DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 37171620,10%
İstanbul
29°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Engelli insan rapor değil: İnsandır!

Engelli insan rapor değil: İnsandır!

ABONE OL
Ağustos 23, 2026 19:41
Engelli insan rapor değil: İnsandır!

Bir toplumun gerçek vicdanı, güçlü olanlara nasıl davrandığıyla değil; hayatın karşısında daha fazla desteğe ihtiyaç duyan insanlarına nasıl sahip çıktığıyla ölçülür.

Engelli bir insan yalnızca elinde bir sağlık kurulu raporu bulunan kişi değildir.

O; tedaviye, bakıma, eğitime, istihdama, barınmaya, sosyal hayata ve en önemlisi insan onuruna yakışır bir yaşam sürmeye hakkı olan bir yurttaştır.

Türkiye’de engelli bireyler için önemli yasal düzenlemeler ve sosyal destekler bulunuyor. Kanun, engelli bireylerin mümkün olduğunca bağımsız yaşayabilmesi için psikososyal destek ve bakım hizmetlerinin sunulmasını öngörüyor. 

Evde bakım desteği ve bakım hizmetleri de milyonlarca insanın hayatında önemli bir yere sahip.

Fakat mesele yalnızca yardım yapmak değildir.

Asıl mesele, insanı ayakta tutabilmektir.

Bir engelli vatandaş hastaneye gittiğinde yalnızca reçetesini alıp evine gönderilmemeli. Tedavisinin devamı, sosyal yaşamı, ailesinin üzerindeki bakım yükü ve ekonomik koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle ruhsal ve psikiyatrik hastalıklarda sorun çok daha ağırdır.

Hastaneden taburcu edilen kişinin kapısına kadar giden bir sistem yetmez.
Sonrasında düzenli takip, rehabilitasyon, aile desteği, sosyal hizmet ve gerektiğinde gündüzlü bakım hizmetleri gerekir.

Çünkü hastayı yalnız bırakırsanız, aileyi de yalnız bırakmış olursunuz.

Bir anne-baba, yıllarca çocuğunun bakımını tek başına üstlenmek zorunda kalıyorsa burada yalnızca bir aile meselesinden söz edemeyiz.

Bu, doğrudan doğruya sosyal devletin sorumluluk alanıdır.

Engelli bireyin ailesi de desteklenmelidir.

Aile ekonomik olarak çökerse, bakım veren kişi tükenirse, tedaviye erişim zorlaşırsa ve sosyal hizmetler yetersiz kalırsa en ağır bedeli yine engelli birey öder.

Üstelik engellilik, insanın üretme ve topluma katkı sağlama hakkını ortadan kaldırmaz. Aksine, devletin görevi engelli bireyin yeteneklerini ortaya çıkarabileceği koşulları yaratmaktır.

Bugün artık engellilere yalnızca “yardıma muhtaç insanlar” gözüyle bakmayı bırakmalıyız.

Onlar yurttaştır.

Onlar öğrencidir.

Onlar çalışandır.

Onlar annedir, babadır, evlattır.

Onların da hayalleri, yetenekleri, umutları ve gelecekleri vardır.

Türkiye’nin önünde yeni bir Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı dönemi bulunuyor. 

Bu planların başarısı, yalnızca hazırlanan belgelerle değil, engelli vatandaşın günlük hayatında gerçekten neyin değiştiğiyle ölçülmelidir.

Bir kaldırımın önündeki engel kaldırıldığında, bir hastanın tedavisi kesintisiz sürdüğünde, bir çocuğun eğitim hakkı güvence altına alındığında, bir engelli vatandaş iş bulabildiğinde, bir ailenin bakım yükü hafiflediğinde, işte o zaman sosyal devlet gerçekten hayat bulur.

Çünkü mesele yardım dağıtmak değildir.

Mesele, kimseyi hayatın dışında bırakmamaktır.

Engelli insan bir rapor değildir.

Engelli insan bir insan hakkıdır.

Ve bir ülkenin medeniyet seviyesi, en güçlü insanının ne kadar ileri gidebildiğiyle değil; en fazla desteğe ihtiyaç duyan insanının ne kadar onurlu yaşayabildiğiyle ölçülür.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP