DOLAR 32,9892 -0.28%
EURO 36,0111 -0.54%
ALTIN 2.546,89-2,06
BITCOIN 22127385,13%
İstanbul
31°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Akşener’ in pasını İmamoğlu gol yapabilecek mi?

Akşener’ in pasını İmamoğlu gol yapabilecek mi?

ABONE OL
Aralık 22, 2022 14:21
Akşener’ in pasını İmamoğlu gol yapabilecek mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oley oley oley gool! Ve Ekrem Sahnede!

Fas, dünya kupası maçlarında gol attı bütün, turlar atladı Afrika halkları Arap halkları ve mazlum coğrafya sevindi. 

Ha bir de Fas takımını yenen Fransa takımın oyuncularının kahır ekseriyeti Fransa ve batı sömürge topluluklarının yani aynı coğrafyanın mazlum halkalarının çocuklarıydı. Yani yenilen takım oyuncularının kardeşleriydi, 

İşin garabetine bakar mısınız?!Fransızları gene Afrikalılar sevindirdi!

Milli şuur, milli duruş ve tarih şuuru ne kadar gereklidir değil mi?

Neyse konumuz elbette dünya kupası değil.

“Gol” haberi coşkuyla karşılanır.

Ablası kardeşine sarılır ve tebrik eder.

Kılıçdaroğlu gafil yakalandı. 

Tüh kim planladı bunu, mahkeme günü nereden çıktı Avrupa ziyaret programı? Kim yaptı “lan” bu programı? 

Ya Kılıçdaroğlu Saraçhane’ye yetişemeseydi?

Latife bir yana. 

Neler oluyor? 

Kılıçdaroğlu’nun Saraçhane’ye yetişmesi de derde derman olmadı. Kılıçdaroğlu, “Ekrem başkanı İstanbul’a hizmetten kimse engel olamaz” gibi İmamoğlu’nu Belediye Başkanlığı ile sınırlayıcı sözleri üstüne basa basa söylese de, Akşener kardeşim dediği Ekrem başkan için artık yeni bir hikaye başladığını ve artık seksen beş milyonun muhatabı olarak ilan etmesi masanın ayaklarını yerden kesmedi mi?

Neler oluyor? 

CHP ve Kılıçdaroğlu’na operasyon mu çekiliyor?

Mahkeme kararı sonuçları itibarı ile ne anlama geliyor?!

Bazı soruların cevabını birlikte arayalım,

-Mahkeme kararının “sevinçle” karşılanması ne anlama geliyor? Karşılama tarzları bu intibayı size de vermedi mi?

-Sayın Kılıçdaroğlu’nu devre dışı bırakma operasyonu olabilir mi?

-Baykal “kaset skandalı“ ile gitmişti, Kılıçdaroğlu tabiatıyla “kasetle” gelmişti denilmişti. 

Sayın Kılıçdaroğlu’nun önü kesilmek mi isteniyor? 

Kılıçdaroğlu yolcu mu?

-Sayın Akşener, Mansur Yavaş’ı gözden çıkardı mı?

-Sayın Akşener ne yapmak istiyor?

-Sayın Akşener  Kılıçdaroğlu’na, Kardeşim Ekrem’i madem kabul etmiyorsun o halde aday benim der mi?

-Masanın diğer bileşenleri bu konuda ne düşünüyor?

-Cumhurbaşkanlığı adayı konusunda insiyatif böylelikle Sayın Akşener’e geçmiş mi?

-Sayın Kılıçdaroğlu şimdiye kadar çok kararlı ifadeler kullanmıştı, o sözler havaya mı uçacak?

-Batı basının ve batılı siyasetçilerin tavrı CHP Genel Merkezinde nasıl okunuyor?

-Kılıçdaroğlu ve ekibi tasfiye mi olacak? 

Kılıçdaroğlu gözden çıkarıldı mı?

-Mesela Sayın Akşener aslında CHP ile birleşse ve CHP Genel Başkanı olsa diye aklından geçiren var mı?

-Sayın Akşener partisindeki MHP kökenli yol arkadaşlarını olanlar konusunda nasıl ikna edebiliyor? 

-Kılıçdaroğlu, kararlı duruş sergilerse Akşener, Mansur Yavaş konusunda sergilediği tavrı Ekrem İmamoğlu konusunda da sergiler ve yönünü Kılıçdaroğlu tarafına döndürür mü?

-Sayın Akşener de kararlı duracağım benim adayın “Ekrem kardeşim” derse ne olur?

-Haa bir de abla kardeş sarılması fotoğrafını herhangi bir hoca efendi sevinç anında çoşmuş halde yanındaki hanıma ya da hanım yanındaki erkeğe sarılsaydı gazete manşet ve haberleri nasıl olurdu? Merak ettim de! 

Algı ve duruş çok önemli kim nerede kime nazar ediyor ve hangi ön kabülle bakıyor?

Muhtemelen haksız bir yaklaşımla ne arsızlıkları ne şöyle oldukları ne böyle oldukları kalırdı galiba? 

İşte tam da bu soru işin sosyolojik nirengi noktasıdır. 

Yaklaşım farkını çözmeden, anlamadan adil olunamaz. 

-En önemlisi de bu millet Ekrem İmamoğlu’nu, Sayın Erdoğan’a tercih eder mi?

Amaaan insanın kafası karışıyor. 

Bu kadar soru yeter.

Benim bu sarulara elbette cevabım var.

Tarihten ibret alınsa aslında, neler oluyor anlaşılacaktır. 

Okuyucularım hatırlayacaklar, merhum Korkut Özal ile ilgili hatıralarımı yazdığım yazımda Korkut Özal’ın “Bakanlıklar yaptım, Milli Güvenlik kurullarına katıldım,  abim Turgut Bey Başbakanlık yaptığı sırada ülkenin siyasi hayatına yüzde yetmiş iç dinamikler (seçmen, basın, iş camiası ve asker) etkilidir. 

Dış etkenler ise yüzde otuz olarak düşünürdüm. 

Abimin Cumhurbaşkanı olmasından sonra kanaatim değişti, iç dinamiklerin yüzde otuz, dış etkenlerin ise yüzde yetmiş etkin olduğu kanaatine vardım” dediğini yazmıştım.

Türkiye dış etkenlere dur dedi.

İşte bunu hazmedemiyorlar.

Türkiye kendisi ile ilgili kararı bütün unsurları ile milli olarak verecektir.

Bundan kimsenin şüphesi olmasın. 

Ve Türkiye’ye müdahaleyi alışkanlık haline getirenlere bu aziz millet gerekli cevabı sandıktan verecektir. 

Merhum babam okuyan, feraset sahibi bir insandı. 

Pek çok konuda değme felsefecilere taş çıkartacak sözler söylerdi. “Bir işi kimin yaptığını anlamak için, kimin işine yaradığına bakmak lazım!” derdi. 

Bir soru daha.

Sahi gelişmeler kimin işine yarıyor? 

Söylemeden geçmek istemiyorum,

bütün bunlar olurken sayın Erdoğan, Türkmenistan ve Azarbeycan’la Türkiye’nin enerjinin dağıtım merkezi olması için anlaşma yapıyor, daha aynı günün akabinde Silivri’de doğalgaz depolama tesisi açılışı yapıyor, öte yandan yeni petrol yataklarının müjdesini veriyor, gene aynı gün içinde Putin’le görüşüyor, Suriye konusu ve göçmenler konusunda Rusya’yla birlikte sorunu çözmeye çalışıyor. 

Baş döndürücü trafik. 

Tam bu arada sayın Akşener, Ekrem kardeşim diye Ekrem İmamoğlu’na sarılıyor ve mahkeme kararını adeta sevinçle karşılayıp, (en azından kamuoyunda hatırı sayılır oranda böyle düşünenler olduğu bilinen durumdur.) “yeni bir hikaye” başladığını ilan ediyordu.

Sayın Akşener’e İstanbul’da yaşayan bir vatandaş olarak hatırlatmak isterim. 

İstanbul’un ne hale geldiğini ben de İstanbullu da yaşayarak görüyorum. Ve vatandaşların Allah “bu başarı (!)” hikayesinden Türkiye’yi muhafaza etsin diye dua ettiğini duyuyoruz, biliyoruz ve duaya amin diyoruz. 

Algılar, operasyonlar bir yana. Muhalefet için üzülmemek elde değil aralarında “bilge başkan”ında bulunduğu muhalefetten şahsen şöyle bir muhalefet yapısı görmek isterdim. 

Gerçekten Erdoğan’a alternatif bir aday çıkarsınlar da yarış birinci ligde denkler arasında geçsin.

Denkler arasında geçsin ki seçimi kim kazanırsa kazansın gerçek kazananı Türkiye olsun. 

Türkiye’de projeler konuşulsun halka umut ve müjdeler verilsin. Dış politikada başarılar, dost ve kardeş ülkelerle neler yapılabileceği, neler yapılması gerektiği konuşulsun. Kimin daha başarılı olabileceğine vatandaş kanaat getirsin ve ülke yönetimini teslim etsin. 

Yok yok hiç de öyle olmuyor. 

Çok basit algı operasyonlarına tevessül ediliyor.

Bu da yetmezse toplumun inanç ve gelenekleri kaşınıyor. 

Oradan içeri sızılıp kişisel hatalardan hareketle bir kitle mahkum edilmek isteniyor. İnsanların mikro etnisitesi gündem ediliyor. 

Çok basit işlerden medet umuluyor. 

Kimse kusura bakmasın proje ve gelecekle ilgili proje, teklifler ve faaliyetler Sayın Erdoğan’dan ve muhalefet olarak da tenkit ve öneriler sayın Dr. Fatih Erbakan’dan geliyor. 

Yılların müzmin muhalefet temsilcileri ise maalesef eski alışkanlıklarını devam ettirmenin gayreti içindeler.

Masanın ayağı altı mı? Yedi mi? Masada menü neydi? Bu defa toplantı hangi partide yapılacak? 

Ev sahibi kim olacak?!

Yahu yeni dünya düzeni kuruluyor. 

Dünya yangın yerine döndürülmüş,

biyolojik savaşlar yapılıyor.

Bu sırada bazı aşılarla insanların kanına LAYM virüsü zerk edildiği yolunda hekimler arasında dedikodular dolaşıyor.

İnsanlar ölüyor!

Nerede ise dünyanın dörtte üçü açlıkla başetmeye çalışıyor. 

Kalkınmış gelişmiş ülkelerde bile orta gelirli insanlara hayat zindan ediliyor. 

Ukrayna Rusya savaşı başta Türkiye olmak üzere başka ülkelere yayılmak isteniyor?

Peki bizim muhalefetin gündemi ne?

Her ne ise.

Telaşa gerek yok.

Ne Sayın İmamoğlu çok sevinsin ne de Kılıçdaroğlu çok üzülsün! 

“Erdoğan’ı dostlarımızla indireceğiz“ diyenlerin son kararını da beklemek ve kimin yanında olduklarını da görmek lazım diyenlerin sayısı azımsanmayacak orandadır.

Ve vatandaşlar merak etmektedirler. Ha gayret kim daha ikna edici öneriler sunacak. 

İpi böylelikle göğüsleyecek bekleyip göreceğiz. 

Türkiye’de siyasete soyunanları ilk yaptıkları arasında ABD ve Avrupa’yı şöyle bir ziyaret ve ikna etme, kendini beğendirme turları konuşulur ve işin daha kötüsü ise “icazet” almayı başaranlara türlü methiyeler dizilirdi.

Utanılacakken sevinilir bu da halkla utanmadan sıkılmadan paylaşılırdı. 

Hey gidi günler hey! 

Kimler geldi kimler geçti şu kısa dünyadan.

Son tahlilde iş olacağına varır.

Sonuçta vatandaşın irfanı ve idraki ile sandıkta cevabını ve tercihini gösterecektir.

Halkın feraseti üstün gelecektir. 

Vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.