Dostlar;
Yüce Allah‘ın sayılamayan nimetlerine şükürler olsun.
Yerine getirilmesi gereken emirlerini yerine getirmek, kaçınılması gereken yasaklardan uzak durmak, kendisinden tövbe istiğfar edilmesi gerekenlerden tövbe etmek…
Bir musibet vuku bulduğu zaman bu musibete sabretmek.
Bu vecibeleri yerine getiren bir mü’min iyi bir mü’mindir.
Eğer bir mü’min, Yüce Allah‘ın emirlerini yerine getiriyorsa, yasaklardan ve haram kıldığı şeylerden uzak duruyorsa, sayısız nimetlere elinden geldiği kadar şükrediyorsa, mukadderata, esbaba sarıldıktan sonra sabrediyorsa ve beşer olarak ayağı kayıp şeytana ve nefse uyar da bir günah işlerse; Yüce Allah‘ın emri olan tövbeyi olabildiğince samimi yaparsa, bu kişi doğru yolda olan bir mü’mindir.
Dikkat edilirse yapılması gereken her şey ve terk edilmesi gereken her şey bu beş asli görevin çerçevesinde bulunmaktadır.
Bu asli görevleri yapan bir mü’min gece namazına kalkmasa da nafile oruç tutmasa da, dervişim, sofiyim demese de makbul bir mü’min’dir.
Bunlarla beraber gece namazı gibi, nafile oruç gibi, sadaka ve benzer nafile ibadetleri de yaparsa; iyi bir derviş, iyi bir sofi olursa elbette bu Yüce Allah‘ın onu sevmesine vesile olur.
Bu durumda her mü’min için bir gaye ve bir hedef olmalıdır.
Her insan, doğuştan Allaahü Teâlâ’ya aynı uzak ve yakınlıktadır.
Ancak kendi amelleri (çalışmaları) neticesinde değeri artar veya eksilir.
Kur’ân-ı Kerim; insanın mevki, sınıf, zenginlik, ırk, iklim, bölge farkından kaynaklanan üstünlüklerini tamamiyle siliyor.
Onların yerine, yegane değer ölçüsü olarak insanın kendi niyet, gayret ve çalışmasının ürünü üstünlükleri esas ölçü olarak alıyor.
Kur’ân-ı Kerim: “Allah katında en değerli ve şerefli insan, takvası en ileri olandır.” prensibini yaratılış kanunu olarak açıklıyor.
Allah katında insanlar arasındaki eşitlik takva ile değişiyor ve o üstünlük ölçüsü oluyor.
Kul, yalnız ve yalnız şahsi gayret ve çalışmaları ile yücelmektedir.
Zümer 61: “Takva sahiplerini Allah, kendi başarıları (iman ve ibadeti) sebebiyle kurtuluşa çıkarır… ”
Dünya hırsına kapılan servet şımarığı zenginler, menfaatçi insanlar, kibirli aristokratlar v.s…
Allah katındaki değersizlikleri, bu yaratılış kanunu ile daha iyi anlaşılmaktadır.
İnsanların yaratılış yasalarına uygun gayret ve çalışmasının mahsulü iyilik ve güzellik sergilemeleri cennetlerini kazandıracak, yaptıkları zulüm ve nankörlükler de azab ile acı çekmelerini ve cehennemi gerektirecektir.
Yüce Allah, lütfu ve keremi ile dinin asli vacipleri yanında Rasulullah Efendimizin mübarek sünnetini elinden geldiği kadar takip eden, yaşayan bahtiyar kullarından eylesin.
Amin.
GÜNDEM
21 Mayıs 2026SPOR
21 Mayıs 2026GÜNDEM
21 Mayıs 2026GÜNDEM
21 Mayıs 2026GÜNDEM
21 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
21 Mayıs 2026EKONOMİ
21 Mayıs 2026