Şeytanın Allah (cc) ile aldatmasına aldanmamalıyız.
İnsanoğlu, yapmış olduğu hata, günah ve yanlışlarından dolayı vicdanen rahatsızlık duyar.
Vicdan azabını bir nebze de olsa hafifletmek için kendine suç ortağı ve bahaneler arar.
Bu bahanelerden biri de yaptıklarına sebeb olarak gördüğü şeytana karşı duyduğu kızgınlıktır.
Bu kızgınlığını “mel’un şeytan yine kandırdı, zalim şeytan, kör şeytana uydum yine, hain şeytan” diye belirtir.
“Uymaz olaydım, şeytan beni mahvetti” diyerek pişmanlığını ifade etmek ister.
Varlıklar aleminde gözle göremediklerimiz yoktur anlamına gelmez.
Daha yakın bir zaman önce milyonlarca kişinin ölümüne sebeb olan Covid- 19 virisü de gözle görülmüyordu.
Lâkin insanoğluna neler çektirdiği hepimizin malumudur.
Şeytanı görmesek de varlığını, inanmış olduğumuz kitabımızda Yüce Rabbimiz bizlere haber vermektedir.
Şeytan Melek mi? Cin mi? sorusu zaman zaman sorulmaktadır.
Soruya cevap olarak: “Hatırla o vakti ki biz meleklere Adem’e (a.s) secde edin! demiştik.
İblis dışında olanlar hemen secde ettiler. O, cinlerdendi.
Rabbinin emrinden dışarı çıktı.
Şimdi siz beni bırakıp da iblisi ve neslini dostlar mı ediniyorsunuz?
Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için ne kötü bir takastır bu.” (Kehf suresi, ayet: 50)
Bu ayet-i kerimeden anlıyoruz ki şeytan cinnîlerdendir.
İnsan haksızlık yapar.
İftira ederek başkasının onurunu zedeleyip iffetini lekelemek ister. İtibarını yitirmesine, zarara uğramasına sebep olur.
Çeşitli entrikalarla liyakatli olan birinin hak ettiğini elde etmesine engel olur.
Yetim hakkı yer.
Kamu malına göz diker.
Çeşitli günahlara dalar.
Allah’ın (cc ) emirlerini yerine getirmeye özen göstermeyerek, yasaklarını çiğnemekten kaçınmayarak Allah’ın (cc) hakkını teslim etmemiş olur.
Böyle durumlarda insan kendine kızması gerekirken, suçluluğunu hafifletme ihtiyacı duyar ve kendisine dünyevî bir fatura çıkmayacağını da bildiğinden en kolay yol olarak şeytana kızmayı seçer.
Şeytan ki Allah’ın (cc) rahmetinden kovulmasına sebep gördüğü babamız Âdem Aleyhisselâm’a olan kızgınlığından dolayı O’nun neslinden hınç almayı kendine vazife edinmiştir.
İstediğini elde etmek için çok sinsi davranır.
Çeşitli hile ve tuzakları mevcuttur.
Bir çok plânı vardır.
Biri tutmazsa diğerine başvurur.
İnsanoğlunun zaaflarını çok iyi bilir.
Herkese zaafları üzerinden yüklenir.
Erkeğe ayrı, kadına ayrı tuzaklar kurar.
Kiminin zengin olma hırsından faydalanarak, kişiye helal – haram gözetmenin boş bir iş olduğunu önemli olanın servet ve gücün elde edilmesi olduğunu telkin eder.
Kimini fakirlikle korkutup korkularından istifade etmeye çalışır.
Amire ayrı, memura ayrı vesvese verir.
Memura yaklaşıp “Eline böyle bir fırsat her zaman geçmez.
Bak çoluk çocuğun bu maaşla geçinip hayatını kurtarabilir mi? Hazır yüklü bir rüşvet teklifiyle karşı karşıyasın değerlendirmesini bil.” telkininde bulunur.
İşverene ayrı, işalana ayrı vesveselerle yaklaşır.
İnsanlar arasında haset, kin, iftira, aldatma, yalan, riya, nefret, kibir gibi daha birçok olumsuzlukların yaygınlaşması için çaba harcar.
Aile bireyleri arasında soğukluk, kırgınlık, birbirlerinin ufak tefek hatalarını bile hoş görmemek gibi duyguların ortaya çıkması için uğraşır.
Şeytanın hilelerine karşı dikkatli olmak ve fırsat tanımamak önemlidir.
Şeytanlar sadece cinlerden değildir.
İnsan şeytanları da vardır.
Rabbimiz bizlere bunu Kur’an’ı Kerim’in 114. ve son suresi olan Nas suresinde: “Deki; ben insanların Rabbine sığınırım. İnsanların sahibine. İnsanların gerçek ilahına O, sinsi vesvesecinin şerrinden.
O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
Gerek cinlerden, gerek insanlardan.” diye bildirmiştir. (1-6 ayetler)
Elbette insan şeytanları vardır.
İnsanları günaha, kötülüğe, haksızlığa, Allah’ın cc emirlerine karşı gelmeye, yasaklarını çiğnemeye teşvik eden: “Hangi çağda yaşıyorsun? Bu çağda böyle şeylerin geçerli olduğuna mı inanıyorsun? Sende mi geri kafalısın?” diye insanları aşağılamaya çalışıp olumsuzluklara teşvik edene insan şeytanı veya şeytanlaşmış insan denilmez mi?
Şeytanın sevmediği kişiler, Allah’ın cc ve Peygamberinin rızasını kazanmaya gayret edenlerdir.
Bizler Allah’ın cc emirlerine uyar, yasaklarından kaçınır, sevgi, merhamet, şefkat hisleriyle donanır insanlara, hayvanlara, bitkilere ve çevremize zarar vermeyip yararına olan işlerle meşgul olursak Peygamberimizin (s.a.v), sevineneceği, Allah’ın (cc) razı olacağı eylemlerde bulunursak, anne ve babamızın, yetimin, yaşlının, engellinin, ihtiyaç sahiplerinin, kamunun hakkını gözetirsek, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırmaya çalışırsak, sabırlı davranıp sabrı tavsiye edersek, küçüklerimize sevgi, büyüklerimize saygı gösterirsek, yalan söylemez, yalan yere yemin etmez, yalancı şahitlik yapmazsak, “kamu malında tüyü bitmemiş yetimin hakkı” vardır diye hassasiyet gösterirsek, günahı değil günahkarı hoş görürsek, zalimi alkışlamaz zulmü hoş görmezsek şeytanı sevindirmemiş oluruz.
Şeytan çeşitli hile ve tuzaklarla insanoğlunu kandırmaya, günahlara teşvik edip iyiliklerden uzaklaştırmaya çalışır.
Şeytanın en sinsi aldatmasından biri de insanı Allah (cc) ile aldatmasıdır.
Şeytanın Allah (cc) ile aldatması insanı Allah‘ın (cc) rahmetiyle, affediciliğiyle kandırmasıdır ki, kişiye işleyeceği günahı küçük göstererek: “Senin işlediğin günahtan ne olur ki Allah’ın rahmetinin yanında. Allah merhametlidir nice büyük günahları affeder.” diye telkin eder.
Daha sonra da: “Her zaman yapmıyorsun arada bir bir kere büyük günah işlesen ne olur. Tevbe edersin Allah merhamet sahibidir. Affedicidir seni de affeder.” diye teselli vermeye kalkar.
Gence, daha gençsin hayatını yaşa bir daha mı dünyaya geleceksin, ilerde namazını da kılarsın iyi bir müslüman da olursun Allah kerim.” diye ümitlendirip ibadetten engellemeye çalışır.
Halbuki ne demişler: “Dünya fani, ölüm ani“
Yine demişler ki: “Kıl namazını, sonra kılarım diyenin az önce kıldık cenaze namazını.”
Genç yaşta hacca gitmeye niyetlenene de: “Henüz çok gençsin şimdi gidersen dünyadan zevk alamazsın. Kendini tutamaz günaha girersen insanlar tarafından kınanırsın. Çocuklarını büyüt, evlendir daha sonra gidersin Allah merhamet sahibidir günahlarını affeder.
Hacı olduktan sonra da günaha girmeden yaşarsın.
Günaha girmiş birine de hele de Allah’ın (cc) emirlerini yaşamakta gevşeklik gösteriyorsa, namaz kılmakla iş bitmiyor.
Yeterki kalbin temiz olsun.
Bak sen de temiz kalpli birisin insanlara iyilik yapar yardım edersin çalışmakta ibadet
Allah (cc) iyilik yapanları, temiz kalpli olanları sever günahlarını affeder. O’nun merhameti çok geniştir.” diye telkinde bulunur
Yüce Rabbim bizleri, bu konuda şöyle uyarmaktadır: “Ey insanlar! Allah’ın (cc) verdiği söz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O aldatma ustası da Allah (cc) hakkında sizi kandırmasın.”
(Fatır suresi, ayet 5)
Yüce Rabbim bizlere, Şeytanın Allah (cc) ile aldatmasına kanarak türlü hatalar ve günahlar işleyip şeytanı sevindiren değil, doğru yaşayıp iyi ve güzel işler yaparak şeytanı üzen kullarından olmayı nasip etmesini niyaz ederim.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
07 Ağustos 2026SPOR
07 Ağustos 2026GÜNDEM
07 Ağustos 2026GÜNDEM
07 Ağustos 2026GÜNDEM
07 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
07 Ağustos 2026EKONOMİ
07 Ağustos 2026