DOLAR 45,7392 0.33%
EURO 53,0889 -0.22%
ALTIN
BITCOIN 3464882-1,08%
İstanbul
19°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Bir savaş muhabirinin anıları…

Bir savaş muhabirinin anıları…

ABONE OL
Mayıs 23, 2026 21:36
Bir savaş muhabirinin anıları…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

RÖPORTAJ: ALİ TİRYAKİ 

KONUK: KUBİLAY ÇAKIR – ESKİ SAVAŞ MUHABİRİ

Kudüs’te oğlu doğdu.
Suriye İdlib’de
iki bacağını kaybetmiş bir çocuğa sarıldı.
Irak’ta bir kampta
Türkçe konuştuğunu duyunca, ona sıkıca tutunan insanlar gördü.

Yıllarca savaş bölgelerinde çalıştı. BBC, Al Jazeera… Ortak projeler, ödüller, koşturmalar.

Ama bugün İstanbul’da daha sakin bir hayatı var. Kendi işini kurdu. Savaş muhabirliğini bıraktı.

Yine de…
Savaş onu hiç terk etmedi.
Bazı coğrafyalardan dönüyorsun.
Ama bazı coğrafyalar senden dönmüyor.

SAVAŞIN İÇİNDE KENDİNE ŞUNU SORDUN MU?

Ben kimin yanındayım?”
Kısa bir sessizlik.
Sonra yavaşça cevap veriyor:
“Bunu sormak zorunda kalıyorsunuz.”

Aslında gazeteci olmak çocukluk hayali değildi.

Mühendislik okudu. Sonra siyaset bilimi, Arapça…
TRT World kurulurken bir fikir anlattılar:
“Dünyadaki meseleleri Türkiye’nin perspektifinden anlatmak.”

Onu etkileyen şey buydu.

Çünkü dediğine göre, biz kendi coğrafyamıza hep başkalarının kurduğu cümlelerle baktık.
Eğer bir hikâye anlatılacaksa,” dedi kendi kendine, “bizim de anlatmamız gerekir.”

Sonra yol onu savaş bölgelerine götürdü. Ve işin ilginci: gittiği her yerde aynı soru yeniden karşısına çıktı.
BEN KİMİM?

Bu soruyu bazen şehirler sordu.
Bazen sokaklar.
Bazen de insanlar.
Babasını kaybetmiş bir çocukta.
Ayağını kaybetmiş bir başka çocukta.
Mülteci kampında Türkçe duyunca sarılan bir insanda.

“Bunlar ağır duygular,” diyor.
Çünkü bazen yalnızca kendini temsil etmiyorsun. Omzunda başka bir tarih de taşımaya başlıyorsun.

PEKİ YA KORKU?
İlginç bir cevap veriyor:
“Korkuyu hatırlamıyorum.”

Merak daha baskınmış.

Öğrenme isteği. Anlatma arzusu.
Sabah akşam ‘Korkma’ diye başlayan bir hikâyenin içinde büyüdük.”

Ama yıllar sonra fark ettiği başka bir şey var:
“Kendimi cesur biri olarak görmüyorum ama gerçekten korkmuyorum.”

En çok savaş anında öğrendiğini söylüyor.
Tank sesini ayırabiliyoruz, füze sesini ayırabiliyoruz, patlamanın yönünü anlayabiliyoruz.
Bir süre sonra savaşın sesi başka bir dile dönüşüyor.

Gürültü değil, bilgi oluyor.

KAMERALARIN GÖSTERMEDİĞİ SAVAŞ GERÇEĞİ NEDİR?
Buruk bir gülümseme:
“Çok şey.”

Televizyonda bir buçuk dakikaya bir hayat sığdırmaya çalışıyorsun.
Kulakta sürekli aynı ses:
Bir buçuk dakikada anlat.”

Bir gün kameramanı şakayla sormuş:
“Bugün neyi anlatacağız?”
O da aynı tonla cevap vermiş:
İsrail Filistin’i işgal ediyormuş, onu anlatacağız.”

Ama altında büyük bir yorgunluk var.

Çünkü bir dakikalık haberler bazen onlarca yıllık acıları yüzeye indiriyor.

15 TEMMUZ GECESİ
Taksim’deymiş. Bir anda ateş açılmış.
Yanındaki biri vurulmuş, yere düşmüş.
“Kamerayı bırakıp bırakmadığımı hatırlamıyorum.

Ama yardım etmeye çalıştığımı hatırlıyorum.”

Çünkü bazı anlarda gazetecilikle insanlık birbirinden ayrılmıyor.

İnsan oluyorsun.

EN AĞIR PSİKOLOJİK YÜK: FİLİSTİN
Oğlu Kudüs’te doğmuş.

Orayı sadece bir görev yeri olmaktan çıkarmış, hayatının bir parçasına dönüştürmüş.
O yüzden,” diyor, “orada taşınan yük başka.”
Ve ekliyor:
Bugün, dünyada cesaretin timsali olan millet Gazze’li Müslümanlardır; benim nazarımda.”

ÖMER’İN BAKIŞI
İdlib’de karşılaştığı küçük bir çocuk. Bombardımanda iki bacağını kaybetmiş.
On yaşındaydı. Ama kırk yaşında bir insan gibi bakıyordu.

Sessizleşiyor:
Belki bugün yaptığım her şeyin merkezinde biraz o var. Bir daha hiçbir çocuk çocukluğunu kaybetmesin diye.”

SAVAŞIN ÖĞRETTİKLERİ
“İnsanlar genelde “Bir daha savaş olmasın” cevabını bekler.
Ama benim zihnime başka bir soru yerleşti:
Bir daha insanların buna cesaret edemeyeceği bir güç nasıl oluşur?”

Çünkü yıllar boyunca gittiği yerlerde hep aynı manzarayı görmüş:
Ölen çocuklar.
Eksilen hayatlar.
Yıkılan evler.
Savaş sadece insanı öldürmüyor. İnsanın hikâyesini de öldürmeye çalışıyor.

Belki bu yüzden yıllarca dönüp dolaşıp aynı soruya geri dönmüş:
BEN KİMİM? BİZ NASIL BİZ KALACAĞIZ?

Peki bugün aynı soruyu sorsan, cevabın ne?
Yine uzun düşünüyor:

Anlattıklarının tüm olgunluğuyla bir şey öğrendiğini söylüyor:
Bir çocuğun bakışında öğreniyor.
Bir annenin sessizliğinde öğreniyor.
Bir mültecinin sarılışında öğreniyor.
Ve bazen savaşın tam ortasında öğreniyor.

KAPANIŞ
Belki bazı coğrafyalar haber değildir.
İnsanın kendi içine tuttuğu aynadır.

Kubilay Çakır’a içten teşekkürlerimle.

Onun anlatısı o kadar derin bir iz bıraktı ki, yazarken onun kendine sorduğu soruların bir anda kendi sorularıma dönüştüğünü fark ettim.

Sanırım iyi bir röportajın yapacağı da tam olarak budur.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP