DOLAR 45,9335 0.06%
EURO 53,4681 0.06%
ALTIN
BITCOIN 3108771-4,76%
İstanbul
23°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Anlattıklarımıza kendimiz uyuyor muyuz?

Anlattıklarımıza kendimiz uyuyor muyuz?

ABONE OL
Haziran 2, 2026 17:32
Anlattıklarımıza kendimiz uyuyor muyuz?

İnsanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Oysa kitabı okuyorsunuz. Akletmiyor musunuz?” (Bakara, 44)

Cennet ehli cehennem ehline seslenir: ‘Rabbimizin bize vaadettiğini gerçek bulduk; siz de Rabbinizin vaadini gerçek buldunuz mu?’ Onlar: ‘Evet’derler.” (Araf, 44)

Kendilerine Tevrat yükletilip de onunla amel etmeyenlerin durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir.” (Cuma, 5)

Bu yüzden selef âlimleri: “Bildiğimle amel edemediğim bir ilimden Allah’a sığınırım” demiştir.

Cennet ehlinden bir gurup, cehennem ehlinden bir guruba giderek: “Siz cehenneme niçin girdiniz? Vallahi biz cennete ancak sizden öğrendiklerimizle girdik” derler.

Onlar da “Bizler konuşurduk ama yapmazdık” diye cevap veririler.” (Taberani)

Bu hadis ve önce geçen ayetler, bilgisi başkalarını kurtaran ama kendisini kurtaramayan insanı anlatıyor: “Biz cennete sizin öğrettiklerinizle girdik.” Bu şu anlama gelir: Söylenen söz doğruydu. Bilgi sahihdi ama söyleyen samimi değildi.

Din anlatan akademisyenler, sosyal medya kanaat önderleri, evde anne- babalar, öğretmenler, cemaat ve grup sorumluları; dikkat edin! dini anlatmak, dini yaşamanın önüne geçmiştir.

En korkunç nokta: Hak adına konuşurken günahla barışık yaşamaktan mutlu olmaktır.

Bilgisi başkasını kurtarıp kendisini yakabilenler unutmayın! Dini anlatmak, dini yaşamaktan daha güvenli bir alan değildir.

Çünkü dini anlatmak, kişiyi hesap alanından çıkarmaz.

Sadece anlatıyorum” kurtuluş belgesi değildir

Yaşamıyorum, sadece söylüyorum” riskli bir pozisyondur.

Bir baba düşünün, çocuğuna sürekli dürüstlüğü anlatıyor. Ama kendisi yalan söylüyor.

Çocuk, babayı dinler doğruyu öğrenir ama baba kendi sözleriyle mahkum olur.

Rasulullah efendimizden: “Aralarında günahlar işlenip de (bu durumu) değiştirmeye güçleri yettiği halde değiştirmeyenlere, onlar ölmeden önce Allah hepsine bir azap isabet ettirir.” (Taberani)

Rasulullah efendimizden: “Benden sonra mü’minin eliyle ve diliyle itiraz etmeye güç yetiremeyeceği fitneler olacaktır.” Dedim ki: “Ey Allah’ın Rasulü (o zaman) bu (iş) nasıl olacaktır?” Buyurdu ki: “Kalpleriyle itiraz ederler.” Dedim ki: “Ey Allah’ın Rasulü bu onların imanlarından bir şey eksiltir mi?” Buyurdu ki: “Hayır! Ancak yağmurun taştan eksilttiği kadar (eksiltir).” (Taberani)

Ashabın en kritik sorusu: “Bu durum imanlarını eksiltir mi?”

Cevap: “El yoksa iman gitmez, dil yoksa iman gitmez ama kalp teslim olursa işte asıl felaket o olur.

İslâmın (inanç, hüküm ve ahlâk ilkeleri) bağları birer birer çözülecektir. Her bir bağ çözüldükçe insanlar ondan sonraki bağa sarılacaktır.

İlk çözülecek bağ hüküm (yönetim) en son çözülecek bağ ise namazdır.” (Müsned Ahmed)

Bu hadis, eğer dikkat edilmezse toplumsal yapıdan bireysel ibadete doğru bir gerileme, ani bir çöküş değil; yavaş, yavaş fark edilmeden, dinin içi boşaltılarak yaşanan bir çözülme olacağına işaret ediyor.

Önce hukuk tartışmalı hale gelir, sonra ahlak olur, sonra ibadet kişisel tercihe dönüşür.

En sonunda sadece isim kalır.

Çünkü hüküm giderse İslam hayattan çekilir.

Günümüzde olan da budur.

Allah’ım!

Cümlemizi güzel ahlaktan, hukuktan, ibadetten mahrum bırakma. Amin.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP