DOLAR 45,9600 0.03%
EURO 53,5049 -0.01%
ALTIN
BITCOIN 3075169-5,86%
İstanbul
27°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Allah, kişinin rızkını daraltır mı?

Allah, kişinin rızkını daraltır mı?

ABONE OL
Ağustos 28, 2025 15:49
Allah, kişinin rızkını daraltır mı?

Rasulullah efendimizden: “Kişi, işlediği günah sebebiyle rızkından mahrum kalır!”

İnsan işlediği günahla Allah’ın rahmetini, bereketini ve kolaylığını kendinden uzaklaştırır.

Çok kazanır ama bereketini göremez.

Malı olur ama hayrını göremez.
Evinde huzur, yemeğinde şifa, işinde kolaylık olmaz.

Abdullah bin Mesud şöyle buyurdu: “Ademoğlunun günahlarından dolayı neredeyse hayvanlar inlerinde azab göreceklerdi.”

İbn Ataullah el-İskenderi der ki: “Kulun kalbi fesada uğradığında, çevresinde bulunan şeyler de fesada uğrar. Kulun kalbi ıslah olduğunda, alem de onunla birlikte huzur bulur.”

Hz. Ömer‘e göre, dışarıdaki düşman silahla yenilebilir fakat içerideki günahlar kişinin hem kalbini zayıflatır hem de Allah’ın yardımını keser.

Böylece asıl tehlike, silah değil, günahlarla gelen ilahi gazaptır.
Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor: “Siz düşmanlarınıza, sayı ve silah bakımından değil, ancak günah işlememeleri sayesinde üstün gelirsiniz. Eğer siz de onlar gibi günah işlerseniz, sayı ve hazırlık bakımından onlar sizden üstündür.” (Beyhaki: 8622)

Esas olan Allah‘ın insan için belirlediği hayat çerçevesini, ilahi sınırlarını çiğnememek.

Önce yaratılışın farkına varmak, sonra yaratıcı ile ilişkilerin O’na karşı sorumluluğun, O’nun insana bir hayat çerçevesi bildirdiğini, bu hayat çerçevesi içinde bulunup,  bulunmamaktan dolayı bir gün hesaba çekileceğinin, yaptığım her şey yaratana malumdur.
Görülmekteyim, gözlenmekteyim, izlenmekteyim.

Yani bir “Hududullah” gerçeği var. Net yapılabilecek olanlar. “Helaller”, net yapılamayacak olanlar “Haramlar”, insandan Tevbe duyarlılığı isteniyor.

Rabbim beni görüyor.

Bir yanlışlık yaptım ve yüreğim kirlendi.

Ben Rabbimin huzurunda böyle kirli duramam. insan, mutlak hükümdarı unutuyor.

Şah damarından daha yakın olanı, her an kendisi ile birlikte olanı, her an nazarları altında yaşadığı varlığı ve O’nun hesap gününü unutuyor.

Göz baka baka alışıyor.

Kulak dinleye dinleye alışıyor.

Dil konuşa konuşa alışıyor.

Ağız yiye yiye alışıyor.

Gönül katlana katlana alışıyor. Hayat yaşana yaşana alışkanlığa dönüşüyor.

Bir de bakıyorsunuz sınırlar kaybolmuş.

“Neredeyim ben, rabbimle ilişkilerime ne oldu, hududullah’a ne oldu, Rabbim beni hangi hal içinde gördü?”

Bu acı gerçek duyulsa, belki tevbe kapısına doğru yönelinecek.

Hele dur, daha vakit var” diye fısıldıyor birileri.

Allah affeder” diye fısıltılar üfleniyor kulaklara.

Oysa yaratıcı, “Şeytan sizi Allah’ın affı ile aldatmasın” diye uyarmış taa baştan.

Şeytan öyle bir ifrit ki, Allah‘ın affını bile kullanıyor.

İnsanoğlunu çizgi dışına çıkarmak için.

Onun için duyarlı mü’min kendini kapıp koyvermiyor, nefsin şeytanın girişimleri karşısında…

Şüpheli şeylerden kaçınma hassasiyeti onun içindir.

Yüreğinde en küçük bir tırmalanış hissedince duruyor orada, kalbi ahidlerini yeniden onarıyor.

Ya O beni bırakırsa, ya O’nu unutup da ahirette unutulanlardan olursam…”

Yüreği pır pır uçuyor duyarlı mü’minin.

Küçük günah” yok onlar nezdinde.

Ne yaptım ben?” diyecek ve zaten döneceksin.

Büyüğünü de işlesen döneceksin.
Asla günaha alışmamalı insan.

Günahı asla olağan bir şey gibi  arsızca, sanki kendisini kimse görmüyormuş gibi yüzü kızarmadan yapmamalı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP