Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah efendimiz Medine’ye geldiğinde Medinelilerin iki (bayram) günleri vardı.
O günlerde oynayıp eğlenirlerdi.
“Bu iki gün(ün mana ve mahiyeti) nedir?” diye sordu.”Biz cahiliye devrinde bu günlerde eğlenirdik!” dediler.
Aleyhissalâtu vesselâm: “Allah, bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Kurban bayramı, Fıtır bayramı” buyurdu.” (Ebû Davud)
“Mü’minler birbirlerinin kardeşleridir.” (Hucurat 10)
Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın.
Dağılıp ayrılmayın.
Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz.
O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp, ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız.
Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar. “Allah’ın ipi” O’nun tarafından belirlenen hayat tarzıdır. “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın” ifadesi, müslümanların Allah’ın yoluna en büyük önemi vermelerine, ipi gevşettikleri taktirde alt bölümlere ayrılacaklardır.
Bu, Arapların islam‘dan sonra içinden çıktıkları dehşet verici duruma işaret etmektedir.
İslâm‘dan önce Arap kabileleri düşman kamplara bölünmüştü ve bu kamplar incir çekirdeğini doldurmaz nedenler için savaş yapıyorlardı.
İnsan hayatı kutsiyetini kaybetmişti ve insanlar vicdansızca öldürülüyordu.
Eğer İslâm lütfedim onları kurtarmasıydı, düşmanlık ateşi tüm Arabistan‘ı yakabilirdi.
Evs ve Hazrec kabileleri İslam‘ı kabul ettikten sonra birbirleriyle kardeş olmuşlardı.
Dili, rengi, yönetecek içtimâî seviyesi, maddî durumu ne olursa olsun birbirlerinin kardeşi olan mü’minler bir bedenin azaları mesabesindedirler ve dayanışma içinde olmaları gerekir.
Birbirlerine dua edecekler, rahmet okuyacaklar.
Onlardan sonra gelenler derler ki: “Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin!” (Haşr,10)
“Ey Rabbimiz! Beni, annemi, babamı ve mü’minleri hesap günü mağfiret buyur” (İbrahim 41) diyeceklerdir.
KAN BAĞI VE İMAN BAĞI
Kur’an-ı Kerim‘e göre, akrabalık bağının kamil manada gerçekleşmesi iman birliğine bağlıdır.
“Ey Rabbim! Oğlum da benim ailemdendir. Senin va’din haktır…” diyerek mağfiretini talep eder.
Ancak Cenab-ı Hak: “O senin ehlinden sayılmaz. Çünkü kötü bir iş işlemiştir, öyleyse bilmediğin şeyi benden isteme” cevabını verir.” (Hud 45-46)
“Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah’ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istiyorsunuz?” (Nisa 144)
“Ey iman edenler! Babalarınızı, kardeşlerinizi, küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin. Sizden kim dost edinirse onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Tevbe 23)
Demek oluyor ki, inançlar ve dinî yaşayışlar birbirlerine zıd olunca kan yakınlığı fazla bir mana taşımıyor.
Hz. Nuh‘un inanmayan öz oğlunun O’nun ehlinden olmadığını ilan eden ayet-i kerimeye, hiçbir kan bağı olmayan Selman-ı Farisî’yi Ehl-i Beyt-i Nebevi’den sayan hadis-i şerifi ilave olarak: “Müslüman, müslümanın kardeşidir.
Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz.
Kim kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter.” (Ebû Dâvud, Edeb 46, 4893, Tirmizî, Hudud 3, 1426, Buhârî, Mezâlim 3, İkrâh 7, Müslim, Birr 58, 2580)
KARŞILIKLI MUHABBET
“Nefsim yed-i kudretinde olan zâta yemin ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe imân etmiş olmazsınız!
Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!” (Müslim)
“Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte mü’minlerin misâli, bir bedenin misâlidir.
Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.” (Buhari)
“Merhametli olmadıkça imân etmiş olmayacaksınız.
“Ey Allah’ın Resulü” dediler, hepimiz merhametliyiz. “Hayır” dedi. Bundan maksad ehlinize olan merhametiniz değil, bilakis halka, umuma olan merhametinizdir.” Sizden birisi kardeşini sevdiği zaman sevdiğini haber versin. Hz. Peygamberin yanında bir adam vardı. Derken oradan birisi geçti. (Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanındaki): “Ey Allah’ın Resulü!” dedi
“Ben şu geçeni seviyorum.”
“Pekiyi kendisine haber verdin mi?” diye Aleyhissalâtu vesselâm sordu.”Hayır!” deyince, “Ona haber ver!” dedi.
Adam kalkıp gidene yetişti ve: “Seni Allah için seviyorum!”dedi. Adamda: Kendisi adına beni sevdiğin zât da seni sevsin!” diye mukabelede bulundu.” (Ebû Davud)
“Bir kimse, bir başkasıyla kardeşleştiği zaman, ilk iş ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu sorsun. Çünkü böyle yapmak, sevginin artmasına daha uygundur.” (Tirmizî, Zühd)
“Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da buğzunu ölçülü yap, günün birinde dostun olabilir.” (Tirmiz)
Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: “Benim celâlim adına sevişenler nerede? Gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu günde onları gölgemde gölgelendireyim!” (Müslim)
Allah cc buyuruyor ki: “Benim celâlim adına birbirilerini sevenler var ya!
Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, peygamberler ve şehidler bile onlara gıbta ederler.” (Timizi)
Allah cc şöyle hükmetti: “Benim rızam için birbirlerini sevenlere, benim için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim için birbirlerine harcayanlara sevgim vacip olmuştur.” (Muvatta)
“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.” (Ebû Davud)
“Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne de şehidlerdir.
Üstelik kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehidler de onlara gıpta ederler. “Orada bulunanlar sordu: “Ey Allah’ın Resulü! Onlar kim bize haber ver!” Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah’ın ruhu (Kur’ân) adına birbirlerini sevenlerdir.
Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler.
Halk korkarken, onlar korkmazlar.
İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler.
Ve şu âyeti okudu: “Haberiniz olsun Allah’ın dostları var ya! Onlara ne korku var ne de onlar üzülecekler” (Yunus 62)
“Allah bir kulu sevdi mi Hz. Cebrâil aleyhisselâm’a:”Allah falanı seviyor, onu sen de sev!” diye seslenir. Onu Cebrâil de sever.
Sonra o, sema ehline: “Allah falanı seviyor, onu siz de sevin!” diye nidâ eder. Derken bütün sema ehli de onu sevmeye başlar. Sonra onun için arz (halkı arasına hüsn-ü kabûl) konur.” (Buhari Müslim)’ deki rivayetlerin”Allah, bir kula da buğzetti mi Cebrâil Aleyhisselâm’a: “Ben falancaya buğzettim sen de buğzet!” diye seslenir.
Ona Cebrâil de buğzetmeye başlar. Sonra Cibrîl sema ehline nidâ eder:” Allah Celle Celâluhu falan kimseye buğzetti, siz de buğzedin!”
Sonra yeryüzüne onun için buğz edilir.” “Ey Allah’ın Resûlü! dedim. Kişi, bir kavmi sever, fakat onların amelini işleyemezse, (sonu ne olacak.”
Ey Ebû Zerr, buyurdu, sen sevdiğinle berabersin!” Kişi, sevdiğiyle beraberdir” denmiştir”.
“Kim bir mü’minin dünyevi kederlerinden birini giderirse, Allah da onun kıyamet günü kederlerinden birini giderir.
Kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir.
Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu dünya ve âhirette örter.
Kişi kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da onun yardımındadır.
Kim ilim aramak düşüncesiyle bir yola düşerse, Allah onun cennete olan yolunu kolaylaştırır.
Bir grup, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında tedris etmek üzere Allah’ın evlerinden birinde toplanırsa, üzerlerine mutlaka sekîne iner ve onları rahmet kaplar, melekler onları sarar.
Allah da onları yanında bulunan mukarreb meleklere anar.
Bir kimseyi ameli yavaşlatırsa, nesebi hızlandıramaz.” (Müslim)
“Din nasihatten (hayırhahlıktan) ibarettir!
Yanındakiler sordu: “Kimin için ey Allah’ın Resulü?” “Allah için, kitabı için, Resulü için, müslümanların imamları ve hepsi için!
Müslüman, müslümanın kardeşidir.
Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez.
Her biriniz, kardeşinin âyinesidir.
O’nda bir rahatsızlık görürse bunu ondan izale etsin.” (Timizi)
”Kim kardeşinin ırzını müdafaa ederse, kıyamet günü Allah, onun yüzünden ateşi çevirir.” (Tirmizi)
Hz. Peygamber, bir ihtiyaç talep eden kimse gelince arkadaşlarına yönelir ve: “Şefaat edin, ecir kazanın!
Allah da Resulünün diliyle dilediğine hükmetsin!” derdi.” (Buhari)
“Şu hususlar da Allah’ı büyüklemenin birer şubesidir; bir müslüman yaşlıya ikramda bulunmak.
İçindekiyle amel hususunda ölçüyü aşmayan ve ondan uzaklaşmayan Kur’an hâmiline (hâfızına) ikramda bulunmak. Adil olan iktidar sâhibine ikram.” (Ebû Dâvud)
“Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.” (Tirmizi)
“Küçüklerimize merhamet, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.
Bir rivayette şu ziyade gelmiştir.
Ma’rufu emretmeyen, münkerden nehyetmeyen (de bizden değildir.” (Tirmizi)
Allah’ım!
Cümle dostlarımın ve müslüman kardeşlerimin aralarını ıslah eyle.
Sevgin için, sevgini muhabbetini aralarına koymayı nasip eyle. Amin.
GÜNDEM
26 Mayıs 2026SPOR
26 Mayıs 2026GÜNDEM
26 Mayıs 2026GÜNDEM
26 Mayıs 2026GÜNDEM
26 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
26 Mayıs 2026EKONOMİ
26 Mayıs 2026