Dostlar;
Yüce Allah’ı görüyor gibi O’na ibadet etmek, eğer sen onu göremiyorsan O seni görür.
(Buhari: 4777)
İmanın ve İslam’ın kemal zirvesi ihsandır.
İman, islam, ihsan ile değerlendirilir ve ölçülür.
Zira ihsan olmazsa, zahiri ameller manasında olan islam’a riya ve şirk karışabilir; imana da nifak karışabilir.
İhsanı olmayan kişi, imanı korkudan veya nifakla izhar eder.
Yüce Allah, islamdaki ihsan için
“Bilakis, kim güzel niyet ve davranış sahibi olarak kendini Allah’a teslim eder, mühsin olursa rabbinin katında onun mükafatı vardır.” “Bakara: 112)
İmandaki ihsan için ise,
“Sakınıp imana bağlı kalırlarsa sonra sakınıp muhsin olurlarsa Allah muhsinleri sever.” (Maide: 93)
Hem islam hem de iman için ihsan şart koşulmustur.
Rasulullah Efendimiz, madem dini üç bölüm (İman, İslam, ihsan) olarak beyan etmiş o halde sadece ilk ikisi ile yetinmeyip imanı, islamı ve ihsan ile taçlandırmak gerekiyor.
İhsanın iki yönü vardır.
Birincisi Yüce Allah’ı görüyor gibi ibadet “Müşahede”; ikincisi, Yüce Allah’ın bizi gördüğüne kesin inanmamız ise “Murakabe”dir.
Yaşayışını müşahede ve murakabe ile sürdüren bir mü’min imanın ve islamın tadını ve zevkini alarak yaşar ve bunu da hisseder.
“İnsanlara güzel söz söyleyin.”
(Bakara: 83)
Alimin biri araba almak niyetiyle bir araba bayiine gidiyor.
Birinci derece yetkili
olan beyefendinin bürosuna giriyor,
orada bulunan bir masanın üzerinde, elinde testi olan beyaz bir kadın heykeli vardır.
Şeyh efendi buna acaba bir şey der mi diye merak ederken,
o iş yerinin sahibi dedi ki: “Bizim görevimiz burada sizin gibi değerli hocalarımıza, halka hizmet vermek, araba almak, araba satmak.”
Merhum Hocamız da şöyle dedi: “Çok iyi, bizim de görevimiz şu doğru, şu yanlış, bu uygun, bu uygun değil demek ve halkı din konusunda aydınlatmak, masanın üzerinde bulunan bu heykelin de rahmet meleklerinin girmesine engel olduğu için “uygun değil” demekte bizim görevimiz.”
Bunun üzerine o iş yerinin sahibi hizmetlisini çağırdı “al bunu götür kır” dedi.
Hocam buyurdu ki: “Yok ben kır demedim sadece rahmet meleklerinin girmesine engel dedim.”
İş yeri sahibi dedi ki: “Hayır hocam! Madem uygun değil bunu bertaraf edip yok edelim.”
Hocam ilk girdiğinde gördüğü bu heykel için; bu heykel burada iken ben buraya girmem deseydi iş sahibinin cevabı ne olurdu?
“Ya girmesen girme ne yapalım” derdi ve bu biraz ağır olurdu.
Veya gir “sonra biz hallederiz” derdi. Belki de halletmezdi ve maksad hasıl olmazdı.
İşte hikmetli ve güzel bir sözün, bir davetin, sabrın ve ilmin çok güzel bir yansıması, getirisi ve sonucu.
Allah’ım!
Bizlere ve mü’min kardeşlerimize güzel söylemeyi, güzel dinlemeyi, hikmetli davranmayı nasib eyle.
Amin.
GÜNDEM
07 Mayıs 2026SPOR
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
07 Mayıs 2026EKONOMİ
07 Mayıs 2026