DOLAR 47,1930 0.04%
EURO 53,8451 -0.12%
ALTIN
BITCOIN 31346302,08%
İstanbul
29°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

440 yıl önce stokçuluğa “dur” diyen devlet

440 yıl önce stokçuluğa “dur” diyen devlet

ABONE OL
Temmuz 21, 2026 22:20
440 yıl önce stokçuluğa “dur” diyen devlet

Tarih, bazen kalın kitapların satır aralarında değil, tek bir arşiv belgesinde saklıdır.

O belge, yüzyılları aşarak bugüne seslenir; değişen çağlara rağmen değişmeyen insan tabiatını ve devlet anlayışını anlatır.

Devlet Arşivleri Başkanlığı‘nda muhafaza edilen Hicrî 993 (Milâdî 1585) tarihli bir “Mühimme Defteri” hükmü de bunlardan biridir.

Yaklaşık dört buçuk asır önce kaleme alınan bu belge, yalnızca Osmanlı‘nın iktisat anlayışını değil; adalet, kamu düzeni ve devlet denetimi konusundaki hassasiyetini de gözler önüne sermektedir.

Bugün zaman zaman temel ihtiyaç ürünlerinin depolandığı, fiyatların yapay biçimde yükseltildiği ve toplumun mağdur edildiği haberleriyle karşılaşıyoruz.
Çoğu kişi bunu modern ekonominin bir sorunu olarak görse de, Osmanlı arşivleri bunun insanlık tarihi kadar eski bir mesele olduğunu gösteriyor.

Fakat dikkat çekici olan, sorunun kendisinden çok devletin verdiği cevaptır.

Belgeye göre Demirhisar‘da yaşayan Timur bin Hasan, ambarlarını zahireyle doldurmuş, ürününü piyasaya sürmeyerek fiyatların yükselmesini beklemiştir.

Durum merkeze ulaştığında Osmanlı Devleti, Demirhisar Kadısı‘na hüküm göndererek ihtiyacından fazla zahirenin narh-ı cârî, yani yürürlükteki resmî fiyat üzerinden halka satılmasını ve ihtikâra (stokçuluğa) kesinlikle fırsat verilmemesini emretmiştir.

Burada asıl dikkat çeken nokta, devletin denetim görevini nasıl tanımladığıdır.

Osmanlı yönetim anlayışında denetim, yalnızca suçluyu cezalandırmak için yapılan bir uygulama değil; toplumun hakkını koruyan, piyasanın güvenini sağlayan ve sosyal adaleti ayakta tutan temel bir kamu vazifesiydi.

Çünkü denetlenmeyen bir piyasa, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir düzene dönüşebilir.

Ekonomik hayatın sağlıklı işlemesi yalnızca üretime ve ticarete değil; güvene, şeffaflığa ve etkin denetime de bağlıdır.

Denetimin olmadığı yerde; fırsatçılık cesaret bulur, haksız kazanç normalleşir ve en büyük bedeli dar gelirli vatandaş öder.
Bu nedenle devletin görevi sadece kuralları koymak değil, o kuralların adaletle uygulanmasını da sağlamaktır.

Yaklaşık 440 yıl önce verilen bu hüküm, aslında günümüze de önemli bir mesaj bırakmaktadır.
Devletin gücü yalnızca ordusundan veya hazinesinden değil; hukuku işletme, piyasayı gözetme ve toplumun ortak menfaatini koruma iradesinden doğar.

Güçlü devlet, vatandaşını yalnızca dış tehditlerden değil, içeride oluşabilecek haksızlıklardan da koruyabilen devlettir.

Mühimme Defterleri, bu yönüyle sadece tarihçilerin başvurduğu belgeler değildir.

Onlar aynı zamanda devlet aklının, kamu yönetiminin ve adalet anlayışının hafızasıdır.

Bugün ekonomik krizler, fahiş fiyatlar ve stokçuluk tartışılırken, dört buçuk asır önce kaleme alınmış bu hüküm bize önemli bir gerçeği yeniden hatırlatmaktadır:

Toplumun huzuru, serbest piyasanın değil; adaletle işleyen bir piyasanın eseridir.

Adalet ise ancak etkin denetimle hayat bulur.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP