Arşivi’nde 8 yıl uzman olarak çalıştı. 1970’li yıllarda Babıali’de Sabah, Yol, Ufuk, Yeni İstiklal, Sebil, vb. gazete ve dergilerinde yazıları çıktı. 1977 Martında çıkmaya başlayan Yeni Devir gazetesinde ‘Mizan’ başlığı altında günlük yazmaya başladı.
Haziran 1977 yılında MSP’den Trabzon Milletvekili adayı oldu.
1977’de İskilipli Atıf Efendi’nin bir eserinden ötürü, merhum Necip Fazıl’la beraber, İstanbul Toplu Basın Mahkemesi’nde yargılandı. 1981’de ise bir eserinden dolayı mahkum oldu. 1982-1983 yıllarında 9 ay kadar Silivri Kapalı Cezaevi’nde yattı.
1981’de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından ‘Son Devir Osmanlı Uleması’ eserinden dolayı birincilik ödülüne layık görüldü.
1979 yılından itibaren Milli Gazete’de ‘Mizan’ köşesindeki yazmaya başladı.
1991 ve 1995 seçimlerinde RP, 1999 seçimlerinde FP’den İstanbul milletvekili adayı oldu.
1996 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde kültür danışmalığına başladı.
Sadık Albayrak, evli ve iki erkek çocuk babasıdır.
Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak ve Turkuvaz Medya Grubu’nun CEO Serhat Albayrak’ın babaları 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünürüdür.
GÜNDEM
02 Haziran 2026SPOR
02 Haziran 2026GÜNDEM
02 Haziran 2026GÜNDEM
02 Haziran 2026GÜNDEM
02 Haziran 2026UNCATEGORİZED
02 Haziran 2026EKONOMİ
02 Haziran 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7442 kez okundu
2
Milli Takımı üzen haber Madrid’ten geldi!
6630 kez okundu
3
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5924 kez okundu
4
Akıllı kişi nasıl yaşar?
5105 kez okundu
5
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4692 kez okundu