DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 3677242-0,10%
İstanbul
19°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Şimdi bunların yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?

Şimdi bunların yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?

ABONE OL
Eylül 16, 2026 12:52
Şimdi bunların yaptıkları yanlarına kar mı kalacak?

Bunlar bir dernekte bile bu kadar yolsuzluk, vurgun yapıyorlarsa Türkiye’yi yönetmeye kalktıklarında yapacakları yolsuzluk ve hırsızlığın boyutunu düşünemiyorum bile.

Üstelik bir yandan hırsızlık ve yolsuzluk yaparken milletin duyguları ile oynamaktan da geri kalmıyorlar.

Depremde enkaz altında kalmış insanlar canları ile uğraşırken medyadaki borazanları “Devlet yok Ahbap var” diyerek halkı devlete karşı kışkırtmış yardımların Ahbap Derneği’ne gitmesini sağlamışlardı.

Bugün bunların ne mal oldukları ortaya çıkınca da “Biz böyle olduklarını bilmiyorduk” ayaklarına yatıyorlar.

HIRSIZI KORUYUP, KOLLAYAN ONU ÖVEN…

… Ondan daha âdi şerefsiz ve hırsızdır.

Son gelen görüntüler insanı çileden çıkaracak görüntülerdir.

Ahbap Derneği‘nde yapılan yolsuzlukların hesabını mahkeme soruyor…

Ama bu yolsuzluklar yetmiyormuş gibi deprem bölgesine gitmesi gereken malzemeler de bir depoya yığılarak çürümeye terk edilmiş.

BU SUÇ CEZASIZ MI KALACAK?

Haramzadeyi övüp, kollayan, devlet kurumlarını aşağılayıp itibarsızlaştıran ve bundan dolayı on binlerce depremzedenin mağdur olmasına sebep olanlar bunun hesabını vermeyecek mi?

BİZ, 40 KİŞİYİZ BİRBİRİMİZİ TANIRIZ

Vermeleri gerekir!

Ama bunlar hemen makas değiştirmeyi çok iyi bildikleri için bu işten de yırtacaklar.

Neymiş?

Haluk Levent‘in böyle olduğunu bilmiyorlarmış.

Biliyorlar mı, bilmiyorlar mı bir bakalım:

BİR ANI

1996 yılında

Kiptaş‘a şantiye müdürü almak için gazetelere ilan vermiştik.

ODTÜ mezunu yurt dışı tecrübesi olan Hasan isminde değerli bir arkadaşımız müracaat ettiğinde hemen işe aldık.

Hasan Bey ile sonradan iyi bir dost olduk.

Bir gün bana şunları anlattı:

 BANKAZEDELER

“Körfez ülkelerinin birinde

bir prensin (aynı zamanda bakan) işlerini deruhte ediyordum.

Bir nevi yardımcısı olduğum için gelirim çok iyi olup bana tahsis ettiği villada çoluk çocuğumla ferah faz bir şekilde hayat sürüyordum.

Ancak memleket hasreti ağır bastığından hanımın zoruyla dönmek zorunda kaldım.

Prens (bakan) dönmemem için çok ısrar etti, maaşım dolgun olduğu halde artırmayı teklif etti ama evdekileri ikna edemediğim için dönmek zorunda kaldım.

Prens; kendim ayrıldığım halde bana yüklü bir ikramiye verdi.

Hiçbir masrafım olmadığı için de birikmiş paramla ülkemde dükkân daire vs. alacak kadar elime para geçmişti.

Ancak o sırada faiz furyası başlamış bankalar birbirleri ile yarışır olmuştu (1990’ların başı).

Hanım bu kadar yüksek faizi görünce parayı bankaya yatıralım dedi.

Ben ise gayri menkul alıp kirası ile bir yan gelirim olsun istiyordum.

Neticede hanımın dediğini yapmak zorunda kaldım.

İlk aylar gayet iyiydi. Her ay bol miktarda faiz alıyorduk

Ama bir sabah uyandık ki, bankaların patır patır dökülüp kapandıklarını gördük.

Haberlerde parayı yatırdığımız bankanın da battığını duyunca ev halkı olarak adeta yıkıldık.

GÜVENDİĞİMİZ DAĞLAR

Diğer mudiler gibi biz de her gün bankamızın önüne gidip bir şey çıkar mı diye beklerken, benim yabancı dil bilen bir mühendis olduğumu duyanlar etrafımda toplanıp sözcü seçtiler.

Görevim medyaya gidip durumumuzu anlatmak böylece hükumetin bize bir çare bulmasını sağlamaktı.

Ben de onlara 2 yardımcı vermelerini söyleyip o zamanın en meşhur televizyon programcısına gittik.

O Tv. programcısı evlere, işyerlerine baskınlar düzenleyip bozuk imalat yapanları teşhir etmekle meşhurdu.

Uzun uğraşıdan sonra nihayet ona ulaştık.

Kendisi Tv. haberci ve programcısı olduğu için zaten mevzuyu biliyor ama yine de içimiz dolu olduğu için bir solukta mevzuyu anlattık.

O ise hiçbir tepki göstermeden “Bunun için ne vereceksiniz?” deyip dururken biz de “evrak/belge falan istiyor” diye dilimizin döndüğü kadar anlatmaya devam ettik.

Baktı ki anlamıyoruz bu sefer direkt sordu: “Kardeşim bu programı yapmak için ne kadar para ödeyeceksiniz?” deyince buz kesildik.

Binadan nasıl çıktığımızı anlayamadık” demişti.

Yani…

BİZ, 40 KİŞİYİZ BİRBİRİMİZİ TANIRIZ

… Yani

Önce “Ahbap var devlet yok’” deyip sonra “Biz Haluk Levent’in böyle olduğunu bilmiyorduk” dediklerine bakmayın…

Bunlar birbirlerini gayet iyi bilirler.

Haluk Levent’in o parayı iç edeceğini de bilerek milleti aldattılar.

Maksatları hükumeti düşürüp kendi hempalarını iktidara getirmekti.

Böylece ülkeyi Ahbap Derneği’ni yönettikleri gibi yöneteceklerdi.

Haliyle kendileri de bundan pay alacaklardı.

Nitekim belediyelerde ne işler çevirdiklerini görüyoruz.

Şimdi utanmadan “biz onun böyle olduğunu bilmiyorduk” deyip saf ayaklarına yatıyorlar.

Yemezler!…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP