Güneş Tutulması, Ay’ın yörünge hareketi sırasında
Dünya ile Güneş arasına girmesi, dolayısıyla Ay’ın
Güneş’i kısmen veya tümüyle örtmesi sonucunda
gözlemlenen doğa olayıdır.
Güneş tutulmaları, tutulma şekline göre parçalı,
halkalı ve tam tutulma olarak isimlendirilmektedir.
Güneş Tutulması, tutulma esnasında Dünya ile Güneş arasına giren Ay’ın gölgesinin Dünya üzerine düşmesidir diye de ifade edilmektedir.
En son Güneş tutulması, 25.10.2022 tarihinde parçalı tutulma olarak gerçekleşmiş ve yurdumuzdan da izlenmiştir.
17 Ağustos 1999 depreminin tam güneş tutulmasından bir hafta sonraya denk gelmesi, en son meydana gelen Güneş tutulması da acaba beklenen depreme yol açar mı? diye kafalarda soru işaretinin oluşmasına yol açmıştır.
Bu konuda deprem uzmanları, Güneş tutulmalarının depreme direkt olarak etki ettiğine dair ellerinde kesin bir verinin bulunmadığını belirtmektedirler.
En son Güneş tutulması da tam değil parçalı olarak gerçekleşmiştir.
Yeryüzünde her yıl çeşitli büyüklüklerde ve birçok deprem meydana gelmektedir.
Bunlardan herhangi biri tutulmayla paralellik oluşturabilir.
Güneş tutulmasından önce Türkiye Uzay Ajansı
tarafından “Güneş tutulmasını doğrudan çıplak gözle izlemek göz retinasına (Gözün doğrudan görmeden sorumlu kısmı) zarar verebilir ve en kötü durumda körlüğe yol açabilir.
Güneşten gelen yoğun ışığa birkaç saniye bile bakmak retinada kalıcı hasara neden olabilir.
Güneş tutulması izlenirken bunun için tasarlanmış özel güneş tutulması gözlükleri kullanılmalıdır.” diye açıklama yapılmıştır.
Güneş tutulmaları eski zamanlardan beri insanoğlunun ilgisini çekmiştir.
Bazı toplumlarda insanlar, Güneş’in kutsal bir ejderha tarafından saldırıya uğrayıp yutulmak
istendiğini düşünüyorlardı.
Güneş’in kurtulması için
yüksek sesle bağırıp çağrışmalarla ve gürültü çıkaracak bazı yöntemlere başvurarak ejderhayı
korkutup kaçırmak için çaba harcıyorlardı.
Güneş tutulmasının sona ermesiyle de rahatlayıp seviniyorlar, takındıkları tavırlar dolayısıyla Güneş’i kurtardıklarına inanıyorlardı.
Bazı toplumlar da Güneş’in kurtulması için hayvan kurban ediyorlardı.
Hattâ daha da ileriye gidip insan kurban edenler bile vardı.
Bazı toplumlarda da halkın öfkesi ve birbirleriyle savaşmasının Güneş ve Ay’a da etki ettiği onların da
birbirleriyle kavgaya tutuşunca böyle tutulmalar meydana geldiği inancı vardı.
Bundan dolayı da aralarındaki kavgaya belirli bir süre de olsa son vermeye karar vermelerinin
tutulmanın sona ermesine etki edeceğine İnanılıyordu.
Bazı toplumlarda da insanlar Güneş tutulması esnasında
Güneş ışınlarının zehirli olduğuna, hamile kadınların engelli çocuk doğurmasına sebep
olacağına inandıkları için açık alanları terk edip
kapalı alanlara sığınıyorlardı.
Cahiliye dönemi ve daha öncesinde Araplar arasında Güneş tutulması uğursuzluk sayılmaktaydı.
Peygamber efendimizin (s.a.v) oğlu Hz. İbrahim’in
vefatı tam Güneş tutulmasının olduğu bir güne denk gelmesiyle bazılarının bunu Güneş tutulmasının uğursuzluğuna dayandırmaları üzerine Peygamberimiz (s.a.v) bu düşünceyi tasvip etmediğini ” Güneş ve Ay Allah’ın (cc) iki
ayetidir.
Bunlar hiç kimsenin ne ölümünden ne de hayatından/doğumundan dolayı tutulmazlar.
Ay ve Güneş tutulması görünce Allah’ı (cc) zikre koyulun ve namaz kılın!” diye beyan etmiştir. (Nesaî, küsûf 14)
Küsûf kelimesi sözlükte ” Örtmek, kararmak” anlamına gelmektedir.
Küsûf, Güneş için kullanıldığında ise Güneş tutulmasını ifade etmekte olup, o esnada kılınan namaza da küsûf namazı denmektedir.
Peygamber efendimiz (s.a.v) bu namazı kıldığından küsûf namazı kılmak sünnettir.
Ezansız ve kametsiz olarak diğer sünnet namazların kılındığı şekilde kılınır.
2-4 ve daha fazla rekât olarak tek başına kılınabileceği gibi cemaatle de kılınabilir.
İslâm âlimleri cemaatle kılınmasının daha faziletli olduğunu bildirmişlerdir.
Güneş tutulması esnasında zikirle ve Allah’ın (cc) kudretini tefekkürle ve dua ile gönlümüzü ferahlatmış, küsûf namazı kılarak da bir sünneti yerine getirmiş oluruz.
Maalesef günümüzde de bazı yörelerde dua etmek yerine davul çalmak, silâh atmak gibi davranışlar görülmektedir.
Bu bid’at ve hurâfeye dayalı bir inanç olup islâmla hiçbir alâkası yoktur.
Yüce Rabbimden bizlere Peygamberimizin (s.a.v) sünnetine sarılmayı ve batıl inanışlardan kaçınmayı nasip etmesini niyaz ederim.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
23 Şubat 2026SPOR
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026UNCATEGORİZED
23 Şubat 2026EKONOMİ
23 Şubat 2026