Dostlar;
“İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur ve çalışması da (hayır ve şer olarak) ileride görülecektir.” (Necm, 39)
Kişinin değeri; soyu, makamı veya başkalarının yaptıklarıyla değil, kendi iradesiyle ortaya koyduğu emek, niyet ve gayretle ölçülür.
İnsan, kontrol edemediği sonuçlardan önce kontrol edebildiği gayretinden sorumludur.
Hasan-ı Basri (rahimehullah) şöyle dedi:
“Ey âdemoğlu!
Sen yarının değil bugünlesin. Öyleyse bugünün adamı ol. Yarın senin değildir.
Şayet yarın senin olsaydı sen yine bugündeki gibi olurdun. Bugünü ihmal ederek yarını kazanmaya çalışmak büyük bir gaflettir.”
“Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu azad, kimi de helâk eder.” (Tirmizi)
İnsan her gün zamanını, emeğini, düşüncesini ve iradesini bir amaç uğruna satmaktadır.
Bu satış insanın karakterini ve nihayet akıbetini şekillendirecektir.
Satışın karlı olmasını istiyorsanız cömert ile oturun.
Peygamber efendimizden:
“Cömert kimsenin yemeği devadır, cimrinin yemeği ise derttir.”
Cömert insanın ikramını gönül hoşluğu ve güzel muameleyle yapması, cimri insanın ise ikram ederken gönülsüz ve sıkıntılı davranmasının yemeğe ve misafirin haline tesir eder.
Şüpheli şeylerden de kaçınmak gerekir ancak öyle maslahatlar var ki, karı zararından fazla olabilir.
Haram lokma ile beslenen yağ parçası olunmamalıdır.
Çünkü haramdan hasıl olan kişim cehennem ateşi karsısında eritilmek suretiyle bedenden çıkarılacaktır.
Bu kesin.
Bizler böyle inandığımız içindir ki, ne devletin malından çalabiliriz, ne de bir başkasının servetinden gasp etmeye cesaretimiz olamaz.
Haramlardan, kul hakkından uzak kalmak inancımızın gereğidir.
Dile dolandırarak birilerin kazancında haram olma söylentisi bu konudaki hüküm söylenti ile olmaz.
Zan ile haramlık hasıl olmaz. Bilgiye müstenit olmalıdır.
Şayet o kişini kazancı içinde haram da bulunuyor, helal de mevcut oluyorsa bakılır, haramı mı fazla, helali mi?
Helali fazla ise, “o fazla olan helal kısmındandır” diyerek ikramı alınır ve dostluk korunur.
Bir kırgınlığa sebep olunmayabilir (içki de satan bakkal gibi).
Fıkıh kitaplarında, “haram kazanmış olan kimsenin yemeği yenilir mi?” diye sorulan soruya: “Kazancının çoğu helalse yenir”seklinde cevaplar verilmiştir.
Bizde biraz esnek davranma gereği duyup, kişilerin hukukunu gözetmeye gayret etmeliyiz.
O kişi ile münasebetleri kesipde iyice harama kaymaya sebep olmaktansa, helal kısminin bulunacağını düşünerek irtibatı kesmeyip tümüyle helale yöneltmeye niyet edebiliriz.
Uzak kalıp da bilgisiz bırakmaktansa, yakınlaşıp da rahatsız etmeden düşünmesine sebep olmakta isabet olsa gerektir.
Bizim insanlara, insanlarında bize ihtiyacı vardır.
Birbirimize faydalı olmamız da insalık gereği olarak bu sırada bazı şeyler söyleyebilir.
Helal kazanca, haram karıştırmamak gerektiğine işarette bulunabiliriz.
Bu da onlar için bir düşünme vesilesi olabilir.
GÜNDEM
23 Temmuz 2026SPOR
23 Temmuz 2026GÜNDEM
23 Temmuz 2026GÜNDEM
23 Temmuz 2026GÜNDEM
23 Temmuz 2026UNCATEGORİZED
23 Temmuz 2026EKONOMİ
23 Temmuz 2026