DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 40117703,47%
İstanbul
15°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Sevgili ben…

Sevgili ben…

ABONE OL
Kasım 4, 2026 22:25
Sevgili ben…

Sesli Makale👇

4 Kasım 2026’dan, 4 Kasım 2031’e…

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Sevgili Ben,

Bu mektubu sana içimde taşıdığım yüklerle yazıyorum. Belki beş yıl sonra okuyacaksın, belki de okuyamayacaksın. Bunu yalnızca Allah biliyor.

Son zamanlarda içim pek rahat değil. Dışarıdan güçlü görünmenin bir anlamı yok. Çünkü geceleri insan kendinden kaçamıyor. Seccadenin başında bazen uzun uzun konuşuyorum, bazen de konuşamıyorum. İçimdeki sıkıntıyı hissediyorum ama kelime bulamıyorum. O zaman sadece susuyorum. Ve Allah’ın suskunlukları da duyduğuna inanıyorum.

Kendime sık sık şu soruyu soruyorum:

“Allah benden razı mı?”

Galiba son zamanlarda beni en çok yaralayan soru bu. Çünkü insanlar senden razı olsa da Rabbin razı değilse ne kazanmış olursun?

Bazen dualarımın kabul edilmediğini düşünüyorum. Sonra bu düşüncemden utanıyorum. Çünkü bugüne kadar beni taşıyan da O’ydu, düştüğüm yerden kaldıran da O’ydu. Ama yine de beklerken yorulduğum oluyor. İnsan bazen sabretmekte zorlanıyor.

Bir de günahlarım var. Kimsenin bilmediği… Belki yalnızca benim ve Rabbimin bildiği.

Bazen tövbe ediyorum. Sonra yine aynı yere düşüyorum. İşte buna üzülüyorum:

Aynı yarayı tekrar tekrar açmaya.
Aynı hatayla yeniden yüzleşmeye.

Gece başımı yastığa koyduğumda unuttuğum çok şey oluyor. Ama Rabbime verdiğim sözleri unutamıyorum:

Tutamadığım sözleri.
Eksik bıraktığım şeyleri.
Geciktirdiğim iyilikleri.
Kırdığım insanları.
Ve yapmam gerekirken yapmadıklarımı.

İnsan yaşlandıkça işlediği günahlardan çok, ihmal ettiği güzellikleri hatırlıyor galiba.

Beş yıl sonraki hâlim…

Eğer bu satırları okuyorsan kendine şunu sor:

Hâlâ namazlarına sahip çıkıyor musun?
Hâlâ Kur’an açıldığında kalbin yumuşuyor mu?
Annenin duasını alabiliyor musun?
Sevdiklerine onları sevdiğini söyleyebiliyor musun?

Yoksa hayat koşuşturması seni de yuttu mu?

Şu satırları yazarken ev sessiz. Çayım soğumuş. Seccade önümde duruyor. Yazdıklarımdan çok yazamadıklarım var. Belki de insanın gerçek yükü, kimseye anlatamadıklarıdır.

Ya Rabbi…

Sana tertemiz gelmedim.

Çok hatayla geldim.
Çok eksikle geldim.
Tutamadığım sözlerle geldim.
Kırdığım kalplerle geldim.
Yapmam gerekirken yapmadıklarımla geldim.

Affedilmeyi hak ettiğim için değil, affına muhtaç olduğum için geldim.

Beni nefsime bırakma Ya Rabbi. Kendimle baş başa bırakma. Kalbimi karartma. Vicdanımı susturma. İşlediğim günahlardan utanma duygusunu benden alma.

Çünkü biliyorum ki:

Bir kul için en büyük felaket, günah işlemek değil; işlediği günahtan rahatsız olmamaya başlamaktır.

Ya Rabbi…

Ben kusurluyum.
Ben eksiğim.
Ben zayıfım.

Ama Senin rahmetin sonsuz.

Beni affet. Beni bağışla. Beni kendinden uzaklaştırma. Annemi, babamı, ailemi koru. Sevdiklerimi bana bağışla. Üzerimde hakkı olanları affettirecek yollar aç. Kırdığım gönülleri tamir etmeyi nasip et.

Ve vakit geldiğinde:

Bu dünyadan ayrılırken arkamda pişmanlıklar değil, hayır duaları bırakmayı nasip et.

Son nefesimde dilimde Senin adın olsun.

Ölüm meleği geldiğinde yüzümü Sana çevirebilmeyi nasip et.

Beni rahmetinle karşıla. Beni affet.

Beni rahmetinden mahrum bırakma Ya Rabbi.

Âmin.
Sevgili Ben,

Eğer bu mektubu okuyorsan bugünkü beni küçümseme.

O kusursuz değildi. Ama mücadeleyi bırakmamaya çalışıyordu.

Düşüyordu.
Ama yine secdeye dönüyordu.

Ve bütün eksiklerine rağmen Rabbinden hâlâ umut kesmemişti.

Hasbünallahu ve ni’mel vekîl.

Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.

4 Kasım 2026’daki Sen.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP