Kadir Gecesi, saat-i icabet, tam belli olsaydı, diğer geceler rağbetten mahrum kalırdı.
PROF. DR. NİYAZİ BEKİ
Kur’an’ın insanlık camiasına gönderildiği, vahiy kapsamında Allah ile kulları arasında en son iletişim hattının kurulduğu Kadir gecesi, Allah katında elbet çok büyük bir değere sahiptir. Özellikle iman edip salih amel işleyen müminler için 80 küsur yıl ibadete tekabül eden bir katma değeri vardır. Onun çok kârlı bir ticaret merkezi olmasından ötürüdür ki, çok gizli tutulmuştur.
Kadir gecesi, İslam dininin asıl kaynağı olan Kur’an’ın ilk inmeye başladığı gecedir. “Şüphesiz Biz onu/Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik” (Kadir, 97/1) mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.
Bütün geçmiş kitapların hakikatlerini içine almış, geçmiş ve geleceğin haritasını çizmiş, dünya ve ahiret hayatının mutluluğuna götüren yolları göstermiş, ezelî olan sonsuz ilahî ilmin, hikmetin, rahmetin ve kudretin tecellilerini yansıtmış Allah’ın en son kitabı olan Kur’an’ın insanlık camiasına gönderildiği, vahiy kapsamında Allah ile kulları arasında en son iletişim hattının kurulduğu Kadir gecesi, Allah katında elbet çok büyük bir değere sahip olacaktır. Özellikle iman edip salih amel işleyen müminler için 80 küsur yıl ibadete tekabül eden bir katma değere sahiptir.
Onun çok kârlı bir ticaret merkezi olmasından ötürüdür ki, çok gizli tutulmuştur. Çünkü örtünmek güzellerin güzelliğine güzellik katar. Perdelenmek, büyüklerin izzetli makamlarına izzet üstüne izzet katar. Gizlenmek, mücevherlere karşı müşterinin merakını celp eder, onu dikkatli olmaya sevk eder ve duyduğu saygıya saygı katar.
Bu sebepledir ki, Ramazan’ın geceleri arasında Kadir gecesi gizlenmiştir. Cuma günü ‘saat-i icabet’ denilen makbul duanın vakti saklı tutulmuştur. İnsanlar arasında veli olan kimseler örtülü kalmıştır. Ölüm vakti/ecel zamanı zamanlar arasında perdelenmiştir.
GİZLİLİĞİN ARDINDAKİ İKİ ÖNEMLİ HİKMET
Bu gizliliğin en önemli iki hikmeti vardır:
Birincisi; insanların her ihtimali nazara alarak çokça ibadet etmesi, kulluk şuurunu pekiştirmesidir. İkincisi; bu sayılan fertlerde bulunan kıymet ve şerefi bir tekelden kurtarmaktır. Kadir gecesi, saat-i icabet, tam belli olsaydı, diğer geceler rağbetten mahrum kalırdı. Bir bölgede velilik, sadece bir/veya birkaç kişiye münhasır kalsaydı, diğer insanlar bu şereften mahrum kalırlardı. Halbuki her mümin, başka müminlere bir veli nazarıyla bakar ve bakmalıdır. Ecel ise eğer belli olsaydı, dünya insanlar için bir zindan olurdu. Zira -kısa da olsa- ucu açık olan müphem bir ömür, -uzun da olsa- ucu görünen belli bir ömürden bin kat daha tercih edilir. Bununla beraber, ömrünün ne zaman sona ereceğini bilen bir insan, gençlik ve daha sonraki bir zaman dilimini -daha ömrüm var, diyerek- gaflet içerisinde, sarhoşça israf eder, boş yere tüketirdi. Belli yaştan sonra ise adım adım darağacına gider gibi bir üzüntü, huzursuzluk ve stresle geçirirdi. İlahi rahmet bu huzursuzluğu eceli gizleyerek engellemiştir.
Allah’ın rızası ve gazabı da örtülüdür.
Bazı âlimlerin ifade ettikleri gibi, noksansız ve sınırsız geniş hikmetinin gereği olarak Allah, rızasını kendisine yapılan itaatlerde (emirlerini yerine getirmede) saklamıştır ki, herkes bütün itaatlere, ibadetlere rağbet etsin. Gazabını, kendisine karşı yapılan saygısızlık ve isyanlarda saklamıştır ki, insanlar bütün günahlardan her türlü isyandan sakınsınlar. Keza, Velisini insanlar arasında saklamış ki, herkese veli olarak bakılsın, veli olma ihtimaliyle saygı, sevgi gösterilsin. Yine, makbul duayı dualar içerisinde gizlemiş ki, kulları her zaman dua ile yalvarıp yakarsınlar. İsma-i A’zamı, Esmau’l-Hüsna/güzel isimleri arasında gizlemiş ki, insanlar bütün isimlerine karşı azami hürmet göstersinler. Ortanca namazı namazlar arasında gizlemiş ki, namazların beş vaktine de ihtimam göstersinler. Makbul tövbeyi tövbeler arasında saklamış ki, bütün tövbe çeşitlerine, her günahtan tövbe etmeye rağbet etsinler. Keza, eceli-ölümü gizlemiş ki, herkes her an ölebilme ihtimalinden korksun ve öbür dünyaya azık hazırlasınlar. Kadir gecesini de gizlemiş ki, Ramazan’ın bütün gecelerini güzelce ihya etsinler (Razi, Kurtubi, ilgili yer).
Kadir gecesi gizli olmakla beraber, kesin olmasa da onun bazı alametleri, işaretleri söz konusudur. Ancak burada Hafız Şirazi’nin Farsça bir kasidesinde seslendirdiği şu gerçeği de göz ardı etmemek gerekir:
O şöyle der: “Ey hâce çı gûyi ez şeb-i kadiri nişani /Her şeb şeb-i kadr est eğer kadri be dâni= Ey Hoca efendi! Nedir, hep –kürsüden- Kadir gecesinin nişanelerinden, alametlerinden söz edip duruyorsun! / Şunu unutma ki, kadrini bilirsen, her gece Kadir gecesidir!”
Evet Kur’an okuyarak, salavat getirerek, bir kulluk şuuru içerisinde günahlarından tövbe ederek, ihtiyaç hissettiği hususlarda ciddi, samimi bir pozisyon içerisinde dua ederek, arzu ve isteklerini ciddi bir edeple seslendirerek, anne-babası başta olmak üzere akrabalarını, yakınların, dostlarını da dualarını dâhil ederek, sonra bütün Müslümanların affı, bütün insanların hidayeti için ellerini kaldırıp yalvarıp yakarmak suretiyle kadir gecesini kutlamak, yaklaşık 83 yıllık bir ömrü ibadetle kazanmaya rağbet etmek en akıllıca bir tutum ve davranış olur. Özellikle “Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni de(bizi de) Af et!” şeklindeki nebevî duayı tekrar tekrar, tekrar etmek kulluğun özünü ve özetini yaşamak anlamına gelir. Hepimizin kaderi gecesi mübarek ve makbul olsun. Ve bizi her gecenin, her zamanın kadrini bilen kullarından eylesin. Âmin!
GÜNDEM
18 Nisan 2026SPOR
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026GÜNDEM
18 Nisan 2026UNCATEGORİZED
18 Nisan 2026EKONOMİ
18 Nisan 2026