DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 3681571-0,42%
İstanbul
18°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Milyarlar devşiren LGBT endüstrisi tezgâhı!

Milyarlar devşiren LGBT endüstrisi tezgâhı!

ABONE OL
Eylül 16, 2026 17:52
Milyarlar devşiren LGBT endüstrisi tezgâhı!

8 Temmuz’da bu köşeden açık bir uyarıda bulunmuştum: Türkiye’de binlerce genç cinsiyetini değiştirmek istiyor!”

O gün bu cümleyi yazarken bir slogan atmıyordum; toplumun en kırılgan fay hattını işaret ediyordum.

Derin bir kimlik bunalımının eşiğinde savrulan gençler, dijital yönlendirmelerden özel kliniklere, ilaç tekellerinden fonlu yapılara kadar uzanan çok katmanlı, organize bir endüstrinin hedefindeydi.

Ama ne oldu? Bu tespiti “abartı” diye yaftalayanlar, meseleyi hafife alanlar, kendini basın ve mecmua çevrelerinde bilge zannedenler… Bugün yargının ve kamu denetiminin başlattığı Ailem Güvende operasyonlarıyla ortaya saçılan vahim tabloyu izlemek zorunda kalıyor.

Gerçek bütün çıplaklığıyla ortada duruyor: Abartı değilmiş. Gecikmiş bir uyarıymış!

Ve bugün yaşananlar, o gün yazdığımın birebir teyidi.

Tıbbi Zorunluluk Değil, Ömür Boyu Süren Müşterilik

Yıllardır sessizce işletilen bu çark, kimlik arayışındaki genci bir özne değil, kâr üreten bir “müşteri” olarak konumlandırdı.

Kapıdan giren her birey geri dönüşü olmayan bir medikal bağımlılığın içine çekildi.

Ve bu devasa faturanın neredeyse tamamı, kimse itiraz etmeden kamu maliyesinin, yani milletin sırtına yüklendi.

2013 tarihli düzenlemelerle cinsiyet uyum operasyonlarının ve hormon tedavilerinin SGK kapsamına alınması, suiistimale açık bir pazarın kapısını araladı:

• Karşı cinsiyet hormon tedavileri geçici bir reçete değil; ömür boyu süren kesintisiz bir ilaç bağımlılığıdır.

• 18 yaşında bu sürece dahil edilen bir bireyin 60 yaşına kadar, yani on yıllar boyunca kullanacağı ilaçlar, düzenli kan tahlilleri ve endokrinolojik kontroller; geri dönüşsüz cerrahi müdahaleler, revizyon ameliyatları ve komplikasyon tedavileriyle birleştiğinde tek bir bireyin faturası bile onlarca milyon lirayırahatlıkla aşmaktadır.

• Bu maliyet artık bireysel bir sağlık hizmeti olmaktan çıkmış; sosyal güvenlik sistemini sarsan yapısal bir yük hâline gelmiştir.

Burada hayati bir ayrım yapmak zorundayız: Bu gençlerin kaçı gerçek anlamda klinik bir cinsiyet disforisi yaşıyordu; kaçı sosyal medyanın, dijital akımların ve akran baskısının tetiklediği geçici bir ergenlik krizinin kurbanıydı?

Özel kliniklerin hızla tanzim ettiği raporlar, ilaç tekellerinin kabaran kâr marjları, özel hastanelerin ameliyat kotaları… Gençlerin ruhsal kırılganlıkları üzerinden bir avuç çıkar odağına aktarılan kamu kaynakları; manevi faturası gence ve ailesine, maddi faturası ise SGK’ya, yani vatandaşın primlerine kesildi.

Bu nedenle yürütülen soruşturmalar sadece sosyolojik bir refleks değil; gecikmiş bir kamu maliyesi denetimi ve etik hesaplaşmadır.

Şeffaflık Çağrısı: Dış Finansman ve Sivil Toplum Sınırı

Mesele yalnızca SGK ile sınırlı değil.
Yıllardır çeşitli dernekler, platformlar ve sivil toplum görünümlü yapılar üzerinden yürütülen faaliyetlerin finansal arka planı da ciddi soru işaretleri barındırıyor.

Bu yapıların bir kısmı, gençlerin kimlik arayışını “sosyal proje” adı altında fonlayan; ancak sahada aileleri daha da yalnızlaştıran bir etki üretti.

Bu noktada meşru bir soru sormak her yurttaşın hakkıdır: Bu kaynaklar gerçekten evrensel bir sivil toplum dayanışması mıydı, yoksa toplumun demografik ve kültürel dokusunu dönüştürmeyi hedefleyen fonlu bir mühendislik projesinin parçası mıydı?

Bu sorunun cevabı hamasetle değil; bağımsız yargının ve mali denetçilerin şeffaf raporlarıyla ortaya konmalıdır. Meşru sivil toplum faaliyeti ile dış güdümlü ajandalar arasındaki sınır netleşmelidir ki ne hak arayışı kriminalize edilsin ne de organize manipülasyonlar cezasız kalsın.

Enkazın Altında Kalanlar: Sessizce Çöken Aileler

Bu kurgulanmış fırtınada en büyük bedeli sessizce ödeyenler anne babalar oldu.

Evladının gözlerinin önünde adım adım yabancılaşmasını izleyen aileler; ne devlette rehberlik edecek bir muhatap bulabildi ne de sağlık sisteminde güvenli bir liman.

Bir yanda dijital mecraların ve lobilerin ideolojik baskısı, diğer yanda özel sağlık sektörünün ticari yönlendirmeleri… Anne babalar bu iki değirmen taşı arasında ezildi. Kimlik siyasetinin gürültüsü, evlatları için çırpınan ailelerin sessiz çığlığını bastırdı.

Sonuç: Yarayı Kapatmak İçin Bataklığı Kurutmak Şart

2026–2035 Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu doğrultusunda başlatılan adımlar kıymetlidir; ancak sadece tabelalara ve vitrindeki aktörlere odaklanmak sorunu çözmez.

Asıl mesele, gençlerin arayışını bir kâr kapısına, ailelerin çaresizliğini bir faturaya dönüştüren mekanizmayıbütünüyle tasfiye etmektir.

• Tıbbi teşhis ve onay süreçleri bağımsız, çok daha sıkı bilimsel ve hukuki denetime tabi tutulmalıdır.

• Kamu kaynaklarının kontrolsüzce ticari odaklara akıtılmasının önüne geçilmelidir.

• Aileleri koruyacak, gençlere doğru psikolojikrehberliği sağlayacak kurumsal destek ağları ivedilikle kurulmalıdır.

Hiçbir çocuğun geleceği rant düzeninin yakıtı olamaz.

Bu hesap tüm boyutlarıyla sorulmadan, açılan toplumsal yara asla kapanmayacaktır.

SESLİ MAKALE👇

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP