Dostlar;
Her insanın dünyada kazandığı ve onu Allah‘tan meşgul eden fazlalık aslında fazlalık değil, sırf hayır olarak kazandığı şeyler hariç, diğer hayır olmayan şeyler hüsran ve zarardır.
Ey zamanın tahrib ettiğini onarmak ve tamir etmek için çabalayan insan!
Allah için söyle!
Bütün gücünü harcasan bile harab olan her gün azalan, boşa geçen ömrünü de onarmak ve bitmeden, tükenmeden, telafi etmek mümkün mü?
Kişinin geçen ömrünü ve yaptıklarını, konuştuklarını, işlediklerini, gidişatını gözden geçirmesi gerekir.
Gidişat iyi ise, Yüce Allah’a şükretmeli, iyi değilse iyi olmaya azmetmeli ve geçen ömründe yapılan hata/günahlara tövbe etmelidir.
Geri kalan ömrünü Allah yolunda dolu dolu geçirmelidir.
Her yıl, her ay, her hafta, hatta her gün bir veya birkaç dost kervanı geçip göçmektedir; neyi, kimi bekliyoruz?
Uyanmanın, eli çabuk tutmanın, kolları sıvamanın vakti gelmedi mi?
Her an ebedi ve dönüşü olmayan yola ve yolculuğa çıkmak ve çıkarılmak için hazırlıklı olmamız gerekir.
Şu dünyada yiyeceği yarım ekmeği olan, oturmak için de bir yuvası bulunan, kimseden bir şey istemeyen, bir şey beklemeyen ve kimseye de borcu olmayan bir kimse için şunu de diyebilirsin;
Zevkini yaşa, ne hoş, ne kadar da güzel bir hayatın var(!)
Şaka değil, bazıları belki de bir çokları böyle yaşamış.
Bugünün dünyasında bile birçok ülkede bir kesim ve bir kısım insanlar bu durumda ve yaşadıkları hayatlarından da memnun kadere, kazaya sitem etmiyorlar, Allah’a teslim olmuş hallerinden şikayet etmiyorlar.
Böyle olalım demek istemiyorum, olamayız da ama böyle olanlara saygı duyalım ve kanaatkar oluşlarını, nimetleri takdir ettiklerini takdir edelim.
Resulullah Efendimiz, bu hususta şöyle buyurur: “Sizden kim sabahlar da malı, canı, ırzı güven içinde, bedeni sağlıklı ve bir günlük yiyeceği var, sanki bütün dünya onundur.” (Tirmizi, 2346)
Hz Ali, bir ağacın altında oturuyordu, yanında çamuru dibe çökmüş bir su ve kavrulmuş biraz un vardı şöyle dedi: “Allah’ım!
Ne güzel bir gölge yanımda su var, un var bana verdiğini sultanlara bile vermedin sana şükrediyorum.”
Bir sahabi işten eve geliyor, hanımı onun cübbesini alıp katlıyor, bakıyor ki kocası biraz üzgün ve yorgun ona diyor ki: “Bir derdin mi var? Eğer bu derdin ahiret derdi ise, Allah derdini arttırsın, zira ahiret derdi şerefli bir derttir ve hazırlık yapmayı gerektirir, dünya ve geçim derdiyse üzülme, üç günlük dünya için üzülmeye değmez.”
Evet bizden önce ve günümüzde, biz farkında olmasak da böyle yaşayanlar vardır.
Allah‘ın nimetlerini takdir eden ve bitmeyen hazine olan kanaatı şiar edinenler vardır.
Dünyası ile meşgul olan kişiyi, uzun yaşama arzusu aldatmıştır.
Ecel ona yaklaşıncaya kadar gaflet içinde duran kişi yine öyle bilmelidir ölüm ani gelecek, kabir de amel sandığı olacak.
İnsan din ve dünyası için faydalı olan şeyle uğraşır elbette ama bunu yaparken sanki ölmeyecekmiş gibi değil, her an ölecekmiş gibi hazırlıklı olmalı, serap gibi olan dünyaya aldanmamalıdır.
Kendisine müsahhar kılınan ve hizmet eden dünyaya hizmetçi olmamalıdır.
Amel sandığı olan kabre, güzel ameller yollamanın yeri bu dünya hayatıdır.
Bu hayattaki kişinin ömrü bir anlık nefes olduğunu bilmeli, huzuruna varacağı Yüce Allah’ı daha dünyada iken razı edecek ameller işlemelidir.
Allah’ım!
Bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize dünyanın hakikatini göster, göster de dünyaya aldanmayalım, hayatın çok kısa olduğunun farkına varalım da ahirete hazırlık yapalım.
Allah’ım!
Bizleri, sayılamayacak kadar çok olan nimetlerini takdir eden, gücünün yettiği kadar hal ile, kal ile, kalp ile şükreden, verdiğine kanaat eden, senden razı olan ve razı olduğun kadirşinas ve şakir olan kullarından eyle. Amin
GÜNDEM
21 Temmuz 2026SPOR
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026UNCATEGORİZED
21 Temmuz 2026EKONOMİ
21 Temmuz 2026