Son zamanlarda seçilmişlerin seçimleri, yani kendilerini ne umutlarla ne gayretlerle seçmiş olan seçmenin tercihini kaale almadan parti değiştiren siyasetçiler…!
Parti değiştirmeler, geçmişte yeniden seçilme yollarını arama olarak değerlendirilirdi.
Şimdilerde parti değiştirmeler, her ne kadar parti değiştiren bazıları tarafından “daha iyi hizmet” gerekçesi ileri öne sürseler de vatandaşlar, “yargılanmaktan kaçış” olarak görmektedir.
Siyaset çok parçalandı.
Türkiye’de siyasetin ana ekseni; sağ siyaset sol siyaset, milliyetçi ve daha dindarların oluşturduğu milli görüş siyaseti idi.
Önce partiler bölündü…
MHP’den iki parti doğdu; BBP ve İYİ Parti sonra onların da türevi ortaya çıktı ve MHP kendisi ile birlikte beş parti oldu.
AK Parti’den iki parti çıktı
Gelecek ve Deva ismi ile…
Gelecek Partisi kendini feshetti.
CHP’de önce ikiye bölündü, DSP doğdu.
Şimdi de CHP’den de Yeni Parti doğdu.
Sonrasında ise “siyasi deprem” sayılabilecek nitelikte bölündü hem de öyle böyle değil, büyük parça nerede kaldı henüz net bir durum yok.
Refah Partisi’nden de dört parti çıktı.
RP’nin kapatılması sonrasında Saadet Partisi olarak siyaset yolculuğunu sürdürürken önce AK Parti sonra, HAS Parti da sonra Yeniden Refah Partisi çıktı.
Yani siyaset kendi içinde çok parçalı hale geldi.
Siyasi parçalanmışlık bununla da kalmadı şimdi belediye başkanları, milletvekilleri seçildikleri partilerinden partilerine muhalifi partilere geçmekteler.
Parti değiştirmelerin ahlaki yönünü tartışmaya gerek görmüyorum.
Bu konuda vatandaşlar kısa öz tanımlamayla “dönekler” diye ifade etmektedir.
Ne oluyor da son zamanlarda parti değiştirmeler hızlandı?
Sorulması gereken soru bu.
Vatandaşlar bunun da cevabını kısa ve öz olarak kendince bulmuşlar ve ”yargıdan kaçış” olarak değerlendirmişlerdir.
Bu iddia siyasetçiler arasında da havada uçuşmaktadır.
Durum belki de “şüyuu vukuundan beter” noktasında ilerlemektedir.
Transferler yargıdan kaçış için midir, daha iyi hizmet için midir onu da yaşayıp göreceğiz?
Bir gerçek var ki, parti değiştirenlerin partisini terkedip gittiği partiye de bir faydası olmayacak gibi görünüyor!
Hele bu parti değiştirme gerçekten yargılanmaktan kaçış ise durum daha vahim demektir.
Ancak seçilmişlerin parti değiştirmesi seçmenin iradesini yok saymak demektir.
Seçmen ne sahiplenmelerle, ne gayretlerle seçmektedir muhteremleri…
Ama beyhude parti değiştirmeler olağanüstü artmıştır.
Seçilmişlerin parti değiştirmeleri siyasete olan güveni zedelemekte olduğu bir gerçektir.
Seçilmişlerin parti değiştirmelerinin yasal sınırları olmalıdır.
Önlenmelidir.
Seçmenin iradesi seçilmiş kişinin gelecek hesabına heba edilmemelidir.
Kaldı ki son zamanlarda siyasetçilerin yolsuzluk ve usulsüz iddiaları dolayısı ile adliyeler dolmuş, siyaset kurumu son derece yıpranmışken birde buna seçmen iradesi dışında parti değiştirmeler eklenmiştir.
Elbette insanların siyasi görüşleri değişebilir, “aydınlanma” yaşayabilirler ancak bu seçildiği partiyi ve kendisini seçen seçmeni yüzüstü bırakma hakkını vermemeli.
Siyasete güveni ve saygıyı yıpratmaya kimsenin hakkı olmamalıdır.
Kaldı ki vatandaşların milletvekillerinin hem milletvekili emekli maaşı, hem de milletvekili maaşı almaları tartışılırken.
Bir de vatandaşlarımız partilere yapılan astronomik hazine yardımını doğru bulmazken siyaset kurumu üst üste tartışma alanı haline getirilmektedir.
Siyasi partilere yapılan astronomik hazine yardımları vatandaşa sorulmalıdır!
Vatandaşların rızası var mıdır?
Vesselam.
GÜNDEM
03 Ağustos 2026SPOR
03 Ağustos 2026GÜNDEM
03 Ağustos 2026GÜNDEM
03 Ağustos 2026GÜNDEM
03 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
03 Ağustos 2026EKONOMİ
03 Ağustos 2026