Avladıkları her Çocuğa 200 Bin USD Ödüyorlar.
Daha önce sadece Bosna ile ilgili yazmıştım.
Lakin görünen o ki bu vicdansızlık sadece Bosna Savaşı ile sınırlı değildir.
Bu, insan ruhunun en pis, en kokuşmuş, en cehennemi çukurudur: Savunmasız bir insanın canını, sırf bir anlık hasta zevk için, sırf pahalı bir “eğlence” uğruna avlayarak yok etmek.
Para verip masum sivilleri, özellikle çocukları nişangâhta izleyip vurmak…
Bu, insan suretinde dolaşan gerçek canavarların, ruhları çürümüş, kalpleri taşlaşmış bir sürüngen güruhunun eseridir.
Uluslararası hukuk açısından bu eylemler, Cenevre Sözleşmeleri’nin açık ihlalidir. Sivillerin, özellikle çocukların kasıtlı olarak hedef alınması, Ortak Madde 3 ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesi Madde 27‘ye göre “ağır ihlal” teşkil eder.
Roma Statüsü Madde 7‘ye göre bu fiiller “insanlığa karşı suç“, Madde 8‘e göre ise “savaş suçu“dur. Uluslararası hukukun temel ilkesi olan bireysel cezai sorumluluk gereği, bu canavarların her biri – ister tetiği çeken keskin nişancı olsun, ister bu avı organize eden ya da finanse eden zengin “turist” – işledikleri her bir cinayetten bizzat sorumludur.
1. Bosna Hersek: Tarihin En Utanç Verici Skandalı
1990’lardaki Saraybosna Kuşatması‘nda bazı zengin Batılı “turistler” için şehir, kanlı bir safari parkından farksızdı.
Milano Başsavcılığı‘nın 2025’te resmen başlattığı soruşturma, bu iğrenç gerçeği gün yüzüne çıkardı. Gazeteci Ezio Gavazzeni‘nin sunduğu 17 sayfalık dilekçe ile artık “şehir efsanesi” değil, resmi bir insanlık suçu soruşturmasıvar.
Üç kişi şüpheli statüsünde; bunlardan biri “insan avına çıktığıyla” övünen 80 yaşında bir emekli.
Zengin yabancılar – İtalyanlar, Fransızlar, Belçikalılar, Amerikalılar, Kanadalılar – Trieste’den Belgrad’a uçup, oradan Sırp tepelerine taşınıyordu. Fiyat listesi şeytaniydi: Bir yetişkini vurmak 80.000-100.000 Euro, bir çocuğu vurmak çok daha yüksek ücretliydi.
Yaşlılar bazen bedava hedefti.
Tanıklar, katılımcıların boş kovanları kurbanın yaşına ve cinsiyetine göre renk kodlarıyla hatıra olarak sakladığını anlatıyor.
Geceleri ise cinayetleri viski ve ziyafetle kutluyorlardı. Bir tanık: “Hepsi saf sadistti. Bir çocuğu öldükten sonra nasıl yaşayabilirsin, hayal edemiyorum.“
Failler toplumun “seçkin” katilleriydi: Avukatlar, doktorlar (Milano’da estetik kliniği sahibi), bankacılar, iş insanları… Motivasyonları? Afrika’da aslan avlamaktan sıkılan bu ruhsuz zenginler için bir sonraki “heyecan” masum çocukların bedenlerini delmekti.
2. Gazze: Aynı Dehşet, Somut Kanıtlarla Bugün
Buradaki insan avı fiyatlarının, Filistin Gazze’de soykırım başladığında belirlendiği iddia edilmektedir.
Bugün savaşın Gazze’de daha “sakin” geçtiği dönemlerde ise fiyatların çok daha yüksek meblağlara çıktığı yönünde yeni iddialar söz konusudur.
Utanarak yazıyorum ama hamile kadınların avlanması (iki can taşıdıkları için) uçuk rakamlı meblağlarla anılmaktadır.
Bu karanlık sadece 1990’larda kalmadı.
Bugün Gazze‘de aynı iğrenç senaryo, uluslararası hukuk kurumlarının resmen soruşturduğu bir insanlık suçuolarak karşımızda.
Fransa’da Açılan Dava: Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), 1 Temmuz 2025’te Paris’te resmi şikâyette bulundu. Şikâyet, İsrail ordusunda görev yapan Fransız-İsrailli iki keskin nişancıyı (Sasha A. ve Gabriel B.) hedef alıyor.
Bu askerler, “Hayalet Birliği” (GhostUnit) olarak bilinen 9. Takım’da görev yaptı ve Kasım 2023-Mart 2024 arasında Gazze‘de sivillerin koordineli infazını gerçekleştirdi.
Avrupa Genelinde Genişleyen Soruşturma Ağı: Aynı birimdeki diğer çifte vatandaş askerlere karşı İtalya, Belçika ve Güney Afrika’da da yasal işlemler başlatıldı.
Bu, Bosna’daki “safari” ile korkunç bir benzerlik taşıyor: Batılı ayrıcalıklı bireylerin bir savaş alanında sivilleri hedef alması.
The Guardian‘ın Ortak Soruşturması: Eylül 2025’te Guardian, ARIJ, Der Spiegel ve ZDF iş birliğiyle yürütülen 5 aylık araştırma, “Hayalet Birlik” üyesi Amerikalı-İsrailli keskin nişancı Daniel Raab’ın itiraflarını belgeledi. Raab, ekibinin görev süresi boyunca 105-120 arası Filistinliyi öldürdüğünü ve bunu “etkileyici” bulduğunu itiraf etti.
3. Komuta Sorumluluğu: Emir Verenler de Hesap Verecek
Bu noktada uluslararası hukukun en kritik ilkelerinden birine dikkat çekmek gerekir: Komuta sorumluluğu (command responsibility).
Sadece tetiği çekenler değil, bu cinayetleri emreden, teşvik eden veya engellemeyen üst düzey komutanlar ve siyasi liderler de aynı suçtan sorumludur.
Uluslararası hukuka göre, bir askeri komutan veya sivil üst, astlarının işlediği suçlardan şu durumlarda cezai sorumluluk taşır:
• Suçları bildiği veya bilmesi gerektiği halde,
• Suçları önlemek veya cezalandırmak için gerekli ve makul tedbirleri almadığı takdirde.
Bu, “ben emretmedim, astlarım yaptı” diyerek sorumluluktan kaçışı engelleyen devrim niteliğinde bir ilkedir.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra Tokyo ve Nürnberg mahkemelerinde uygulanmış, daha sonra Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi içtihatlarıyla pekiştirilmiştir.
Bosna’daki “insan safarisi“nde Sırp birliklerinin komutanları, Gazze’deki “Hayalet Birlik” operasyonlarını bilen veya bilmesi gereken üst düzey askeri ve siyasi liderler – ister emir versinler ister susmayı tercih etsinler – bireysel cezai sorumluluk kapsamında yargılanmayı beklemelidirler.
Hiçbir “devlet sırrı” veya “ulusal güvenlik” gerekçesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
4. İddialar Artık Kesin: Somut Kanıtlar
Bosna ve Gazze vakalarını birleştiren delil zinciri, bu iddiaların kesinlik kazandığını göstermektedir:
• Resmi Soruşturmalar Aktif: Milano Başsavcılığı Bosna için soruşturma başlattı. Mart 2026’da ilk sonuçlar açıklanacak.
• Görgü Tanıkları: Eski Bosnalı istihbarat ajanı Edin Subasic, İtalya’nın eski Saraybosna diplomatı Michael Giffoni ve Sırp gönüllü asker Aleksandar Licanin (“Gerçek sadistlerdi”).
• Filistinli Görgü Tanıkları: Al Mezan Genel Direktörü Issam Younis: “Çok sayıda mağdurun ifadelerini topladık ve doğruladık.”
• Uluslararası Yansımalar: ABD Kongre Üyesi Anna Paulina Luna soruşturma başlattı. Kosova Başbakanı Albin Kurti, özel uluslararası mahkeme kurulması çağrısı yaptı.
5. Çağrı: Bu Canavarların Takip Edilmesi ŞARTTIR
Bu kadar aşağılık bir kötülüğe karşı sadece lanet okumak yetmez. Somut adımlar atılmalıdır.
“Turist” Kılıflı Katillere Karşı Takip Sistemi: Savaş bölgelerine, özellikle İsrail gibi aktif çatışma bölgelerine seyahat eden ve o ülkenin vatandaşı olmayan zengin bireyler, insan avcılığı şüphesiyle otomatik olarak izlenmelidir.
Uluslararası Sorumluluk: Fransa, İtalya, Belçika ve diğer ülkeler, vatandaşlarının Gazze ve Bosna‘da işlediği iddia edilen bu suçları derhal soruşturmalı ve failleri adalete teslim etmelidir.
Cenevre Sözleşmeleri’nin ağır ihlallerinde evrensel yargı yetkisi gereği, hiçbir ülke kendi vatandaşlarını yargılamaktan kaçamaz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ YETKİLİLERİNE VE MEDYAYA AÇIK ÇAĞRI
Bu vesileyle, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na, Dışişleri Bakanı‘na ve tüm ilgili kurumlara sesleniyorum:
Bu iddialar derinlemesine ve tarafsız bir şekilde araştırılmalıdır.
Türkiye, bölgesinde barışı ve insan haklarını savunan bir ülke olarak, bu tür insanlık dışı eylemlerin karşısında durmalıdır.
Özellikle, Gazze‘deki çifte vatandaş keskin nişancı iddialarının araştırılması için uluslararası girişimlerde bulunulmalı ve bu konu Birleşmiş Milletler gündemine taşınmalıdır.
Ayrıca tüm medya kuruluşlarına çağrımı yineliyorum: Susarak bu canavarlara ortak olmayın.
Tarihin Yüzüne Vurulan En Ağır Tokat
Bosna ve Gazze’deki bu iki karanlık tablo arasındaki paralellik, bunun sistematik bir vahşet biçimi olduğunu göstermektedir.
Bu katiller, kravatlı, takım elbiseli, pahalı arabalı gerçek canavarlardır.
Bir çocuğun cansız bedenini izlerken zevk duyan, para ödeyip masum kanı akıtan bu vicdansızlar, insanlığın en aşağılık tortusudur.
Uluslararası hukuk onlar için nettir: Cenevre Sözleşmeleri’nin ağır ihlali, Roma Statüsü Madde 7 ve 8 kapsamında insanlığa karşı suç ve savaş suçu. Ve bireysel cezai sorumluluk ilkesi gereği, bu canavarların her biri – ister tetiği çeken ister parayı veren ister organize eden ister emir verip susan komutan – teker teker hesap verecektir.
Ancak tarih sadece failleri değil, seyirci kalanları da yargılar.
Bugün susanlar, yarın bu vahşetin ortakları olarak anılacaktır.
Not: Bu dosya hâlâ dinamiktir. Milano Savcılığı soruşturması Mart 2026’da ilk sonuçlarını açıklayacaktır. İtalya, Fransa, İsviçre, Belçika ve Güney Afrika’da eş zamanlı soruşturmalar devam etmektedir.
GÜNDEM
17 Nisan 2026SPOR
17 Nisan 2026GÜNDEM
17 Nisan 2026GÜNDEM
17 Nisan 2026GÜNDEM
17 Nisan 2026UNCATEGORİZED
17 Nisan 2026EKONOMİ
17 Nisan 2026