AK Parti’nin Kadın Çelişkisi
Bir iktidarın çöküşü sandıkta değil, sözüyle eylemi arasındaki uçurum toplumsal bellekte tescillendiğinde başlar.
Bakın, benim derdim ne AK Parti’yi gömmek ne de yüceltmek.
Derdim, doğruyu söylemek.
Partinin yaptığı çok iş var ki alkışlarım.
Ama gördüğüm bir yanlış, bir çelişki varsa, “aman partim” diye dişimi sıkmam.
Çünkü o zaman ben destekçi değil, dilsiz bir taş olurum. O yüzden söylüyorum. İçimden geldiği gibi. Saniyesi saniyesine.
AK Parti, yirmi yılı aşkın süredir kadını “ailenin kalesi, neslin sigortası” diye kutsadı.
“Çocuk sayısı düşerse millet biter” diye manşet attı.
Feryat etti, figan etti!
Bugün ise aynı bakanlıklar, kadınları gece vardiyasında tır kullanmaya, maden şantiyelerinde ağır işçiliğe, lojistik depolarında esnek ve güvencesiz çalışmaya teşvik ediyor.
Acaba diyorum bu projeyi Avrupa birliği ‘nden sübvansiyon elde etmek için mi kabul etmişler? Bilemiyorum.
Çünkü bu bir kadını ekonomik bağımsız veya özgür etme onun güçlendirilmesi hikayesi değil.
Bu bir ideolojik iflasın sessiz itirafıdır.
Hadi düşünelim:
Yarın bir bakan çıkıp dese ki:
“Vinç operatörlerimiz, duvar ustalarımız, inşaat demircilerimiz, tır şoförlerimiz, hatta maden işçilerimiz de artık kadınlarımızdan olsun.”
Şaşırır mıyız? Elbette şaşırmayız.
Çünkü mantık aynı mantık: Kadın bedenini, hangi işkolu olursa olsun, ekonominin boşluğunu doldurması için oraya sürmek.
Tek maaşın asgari ücretin gölgesinde eridiği, konutun lüks, gıdanın statü haline geldiği bir ülkede “kadın evde kalsın” demek, iktidarın kendi getirdiği yoksulluğu inkâr etmektir.
AK Parti, aileyi koruduğunu iddia ederken aslında tek şeyi koruyor: sistemin devamlılığını.
Kadın artık “evin direği” değil; ekonominin açığını kapatan, gece vardiyasını dolduran, sigortasız esnekliğin sessiz taşıyıcısıdır.
“Kadın çalışırsa aile dağılır” diyen zihniyet, bugün aynı kadını 12 saatlik vardiya, yol yorgunluğu ve çocuk bakımsızlığıyla baş başa bırakarak ailenin dağılmasını bizzat sistematikleştiriyor.
Teşviklerin detaylarına inildiğinde işin rengi daha iyi anlaşılıyor:
Bir firmayı kadın şoför istihdam etmeye teşvik etmek için, devlet ona taşıt kartı ücretinde %95’e varan indirim ve yetki belgesinde ücretsiz süre uzatımı gibi avantajlar sunuyor.
Yani kadın emeği, bir teşvik aracı olarak doğrudan maliyet hesabının içine konulmuş durumda.
“Kadın tır şoförü” kampanyasını toplumsal cinsiyet eşitliği diye sunmak, yoksulluğu feminist bir başarı gibi paketlemektir.
TÜİK ve Dünya Bankası verileri açıkça gösteriyor: son yıllarda kadın işgücüne katılımındaki artışın yarısından fazlası zorunluluktan kaynaklanıyor.
İktidar bunu “kadınların kamusal alanda görünmesi” diye kutluyor.
Oysa bu kutlamanın içinde güvencesizlik, mesai ihlali, çocuk bakımının tamamen kadının omzuna yıkılması ve “esneklik” adıyla meşrulaştırılan kayıt dışılık var.
Kutsadığınız aileyi, aynı anda onu parçalayan çalışma düzeniyle finanse ediyorsunuz.
Bu bir çelişki değil; kurnazca işletilen bir yol güzergahıdır.
Söylem ile eylem arasındaki kopuşu en iyi özetleyen şey şudur:
Milyonluk sürücü açığı olan bir sektörde, kadınların toplam sürücü içindeki oranı hâlâ sadece %6 seviyesinde.
İktidar, yıllardır “aileyi koruma” söylemiyle beslediği tabanına şimdi de “kadın tır şoförü” projeleriyle sesleniyor.
Ortada ne büyük bir istihdam başarısı ne de bir ideolojik dönüşüm var; sadece her iki tarafı da idare etme çabası var.
Aslında devletimizin bu teşviki erkeğe vererek çok daha anlamlı bir proje yaptığını söylemek mümkün olurdu.
Kadını evinde, asli görevinde tutmak; onu onuruna yakışır, insanî mesleklerde eğitip kazanmak, daha uzun vadeli ve kalıcı bir yatırım olurdu.
Ama tercih edilen yol bu değil.
Tercih edilen yol, kadını gece vardiyasında tır koltuğuna oturtup, ardından “aileyi koruyoruz” diye nutuk atmak.
Asıl çarpıcı olan şu:
AK Parti’nin, onlarca yıl karşı çıktığı mekanizmaları, piyasa disiplinini, esnek çalışmayı, kadın emeğinin metalaşmasını ideolojik kimlikten sıyırıp aynen benimsedi.
Bunu laikliği sevdikleri veya nefret ettikleri için değil; sermayenin ihtiyaç duyduğu işgücü modelini kendi muhafazakâr etiketiyle yeniden markaladıkları için yaptılar.
Burada kadının ekonomiye katmaktan ziyade kadının sırtından ekonomik nemalanmaktır.
Bu bir ihanet değil; yapısal bir asimilasyondur. İktidar ideolojisini değil, piyasanın açığını doldurdu. Karşı çıktıkları sistemin en katı uygulayıcısı oldular.
Elbette bu tablonun belgelerle desteklenmesi gerekiyor:
Ulaştırma Bakanlığı’nın kadın şoför teşviklerinin güvence şartları nedir?
Aile Bakanlığı’nın çocuk bakım tesisleri bütçesi reel olarak ne kadar geriledi?
Kadın işgücü verilerinde “zorunlu katılım” ile “tercihsel katılım” ayrımı nasıl yapılıyor?
Bu sorulara verilecek yanıtlar, söylem ile eylem arasındaki kopuşu bir iddia olmaktan çıkarır; ampirik bir tablo haline getirir.
Siyasi eleştirinin gücü, öfkesinden değil, kanıtından gelir.
AK Parti’nin kadın politikası artık bir tercih değil; bir zorunluluk haritasıdır. “Aile” lafı, ekonomik çöküşü örten bir perdedir.
Kadınları gece vardiyasına itip “güçlendik” demek, yoksulluğu kutlamaktır.
İdeoloji tükendiğinde geriye kalan tek şey pragmatizmin soğuk mantığıdır.
Aynı anda hem “muhafazakâr aile bekçisi” hem “piyasa işgücü tedarikçisi” olmaya çalışmak ne inandırıcılık ne de tarih açısından sürdürülebilir bir seçenektir.
Sistem sizi yutmadı; siz sistemi kendi ellerinizle beslediniz.
Hocam, bu çok eski bir hikâye. “Nereden çıktı bu şimdi?” diyenlere cevabım basit: Bir sohbet ortamında dile gelen bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim.
Körü körüne AK Parti’yi savunan dostlarıma gelince: Sistem AK Parti’yi yutmadı.
Bilakis AK Parti, kendi elleriyle bu sisteme kan verdi, ekmek verdi, nefes verdi.
Onu besledi, büyüttü, daha da kudretli kıldı.
Mütemadiyen kızanlar olacaktır; varsın kızsınlar. Sorun onların öfkesinde değil.
Asıl sorun, insanın elini vicdanına koyup düşünmemesinde.
Çünkü düşünmek, öfkenin dumanını dağıtan tek rüzgârdır.
Hasılı bu beslenmenin faturasını, gece yarısı direksiyonda uyuyakalmamak için çabalayan kadın uyuyakaldığında annesini göremeyen yavrusu ödeyecek.
“Örtbas edilmiş vicdan, zulmün ta kendisidir”.
Allah akıl fikir versin vesselam.
GÜNDEM
22 Nisan 2026SPOR
22 Nisan 2026GÜNDEM
22 Nisan 2026GÜNDEM
22 Nisan 2026GÜNDEM
22 Nisan 2026UNCATEGORİZED
22 Nisan 2026EKONOMİ
22 Nisan 2026