DOLAR 46,8586 0.01%
EURO 53,5664 0.12%
ALTIN
BITCOIN 2910435-2,88%
İstanbul
27°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Türkiye’de binlerce genç cinsiyetini değiştirmek istiyor!

Türkiye’de binlerce genç cinsiyetini değiştirmek istiyor!

ABONE OL
Temmuz 8, 2026 19:55
Türkiye’de binlerce genç cinsiyetini değiştirmek istiyor!

Ne Oluyor bize?

Sakın şaşırmayın!

Şu an Cerrahpaşa’da binlerce genç kız, 12 ile 19 yaş arasında, erkek olmak için hormon tedavisi ve ameliyat sırasına girmiş surecini bekliyor.

Düşünün: Daha çocuk yaşta, bedenine yabancılaştırılmış bir genç, geri dönüşü olmayan bir yolun kapısında bekliyor.
Hem dünyasını hem de ahiretini yakmakta.

Oysa Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesi, cinsiyet değişimini yalnızca 18 yaşını doldurmuş bireylere tanıyor.
Hukuken çocukların ameliyat edilmesi mümkün değil.

Fakat gerçek şu ki, bu yol reşit olmadan önce açılıyor.

Çocuklarımız en hassas çağlarında, kimliklerini sağlıklı biçimde kuramadan, kendi bedenlerine düşman hâline getiriliyor.

Peki bunu kim yapıyor, nasıl yapıyor, hangi araçlar ve yöntemlerle gerçekleştiriyor?

Bu tablo, sadece bir hukuki boşluk değil; toplumun vicdanına yöneltilmiş ağır bir uyarıdır.
Eğer gözlerimizi kaparsak, yarın çok geç olacak.

Kayıp Nesil ve Bilinmeyen Boyut

1988’den beri yaklaşık 107 bin kişinin cinsiyet değiştirdiği tahmin ediliyor.
Bu rakamlar yalnızca devlet hastanelerini kapsıyor; özel hastaneler ve yurtdışı operasyonlarıyla gerçek boyut bilinmiyor.
Erkekten kadına geçiş yapanların sayısı ise tamamen karanlıkta.

Uluslararası araştırmalara göre, kendisini transgender/trans olarak tanımlayan yetişkinlerin oranı birçok ülkede %0,3–%0,7 arasında. Türkiye’nin yaklaşık 86 milyon nüfusu üzerinden kaba bir hesap yapıldığında:

• %0,3 → yaklaşık 258 bin kişi

• %0,5 → yaklaşık 430 bin kişi

• %0,7 → yaklaşık 602 bin kişi

Bu rakamlar, Türkiye’de gerçekten bu kadar trans birey olduğu anlamına gelmez; yalnızca başka ülkelerdeki oranların Türkiye nüfusuna uygulanmasıyla elde edilen teorik tahminlerdir.

Bu belirsizlik, toplumun gözünden kaybolan bir neslin varlığını gösteriyor.
Kayıt dışı operasyonlar, şeffaf olmayan süreçler ve açıklanmayan veriler, meselenin gerçek boyutunu gizliyor.

Bu da kamuoyunun sağlıklı tartışma yapmasını engelliyor.

Dijital Tuzak

En tehlikeli durak ise dijital dünya.
Bugün, özellikle
Cumhurbaşkanı’nın da NATO bünyesinde dikkat çektiği önemli sorunlardan biri bu karanlık dijital ağdır.

Cinsiyet değişikliği konusunda kapalı gruplarda gençler birbirlerini etkiliyor, cesaretlendiriyor ve benzer düşünceleri pekiştiriyor.

Sosyal medya algoritmaları ise bu süreci adeta bir moda akımı gibi pazarlıyor.

Birkaç tıkla bir genç, hormon tartışmalarının ve kimlik sorgulamalarının içine çekilebiliyor.
Oyun gibi başlayan bu süreç, zamanla geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.

İnternetteki forumlar ve kapalı gruplar, çocukların en kırılgan dönemlerini istismar ediyor.

Bu mecraların etkili biçimde denetlenmesi ve bağımsız kurumlar tarafından şeffaf şekilde gözetim altına alınması gerekmektedir.

Ticari Sömürü

Hormon tedavileri ve ameliyatlar yüzlerce milyon liralık rant kapısıdır.
Bazı doktorlar ve firmalar, çocukları “hasta” ilan ederek kazanç sağlıyor.
Ameliyat yapan cerrah, rapor kesen psikiyatr, ilaç satan firma hepsi bu çarktan besleniyor.

Çocuklar ise pişmanlık, bedensel hasar ve psikolojik çöküntüyle yaşamaya mahkûm ediliyor.

Bu düzen, tıp etiğine ve çocuğun üstün yararına aykırıdır.

Örnek vaka: Bir genç, henüz 16 yaşında hormon tedavisine başlatılıyor.
Kimliği tam oturmamışken verilen bu karar, birkaç yıl içinde geri dönülmez bedensel değişikliklere yol açıyor.
Tedavi sürecinden kazanç sağlayan kurumlar milyonlar kazanırken, genç ömür boyu pişmanlık ve sağlık sorunlarıyla baş başa kalıyor.

İstatistiksel çerçeve: Türkiye’de yapılan ameliyatların maliyeti ve hormonal tedavisi 2,5–3,5 milyon TL arasında değişiyor.

Bu rakam, 10 binlerce operasyon üzerinden hesaplandığında milyar liralık bir sektöranlamına geliyor.
Çocukların kimlik bunalımı, bazı çevreler için yüksek gelir kapısına dönüşmüş durumda.

Gençler Neden Açık Hâle Geliyor?

Dininden, ailesinden ve millî değerlerinden kopan gençler boşlukta kalıyor.
Medya ve sosyal ağlar bu süreci “özgürlük” diye pazarlıyor.

Aile bağları zayıflıyor, anne-babalar evlatlarını kaybediyor.
Bir gencin ifadesiyle:
Ben Müslüman falan değilim, ben deistim.”

Bu söz, aile içi iletişimsizliğin nelere mal olduğunu gösteriyor.

Sevgi ve iletişim eksikliği, gençleri dışarıdaki yönlendirmelere daha açık hâle getiriyor.

Meslek Örgütleri ve Lobiler

Türk Psikiyatri Derneği ve endokrin çevreleri, etik süreçleri göz ardı ederek kolayca onay veriyor.

Oysa bu kararlar uzun değerlendirme ve etik kurul gerektirir.

Ailelerin bu çok önemli kararın arkasında olmaları ve onay vermeleri gerekir.

Burada ticari çıkarların öne geçmesi kabul edilemez.

Meslek örgütleri daha şeffaf ve hesap verebilir olmalıdır.

İntihar Riski

Sosyal medyada intiharı özendiren içerikler gençleri derinden yaralıyor.
Kimlik bunalımı yaşayan ve cinsiyetini değiştirerek zaten ağır bir yükün altına giren gençler, bu içeriklerle daha da savunmasız hâle geliyor.

Bu yalnızca bir tehlike değil, sessiz bir katliamdır.

Bir genç, kimlik arayışında yalnız bırakıldığında, çıkış yolu olarak kendi hayatına son vermeyi seçebiliyor.

Ve işte o an, sadece bir can değil; bir gelecek, bir umut, bir nesil yok oluyor.
Bu, toplumun en acı kaybıdır; bir gencin yok oluşu, hepimizin vicdanında yankılanan sessiz bir çığlıktır.

Bu hâliyle metin hem daha net, hem de okuyucuyu sarsacak derecede dramatik ve uyarıcı bir ton taşıyor.
İsterseniz aynı yoğunluğu diğer bölümlere de uygulayıp bütün metni bu ritimle yeniden yazabilirim.

Acilen Yapılması Gerekenler;

1. Devlet, istatistikleri şeffaf biçimde açıklamalı.

2. İnternet üzerindeki riskli gruplar denetlenmeli.

3. Eğitimde millî ve manevi değerler güçlendirilmeli.

4. Doktorlara sıkı etik denetim getirilmeli.

5. Ailelere manevi ve psikolojik destek sağlanmalı.

6. Medya ve sosyal medyadaki propaganda engellenmeli.

Son Söz:

Anne-babalar, Devlet büyükleri evlatlarımızı kaybetmeden önce gözlerimizi açalım.

Çocuğunuzu dinlemeden önce onu kaybetmeyin.
Bu rant ve zehir düzenine karşı durun.

Sessiz kalmayın. Bugün susarsak, yarın çok şeyimizi kaybedeceğiz.

Bu bir uyarı değil, feryattır. Nesillerimize karşı borcumuzdur.

Vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP