DOLAR 45,9323 0.05%
EURO 53,5611 0.23%
ALTIN
BITCOIN 3173208-4,23%
İstanbul
26°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Kurban kestik, nefsimizi kesebildik mi?

Kurban kestik, nefsimizi kesebildik mi?

ABONE OL
Haziran 2, 2026 15:44
Kurban kestik, nefsimizi kesebildik mi?

Kurbanın değeri kesilenle değil, insanda bıraktığı değişimle ölçülür.

Bir Kurban Bayramı‘nı daha geride bıraktık.

Milyonlarca kurban kesildi, milyonlarca insan bayramlaştı.

Fakat bugün toplum olarak kendimize şu soruyu sormak zorundayız: Kurbanlarımızı Allah için kestik ama nefsimizi, kibrimizi, öfkemizi ve hırslarımızı da kurban edebildik mi?

Çünkü insanın en zor imtihanı elindeki bıçağı kurbana vurması değil; kalbindeki kibri, dilindeki kırıcı sözleri ve gönlündeki kini terk edebilmesidir.

Asıl mesele kurban kesmek değil, kurbanın bizde neyi değiştirdiğidir.

Kurban ibadeti sadece bir hayvanın kesilmesinden ibaret değildir.

Kurban, insanın Allah‘a teslimiyetinin, sadakatinin ve fedakârlığının sembolüdür.

Hz. İbrahim‘in teslimiyeti ve Hz. İsmail‘in tevekkülü bize sadece bir ibadeti değil, aynı zamanda bir ahlakı ve bir hayat anlayışını öğretmektedir.

Bugün birçok insan kurbanını kesiyor ama öfkesini kesemiyor.

Kurbanını dağıtıyor ama kibrini dağıtamıyor.

Bayramlaşıyor ama yıllardır konuşmadığı kardeşine bir adım atamıyor.

Sofralar büyüyor fakat gönüller küçülüyor.

Evler kalabalıklaşıyor ama yalnızlıklar artıyor.

Oysa bayramlar sadece et dağıtma günleri değildir.

Bayramlar kırgınlıkları tamir etme, küskünlükleri bitirme, gönülleri onarma günleridir.

Çünkü kırılan bir kalbin tamiri, bazen yapılan birçok ibadetten daha kıymetli sonuçlar doğurabilir.

Ne yazık ki günümüzde insanlar birbirlerine karşı daha tahammülsüz hâle geldi.

Bir yanlış söz yıllarca süren dostlukları bitirebiliyor.

Miras meseleleri kardeşleri birbirine düşürebiliyor.

Menfaat hesapları dostlukların önüne geçebiliyor.

Sosyal medya kalabalıkları içinde gerçek dostluklar ve samimiyetler kaybolabiliyor.

Asıl kurban edilmesi gereken şey bazen içimizde büyüttüğümüz kin, öfke, haset ve kibirdir.

Çünkü insanın en büyük mücadelesi dışarıdaki düşmanla değil, kendi nefsiyle yaptığı mücadeledir.

Nefsine hâkim olabilen kişi, gerçek anlamda özgürlüğe ulaşır.

Bugün dünyamızın ihtiyacı olan şey daha fazla bina, daha fazla teknoloji ya da daha fazla gösteriş değildir.
Dünyamızın ihtiyacı olan şey; merhamet, adalet, vicdan ve samimiyettir.

İnsanlığın kaybetmeye başladığı en önemli değerler de bunlardır.

Bayramlar gelip geçiyor. Takvimler değişiyor.
Yıllar birbirini kovalıyor.
Ancak geriye dönüp baktığımızda hatırlanacak olan şey ne kadar kurban kestiğimiz değil; kaç gönül kazandığımız, kaç yarayı sardığımız ve kaç insana umut olduğumuzdur.

Belki de bu bayramın ardından kendimize samimiyetle dönüp bakmalı, kırdığımız kalpleri hatırlamalı, ihmal ettiğimiz dostlukları yeniden kurmalı ve vicdanımızla baş başa kalmalıyız.
Çünkü gerçek bayram, sadece evlerimize değil, gönüllerimize de huzurun geldiği gündür.

Bu nedenle bayramın ardından kendimize bir kez daha soralım: Kurban kestik, peki nefsimizi de kesebildik mi?

Eğer bu soruya gönül rahatlığıyla cevap verebiliyorsak, işte o zaman bayramın gerçek ruhuna biraz daha yaklaşmışız demektir.

Rabbim kurbanlarımızı kabul, gönüllerimizi mamur eylesin.

Nefsimizi terbiye etmeyi, kırılan kalpleri onarmayı ve ardımızda güzel izler bırakmayı nasip etsin.

Bayramlar geçse de gönüllerimizdeki muhabbet, vicdanlarımızdaki merhamet daim olsun…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP