Korku ile ümit arası (Beyne’l- havf ve’r- recâ)
yaşamak!…
Havf korku, recâ ise ümit demektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), mü’min kimdir? sorusuna: “Mü’min korku ile ümit arasında olan kimsedir.” diye cecap vermiştir.
Allah (c.c): “Allah’ın (c.c) rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Şüphesiz ki Allah(c.c) bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayıcı ve pek merhametlidir.”
( Zümer suresi, ayet: 53)
“Onlar korkarak ve ümit ederek Rablerine dua ederler.” (Secde suresi, ayet: 16)
Ayet ve hadisleri dikkate alan islam alimleri: “Kul, sıhhat halinde korkulu ve ümitli olmalı. Hastalık halinde ise ümit hali daha kuvvetli olmalıdır.” demişlerdir.
Korku ve ümit insanda mevcut bir duygu durumudur.
Bu duygular daha çok gelecekle ilgilidir.
Çünkü; insan hoşlanmadığı bir şeyin başına gelmesinden, arzu ettiği bir şeyi elde edememesinden korkar.
Ümit ise, ileride olması arzu edilen bir şeye kalbin duyduğu ilgidir.
Hz. Ömer’e (r.a), atfedilen: “Eğer bir kişi cennete girecek denilse umarım ki o Ömer’dir.
Eğer bir kişi cehenneme girecek denilse korkarım ki oda ömer’dir.” sözü ümit ile korku arasında olmanın nasıl olması gerektiğine dikkat çekici bir örnektir.
Korku ile ümit insan psikolojisi üzerinde etkili olan iki unsurdur.
Bu iki duygu da dengeyi sağlamak insan için önemlidir.
Korkunun çok aşırı olması hayatı çekilmez hale getirdiği gibi ümidin çok aşırı olması büyük hayal kırıklıklarının yaşanmasına sebep olabilir.
Tabii ki bu hal daha ziyade dünyevi durumlar içindir.
Mü’min kişi “Ben çok günahkârım
Allah (c.c) beni kesinlikle affetmez.
Ben cehennemliğim.” diyemeyeceği gibi, “Ben, Allah’ın (c.c) sevgili kuluyum kesinlikle cennetlik biriyim.” de diyemez.
Kişinin böyle sözler söylemesi ayrıca Allah’ın (c.c) tasarrufuna müdahale olduğundan günah üstüne günah işlemesine sebep olmuş olur.
Yüce kitabımız Kur’an-ı kerim korku ve ümit duygularına sık sık vurgu yapmaktadır.
Çoğu kez rahmet ve azap ayetleri ile cehennem azabı ve cennet hayatını bildiren ayetler birbirini takip eder.
Secde suresi 16. ayette belirtilen mü’min tarifinde “korkarak ve umarak Rablerine dua ederler.” denilmesi “mü’minlerin duyguları itibarıyla korku ve ümit hallerini dengede tutan kimseler olmaları gerektiğini işaret etmektedir.”
Mü’minin hem Alah’ı (c.c) sevmesi, rahmetinden daima ümitvar olması hem de korkarak azabından emin olmaması kalbini güzelleştirir ve ona manevi anlamda terakki kazandırır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), vefat etmek üzere olan bir gencin ziyaretine gitti.
“Kendini nasıl hissediyorsun?” diye sordu.
Genç de cevap verdi: “Ey Allah’ın (c.c) rasûlu! Allah’ın (c.c) affını umuyorum, günahlarımdan dolayı da korkuyorum.” deyince Efendimiz (s a v) sevindi ve şöyle dedi: “Böyle bir durumda inanmış bir kulun gönlünde bağışlanma ümidi ve günahından dolayı azap görme korkusu birleşirse Allah (c.c) o kuluna umduğunu verir ve korktuğu azaptan emin kılar.”
(Nesaî, Züht: 31)
İmamı Gazalî, “Havf mı yoksa recâ mı daha üstündür.” Sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Bu soru ekmek mi, su mu daha önemlidir? sorusu kadar saçma bir sorudur.”
Bu cevap her iki duygunun birbirine karşı üstünlüğünün değil, her ikisinin de mü’min için gerekli olduğunun işaretidir.
Havf ve reca bir kuşun iki kanadı gibidir.
Mü’minin bu duyguları gerektirdiği şekilde yönetmesi dengeli bir hayat sürmesine katkı sağlar.
Ne var ki, korkunun insanı ümitsizliğe, ümidin de kötülükleri, günahları önemsiz görmeye götürecek bir ölçüye ulaşmaması gerekmektedir.
Bir insan günahkâr olsa da tevbe kapısının daima açık olduğunu unutmamalı, ümit ve korku dengesini dikkate almalıdır.
Ümit ve korku dengesini kuramayan insan, şeytanın açık hedefi olur.
Şeytan, vereceği vesveselerle ziyana uğratmak için, “Nasıl olsa Allah (c.c) af eder.” telkinleriyle rehavete teşvik eder.
Önceleri küçük günahlarla başlatır.
Daha sonra büyük günahların girdabına sürükler.
Daha sonra da, “Sen artık günah deryasına battın bundan sonra Allah (cc) seni affetmez.
Hiç olmazsa hayatını yaşa, dünya zevklerinden kendini mahrum etme” telkiniyle tamamen helâk olması için gayret gösterir.
Bu gibi telkinleri cinnî ve insî şeytanlar yapabilir.
Mü’min daima uyanık ve dikkatli olmalıdır.
Yüce Rabbim bizlere ümit ile korku arasında denge kurarak yaşantısını sürdüren kullarından olmayı nasip etsin.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
07 Mayıs 2026SPOR
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
07 Mayıs 2026EKONOMİ
07 Mayıs 2026