Dostlar;
Gece oldu ve insanların uyku zamanı geldi.
Bir balığın suya daldığı gibi hepsi uykuya dalıverdi.
Gündüz olunca da insanlar sebeblere sarılıp sebeblerin olduğu yöne giderler ve sebeplere sarılırlar fakat o sebepleri yaradana yani Müsebbib-ül Esbab olan Yüce Allah’a gitmek başka bir şeydir. “Geceyi uyku için örtü yaptık. Gündüzü de çalışıp kazanmak için fırsat kıldık.” (Nebe: 10-12)
Bütün bunlar ve dahası güzel ve dev olan nimetlerdir.
Bu nimetler içinde hayat sürerken, korku ve umid içinde Yüce Allah’a manen yaklaşmak başka bir şeydir. İnsanları hedefledikleri sonuçlara götürecek olan sebebleri ve sonuçları yaratan ve evirip çeviren Allah’tır.
Müsebbib-ül Esbab’tır.
Faili hakiki olan yüce Allah’tır.
Sebeplere, aletlere takılıp aldanma, mağrur olma, her şeyi organize eden her şeyi yapan, yaratan ve kuşatan O’dur.
Kiş iyi niyet sahibi olursa ve yaptığını doğru yaparsa uykusu da çalışması da onu Allah’a yaklaştırır.
Bir mü’min iyi niyetle ve ihlaslı bir kalp ile gece kalkıp namaz kılmak için veya sabah namazına erken uyanıp eda etmek için o niyetle yatıp uyuduğunda, bu sıradan ve adet olan uyku onun için ibadet olur.
Aynı şekilde ailesinin nafakasını ve maişetini temin etmek için sebeplere sarılıp çalıştığında, hem çalışıp kazandığı ve belki veren el olduğu için Allah’ın sevgili kulu olur.
Hem de bir ibadet içinde olmuş olur.
Çünkü niyet adet ile ibadetin arasını ayırıyor.
Yok bu güzel niyetleri yapmazsa, sıradan bir iş yapmış olur.
Muaz bin cebel (r.a) şöyle buyuruyor: “Ayakta ve uyanık olduğumda yaptığım şeylerden Yüce Allah’tan ecir beklediğim gibi, uyurken de Yüce Allah’tan sevap umuyorum.
Çünkü uykum da Allah rızası içindir.
Zira niyetim gece teheccüde uyanmak, sabah namazını vaktinde erken ve mümkünse cemaatle kılmaktır.
Allah bu hususta şöyle buyuruyor: De ki: “Benim namazım her türlü ibadetim, hayatım ve ölümüm, alemlerin rabbi olan Allah içindir.” (En’âm: 161)
Hayatı Allah merkezli olan bir mü’min, dünyayı isterken, terkederken niye isteyip niye terk ettiğini, yatarken niye yattığını, uyurken niye uyuduğunu hatta kızarken niye kızdığını ve birisini severken niye sevdiğini, buğz ederken de niye buğz ettiğini bilir ve bütün bu güzel niyetlerinden dolayı sevap alır.
Hz. Ömer Efendimiz’in oğlu Abdullah’ın oğlu Salim’in, Hişam b. Abdülmelik ile mescitte olan diyaloğunda Hişam diyor ki: “Ey Salim iste benden ne istersen”
Salim buyuruyor ki: Ben Allah’ın evindeyken O’ndan başkasından bir şey istemekten utanıyorum.” Caminin dışına çıkıyorlar.
Hişam, Salim’i takip ediyor ve diyor ki: “Şimdi iste ne istiyorsan vereyim”
Hz Ömer efendimizin torunu Salim diyor ki: “Dünyalık mı isteyeyim ahiretlik mi?” Hişam diyor ki: @
“Benden dünyalık iste”
Salim r.a şöyle buyuruyor: “Ben, dünyayı yaratan ve onun sahibi olan Allah’tan istemedim nasıl dünyaya sahip olmayan ve ölünce dünyayı bırakıp gidecek, mülkü zâil olacak olan senden istiyeyim?”
Bu cevap, Yüce Allah ile mustağnî olan, yaradana doğru giden yolda yürüyen, es seyr ilellâh’ı yaşayan büyüklerin cevabıdır.
Allah’ım!
Seni bulan neyi kaybetmiş ki, fakat sana ulaşamayan ve yolda kalan neyi bulmuş ki?
Allah’ım!
Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi yaptığı her şeyi rızanı tahsil etmek için yapan, sebeplere sarılan, sonra sana tevekkül eden kullarından eyle.
Amin.
GÜNDEM
16 Mart 2026SPOR
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026GÜNDEM
16 Mart 2026UNCATEGORİZED
16 Mart 2026EKONOMİ
16 Mart 2026