Boşanma hukuki olarak evliliğin sona erdirilmesi durumudur.
Yapılan araştırmalara göre boşanma erkeklerde 25-39 kadınlarda ise 20-34 yaşlarında yoğunluk göstermektedir.
Meydana gelen boşanmaların %44.8’i, evliliğin ilk beş yılında gerçekleşmektedir.
Bu sebeple ilk beş yıl, evlilikte kritik yıllar olarak nitelendirilebilir. Boşanmaların yaklaşık yarısına yakınının çocuksuz ailelere ait olduğu düşünülürse, çocuk varlığı, aileyi muhafaza eden önemli bir unsur görünümündedir.
Boşanma sebeplerine bakıldığında birçok etkenden bahsedebiliriz, bu konuya dikkat edildiğinde en çarpıcı sonuç; gelişmiş ülkelerde ki boşanma oranlarının az gelişmişlere göre fazla olmasıdır.
Bu durum ülkemiz geneline de aynı şekilde yansımıştır.
2000 yılı içinde Şırnak’ta 19 boşanma yaşanırken, aynı yıl İstanbul’da 6546, Ankara’da 2217, İzmir’de ise 4406 boşanma vakası meydana gelmiştir (Boşanma İstatistikleri 2000).
Bu sayılardan hareketle, ülkemizin batı bölgeleri doğu bölgelere, ekonominin geliştiği bölgeler gelişmemiş bölgelere, kentsel kesimler, kırsal kesimlere göre boşanma oranının daha yüksek olduğu yerler olarak düşünülebilir. Bununla birlikte gün geçtikçe yeni sebepler eklenerek ülkemizde boşanma oranlarında ciddi bir artışı görmekteyiz.
Kaybolan Çocuklar…
Boşanmalardan en çok etkilenen ne yazık ki bu parçalanmış ailelerin çocukları oluyor.
Anne ve babanın arasında kalan çocuklar, kendilerine ait bir yer bulamamalarından dolayı güven duygularında ciddi bir eksiklikle yaşama tutunmaya çalışmaktadırlar.
Boşanma süreci sancılı geçmişse ve eski çiftler arasında ki ilişki tamamen bitmiş ise çocuk üzerinde oluşan olumsuz etki de bir o kadar büyümüş oluyor.
Bu süreç çocuğun eğitim hayatına, mental gelişimine ve toplum içindeki tüm ilişkilerini ne yazık ki olumsuz etkiliyor.
Anne ve baba sevgisinden uzak olan çocuğun ileriki yaşlarda aldığı kararlarda yine hatalı oluyor.
Bu durum çocuk üzerinde duygu bozukluğu oluşumuna da sebep oluyor.
Özellikle lise çağında ki çocuklar incelendiğinde kötü alışkanlıklara (sigara, alkol vb.) sahip olanlar genel olarak parçalanmış bir ailenin ferdi olduğunu da görmekteyiz.
Geleceğimiz olarak konumlandırdığımız çocuklarımızın, en önemli eğitimi aldığı alanın, aile olduğunu düşündüğümüzde bu kurum içerisinde yaşadıkları her anın da çok önemli olduğunu belirtmek isterim.
Yozlaşan, günden güne zorlaşan, yalana ve yanlışa teşvik eden birçok faktörün olduğu bu zaman diliminde eşimiz ve çocuklarımız üzerinde ki sorumluluğumuzun farkında olarak, çok önemli olan bu ‘’kutsal kurum’’ yani ailenin öneminin farkına vararak yok yere sebeplerle bu kurumu dağıtmaya ve dağılan bu birliktelikle çocuklarımızı kaybetmeye kimsenin hakkı olmadığını bilmeliyiz.
Ne bir çocuk kaybolmalı, ne de gelecek yok olmalı.
GÜNDEM
22 Şubat 2026SPOR
22 Şubat 2026GÜNDEM
22 Şubat 2026GÜNDEM
22 Şubat 2026GÜNDEM
22 Şubat 2026UNCATEGORİZED
22 Şubat 2026EKONOMİ
22 Şubat 2026