DOLAR 44,8661 0.23%
EURO 52,9535 0.12%
ALTIN
BITCOIN 34621383,98%
İstanbul
12°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Çocuklarımızı dövelim mi, sevelim mi?

Çocuklarımızı dövelim mi, sevelim mi?

ABONE OL
Nisan 17, 2026 21:23
Çocuklarımızı dövelim mi, sevelim mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şimdi meşum, kasvetli olaya başka bir perspektiften bakalım…

Hiçbir anne-baba çoğunun istenmeyen bir yolda olmasını istemez.

Hep ister ki, en iyi, en çok kar eğitimi alsın/işi yapsın ve kendi çoçuğu en iyi olsun.

Maalesef birçok ailede birinci öncelik bu.

Ahlak, maneviyat, edep, terbiye, adap, saygı, ar ve sevgi ne yazık ki ilk sıralarda yer bulamıyor.

“Benim çocuğum en iyisi olsun.”

Olsun! Hangi aile istemez.

Bastırılmış ebeveyn egoizminin  çoçukta vücut bulmuş hali!

“Benim çocuğum!”

Ya undeler ya diğer çocuklar?

Ne halleri varsa görsün.

İşte tamda bu noktada ayrıştırarak, üstün göstererek, özel, rahat ve lüks yaşam öğretisi ile yola çıkılıyor.

Ve yanlış iliklenen ilk düğme sonrası gerisi çorap söküğüne dönüyor.

Bundan sorası zaten düzen tutmuyor/tutturulamıyor.

“Benim çoçuğum” diyerek imtiyazlı hale getirmek.

“Ben çocuğumla arkadaş gibiyim”

Sen, çocuğunla arkadaş gibi olma, bihakkın anne-baba ol yeter.

Severken öldürmek, sevdiği, koruyup kolladığı zannederken kötülüklerin en büyüğünü etmek böyle olsa gerek.

Bütün kötülük bu cümleler gizli.

Kendi çocuğumuzu özel bir yere koyarken, diğer çocukları görmezden gelme… Yok sayma…

Oysa sihirli cümle: “BİZİM ÇOCUKLARIMIZ” olmalı.

Ne zaman “bizim çocuklarımız” öncelik olursa, hep birlikte gelecekleri inşaa ederiz.

Ya da yok olup gideriz.

Şöyle bir varsayım: “Senin çocuğun en iyi oldu” diyelim.

Bu çocuk tek başına mı hayatını idame ettirecek.

Kimle, kimlerle arkadaşlık edecek?

“Bizim çocuklarımız”, kendi çocuklarımız için istediklerimiz diğer çocuklar içinde istemek önceleyici bir reçetedir.

Unutmayalım, sık sık tekrar yaparak içselleştirelim: “BİZİM ÇOCUKLARIMIZ!”

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan elim hadiselerin birçok katmanları bulunmakta…

Burada uzun uzun sosyolojik, psikolojik tahliller yapmaya gerek yok.

Güzel, etkili cümleler kurmak kolay ya gereğini yapmak?

Sorumluluğu kapı dışına atmadan, elimizi taşın altına koymalıyız.

Ekranlarda büyük büyük titri olan uzmanlar anlatıyor: İnternetteki şiddet içerikli oyunlar…

Tamam. Anladık ya gerisi?

Söz ola beri gele kabilinden.

İnternetteki dış mahreçli bu oyunlarda çocuklar bir takım suç adakları tarafından şiddette yönlendiriliyor, mankurtlaştırılıyor.

Ne idiği belirsiz şiddeti çağıran, önceleyen sözde şarkılar/şarkıcılar…

Sosyal medya ile gündemimize giren ve birtakım ne yaptığı belli olmayan fenomenlik…

Sürekli özendirilen lüks hayatlar…

Neredeyse her mahalle de peydahlanan suça teşne çocuk çeteleri…

Üst üste yaşanan ve güç devşirme, alan tahakkümü kurma maksatlı kızlı/erkekli akran şiddetleri…

İnternet/sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri mukaddes aile yapımız dinamitlenmesi…

Günümüzün nükleer savaşları artık internet/sosyal medya üzerinden yapılıyor.

Her kutsal hasletimiz tedricen yok edildi/ediliyor.

İnternet/sosyal medya şeytanın oyun kurma, yönetme evi haline geldi.

Şiddet bu mecrada, kumar, fuhuş, uyuşturucu velhasılı her türlü kötülük, her türlü melanet burada.

Televizyonlardaki reyting alma uğura (daha çok kazanma) kötü örnek, zehir saçan dizi ve proğramlar…

Yine bu mecraların ahlak ve maneviyat düşmanlığının nirvasını haline gelmiş olması…

Denetim yetersizliği, acziyeti, kanunu boşluklar…

Ve…

Önce Ahlak,

Önce maneviyat,

Önce Ahlak,

Önce saygı,

Önce Ahlak,

Önce edep,

Önce Ahlak,

Önce ar,

Önce Ahlak,

Önce eğitim,

Önce Ahlak ve

önce SEVGİ….

İLLEDE AHLAK İLLEDE AHLAK!

(Sadece çocuklar, gençler olarak düşünmeyelim)

Bu kadim değerlerden yoksun bir millet, asla payidar olamaz, geleceği tahkim edemez!

Polisiye tedbirlerle, yasaklayarak hiçbir mesafe de alamayız.

Birbirini sevmeyen, haklarına saygı göstermeyen, nefret tohumları ekilerek zehir enjekte edilen, kendi yolunu/yönünü kaybetmiş bir gençlikten ne bekleyebiliriz ki?

Bu aziz vatanın gençlerine sevgi tohumları ekelim ve yeşertelim.

Hangimiz okula veli toplantısına gittiğimizde ilk sualimiz: “Hocam çocuğum sizlere, arkadaşlarına karşı saygıda kusur ediyor mu oldu?”

Çoğunluk “hayır!” diyecektir.

Eğitim sistemimizin önceliği hala seküler, laikçi ve maddeci…

Manayı yitirdik manayı!…

Burada bir suçlu aramıyoruz.

Şu kurumu, bu mecrayı top yekün  suçlu ilan etmiyoruz.

Kaybettiğimiz, paramparça edip, karanlık dehlizlere attığımız değerlerimizi yeniden deruhte edelim.

Devleti, hükümeti, sistemi, ınterneti ve tüm olumsuzlukları suçlayarak bir mesafe alamayız.

Bütünde, ortak payda da buluşmalıyız.

“Zerre bir katkı sunabilir miyiz, ben ne yapabilirim?”sorusuyla başlamalıyız.

Hiçbirimiz masum değiliz!

Eğitimse eğitim… Katliamcı çoçuğun  ailesi eğitimli; baba emniyet müdürü, anne öğretmen…

Laik, seküler, maddeci bir aile olduğu anlıyoruz.

Belli ki çocuk; el bebek gül bebek,  pohpohlanarak büyütülmüş.

Anne-babanın bilgisayar başına, yatak odasına yemek servisi yaptığı çoçuğun; şımarık, kendini haddini, hududunu bilmez, büyük küçük dinlemez, sevgi, saygı, ahlak yoksunu bireyler haline gelmez mi?

En küçük bir olayda okul basıp, öğretmenine hesap sorduğumuz, darp ettiğimiz bir çocuk, kaybedilmiş bir nesildir.

Geçmiş ola.

Benim çocuğum çok özel bir çocuk, benim çocuğum çok değerli, benim çocuğum bir tane, diğerlerinden çok farklı, hiçbir yanlışı olmaz” diyerek en büyük kötülüğü çocuklarımıza kendimiz yapıyoruz.

Suçlu hepimiz!

Realitenin üstünü örtmeyelim.

Tek noktaya odaklanmadan, pozitif, rasyonel çözüm için millet olarak elele vermemeliyiz.

Gidenler geri gelmiyor ama neme lazımcılık kolayına kaçmadan hepimiz sorumluluk almalıyız.

Suçlu arıyorsak uzağa bakmayalım ve ayağa kalkalım.

Ya bu çoçuk İslam rafle-i tedrisinden geçmiş, müslüman kimliği ile öne çıksaydı?

Bugün MEB Bakanı Sayın Yusuf Tekin, üzerinden yürütülen kirli operasyonun pusuya yatan okları, İslam dinini, müslümanı nasıl hedefine koyardı düşünebiliyor musunuz?

Düşünmek bile istemiyoruz.

Son cümle: özel üniversitelere karşı değilim.

Lakin özel, ilk-orta-liseler bir an evvel ülke gündeminden çıkarılmalı.

Tamamen rant endeksli olan bu özel okullardan nitelikli eğitim-öğretim yerine; hayatın gerçeklerinden yoksun, şımarık, saygısız, bilgisiz, sınıf geçip, diploma almadan öteye hiçbir fayda elde edemeyiz.

Her türlü eğitim-öğretim devlet eliyle yapılmalı.

Saygılarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP