DOLAR 43,8394 0.01%
EURO 51,7659 0.12%
ALTIN 7.255,591,02
BITCOIN 2905997-2,68%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Oruç ibadet ve çok yönlü bir kazançtır

Oruç ibadet ve çok yönlü bir kazançtır

ABONE OL
Mart 31, 2023 15:27
Oruç ibadet ve çok yönlü bir kazançtır
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Elbette ibadetler Allah’ın cc emrini yerine getirmek ve rızasını kazanmak için yapılır.

Oruç tutmanın da asıl gayesi Allahü tealâya kulluk etmektir.

Bununla birlikte oruç bir yönüyle ahiret, diğer yönüyle dünya için bir kazançtır.

Orucun manevî olduğu gibi birçok maddî, ferdî, sıhhî, içtimaî, ahlâkî ve ruhî faydaları da vardır.

Oruç tutmak kişiye sevap kazandırdığı gibi geçmiş küçük günahlarının affedilmesine de

vesile olur.

Orucun farziyeti ve ramazan ayında tutulması Bakara suresinin 183, 184 ve 185. ayetlerinde belirtildiği gibi  ve bizzat Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) uygulamalarıyla (sünnetle) sabittir.

Ramazan orucu riyanın karışmasının zor olduğu bir ibadettir.

Onun içindir ki Peygamber efendimiz (s a.v) bir hadis-i şerifinde şöyle haber vermektedir:

Allah cc buyurdu ki o benim içindir. onun mükâfatını bizzat ben veririm. Çünkü oruçlu yemesini içmesini benim için bırakmıştır.” (Buhâri/ Ebu hureyre (r.a)

Bilindiği gibi iyi amellerin karşılığının en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar verildiği

Kur’an-ı Kerim’in ayetleriyle bildirilmiştir.

Orucun sevabının mislini ise ancak yüce Rabbimiz bilir.

Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v)  “Oruçlu için iki sevinç vardır: biri orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir.”

diye haber vermiştir. 

(Buhâri, savm: 2)

Resmî ve sivil kuruluşlar mensuplarını zaman zaman eğitim ve daha iyi verim almak amacıyla belli bir süreyle kamplara almaktadırlar.

Bizlerde ramazanın dışında geçirdiğimiz rehaveti üzerimizden atmak, unuttuğumuz bazı değerleri hatırlamak için oruç eğitiminden faydalanmak üzere kendimizi ramazan ayında âdeta kampa almaktayız.

Kendimizi bu kampta şükür, irade ve sabır eğitiminden geçirmekteyiz.

Oruç tutmak bizlere Allah’ın cc nimetlerinin kıymetini daha iyi anlamamızı ve bu nimetlere karşı çok çok şükretmemiz gerektiğini öğretir.

Oruç, tutulduğu süre içerisinde bazı alışkanlıklarımızdan (yararlı veya zararlı da  olabilir) uzak kalarak irademizin güçlenmesine katkı sağlar.

Oruç, meşru olduğu halde elimizde bulunan nimetlerden yararlanmamaya katlanarak sabrımızın gelişmesine ve artmasına vesile olur.

Oruç elbette ki nefsin isteklerine uzak durmak olduğu için iradeyi, açlık, susuzluk, bazı alışkanlıklar ve davranışların işlenmemesine karşı duyulan sıkıntıya dayanma yönüyle de sabrı öğretmektedir.

Oruç ibadetiyle açlık çeken insan açın, yoksulun, muhtaç durumda olanların halini daha iyi anlar ve kanaat etmenin önemini kavramış olur.

Tok açın halinden anlamaz” diye bir söz vardır.

Oruçlu insan aç kalmakla açın halini anladığından 

kalbinde merhamet hisleri harakete geçer.

Yoksula yardım etme hisleri uyanır.
Ve zekât verme, yardım etme konusunda daha hassas hale gelir.

Bu durum da orucun içtimaî faydalarındandır.

Oruçlu kimse, iftar, sahur, teravih namazı ve diğer ibadetleriyle hayatını disiplin altına almış olur.

Oruç, bedenin zekâtı olarak sadece manevî değil maddî olarak da vucüdumuzdaki zararlı unsurları temizleyerek hayatımızın daha sağlıklı olmasını sağlar.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şerifinde: “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” diye buyurmaktadır.

Oruç, son zamanlarda tıp dünyasının da ilgisini çekmektedir.

Japon biyolog, bilim adamı Yoshinori Ohsumi

Oruçla ilgili yaptığı çalışmalarda, orucun bağışıklık mekanizmasını komple yenileyerek, insan vücudunun gençleşmesini, zindeleşmesini sağladığını kanıtlayarak, 2016 Nobel tıp ödülünü kazanmıştır.

Japon biyolog orucun sağlık açısından çok ciddi faydalar sağladığını ispat etmiştir.

Nobel ödüllü diğer bir bilim adamı olan Dr. Alexsiz Carrel, normalde organizmada depolanmış besin maddelerinin oruç esnasında harcandığını daha sonra ise bu harcanan besin maddeleri yerine yenilerinin geçtiğini böylece bütün vücudun yenilendiğini ispat etmiştir.

Diğer bir bilim adamı olan Dr. Otto Buchinger ise

Oruç tutmak ameliyatsız en önemli biyolojik tedavi yöntemidir” demekte ve Almanya’da oruçla birçok hastanın iyileştiğini söylemektedir.

İşçi, memur, öğrenci ve birçok insanın yıllık izinleri ve tatil günlerinde dinlenme ihtiyaçlarını giderdiği gibi durmadan çalışan organlarımızın da

dinlenmeye, kendilerini tamir etmeye ve yenilenmeye ihtiyacı vardır.

İşte bu ihtiyacı oruç karşılamaktadır.

Oruç, psikoloji açısından da toplumsal huzuru artırmaktadır.

Oruç tutan insanlar daha sağlıklı düşünüp daha sabırlı davrandıklarından toplumsal barışa katkı sunmaktadırlar.

Hatta oruç tutmayanların bile ramazan ayında

toplum yararına karşı diğer aylara göre daha duyarlı davrandıkları gözlemlenmektedir.

Oruç tutanların güzel halleri tutmayanları da etkilemektedir.

Oruç, insan ahlâkına da etki etmektedir.

Belirli bir müddet kendi helâl malına el sürmemeyi öğrenen insan kazandığı bu sabır refleksiyle başkalarının malına nasıl el sürebilir?

Şu da unutulmalıdır ki orucun faydalı olabilmesi için niyetin sağlam ve güzel olduğu gibi amelinde uygun olması sadece mideye değil bütün azalara da  oruç tutturulması gerekir.

Aksi halde kişinin eline sadece aç kalmaktan başka bir şey geçmez.

Oruçlu açlığını hissedebilmeli iftar ve sahurda yeme içme konusunda ölçüyü kaçırmamalıdır.

Orucun faydalarından biri de sosyal açıdan insanlar arasında empatiyi geliştirerek yoksul ve zengin arasında bir köprü oluşturmasıdır.

Ayrıca usulüne uygun bir şekilde tutulan oruç vücutta depolanan yağların yakılmasıyla sağlıklı zayıflamanın gerçekleşmesine vesile olur.

Oysa ki nice insanlar fıtrata aykırı bir şekilde zayıflama yöntemleri ile kendi sağlıklarını tehlikeye atmaktadırlar.

Ne tuhaftır ki dünyamızda milyonlarca insan açlıktan bir deri bir kemik kalmış şekilde sefalet içinde yaşarken diğer taraftan aşırı gıda alımından obez olan milyonlar zayıflamaları için servet değerinde harcamalar yapmaktadırlar.

Oruç zihin fonksiyonlarını artırır.

Bazılarının öğrencilere: “sakın oruç tutmayın yoksa kafanız çalışmaz” demeleri şehir efsanesinden ibarettir.

Bilimsel çalışmalar bunun aksini ispatlamıştır.

Müslümanlar olarak bizler oruçlarımızı Yüce Rabbimizin emri olduğu için tutmaktayız.

Ayrıca sevap kazanmamızın yanında bazı dünyevî faydalar elde etmemiz Rabbimizin bir ikramıdır.

Yüce Rabbimden tutacağımız oruçlarımızı kabul etmesini tutamayan din kardeşlerimize de tutabilmeyi nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP