Dünya sahnesine yaratana itaat ve ibadet, iyi bir kul olabilmek, hem dünyanın yaşanılabilirliğini devam ettirmek hemde Allah’ın cc rızasını kazanıp ahiret hayatında saadete ulaşabilmek üzere gelen insanoğlunun yaratılışının gayesine uygun bir hayat sürmesi gerekir.
Bunun için de insanın yüce Allah’ın cc vermiş olduğu dünya nimetlerinden helâl yollardan yararlanırken ahiret yurdu için yatırımlar yapmanın önemini kavrayıp ona göre haraket etmesi kendi yararınadır.
Yüce Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de bizlere yol göstermektedir: “Allah’ın cc sana verdiği dünya nimetleri ile ahiret yurdunu talep et. Bunu yaparken dünyadaki nasibini de unutma…”
(Kasas suresi ayet 77)
Canlılar içinde en şerefli bir konumda olan insanın sağduyudan mahrum bir şekilde
“Hayat ancak dünya hayatıdır.” gibi hevaperestlikten kaynaklanan varsayımları sadece zanna ve cehalete dayanmaktadır.
Yüce dinimiz islâm, ruhban bir anlayışla kişinin dünyadan el çekip kendini sadece ahirete adamasını hoş karşılamayıp, dünya ve ahiret arasında denge kurarak orta yolu seçmesini tavsiye eder.
Bizler insanoğlu olarak sadece bedenden ibaret değiliz.
Maddî olarak fizikî bir bedenimiz olduğu gibi manevî olarak da ruhî bir yapımız vardır.
İki yarımın bir bütün oluşturduğu gibi bizler de ancak beden ve ruh bütünlüğünden oluşan bir varlık olarak insanız.
Fizik ve ruh sağlığımız açısından maddî yanımızı ihmal edemeyeceğimiz gibi manevî yanımızı da ihmal etmemeliyiz.
Bedenimizin beslenmesi ve güçlü olması gerektiği gibi ruhumuzun da beslenmesi ve güçlü olması gerekir.
Maddî ve manevî iki tarafımızın olduğunu unutmadan her ikisini de dengeli bir şekilde ilgi, özen ve emanet bilinciyle yönetmemiz gerekmektedir.
İnsanoğlu olarak varlığımızın bir yarısını unutmamalıyız.
İnsanoğlu eğer sadece maneviyata eğilir, duygu dünyasıyla ilgilenirse bedeni zarar görür.
Fizikî ihtiyaçlarını ihmal ettiği için sağlığı bozulur.
Bu durum maddî açıdan zarara uğramasına sebep olacağından kendisi ve ailesi zarara uğrayacağı için bireyden aileye, aileden topluma uzanan bir huzursuzluğa ve birçok istenmeyen hallerin oluşmasına sebep olur.
İnsanoğlu sadece maddî tarafıyla ilgilenip yeme, içme, gezme, süslenme, giyinip kuşanma
fiziksel ihtiyaçlarını karşılama ve sadece bedeniyle ilgilenirse o zaman da ruhî yapısı çöker, yıpranır ve maneviyat dünyası zarara uğrar.
Hele de maddî ihtiyaçlarını Allah’ın cc haram edip yasaklamış olduğu yollardan gidermeye çalışırsa işte o zaman zararların en büyüğüne uğramış olur.
İnsanoğlu maddî yönünden ziyade manevî yönüyle insandır.
Maneviyatını unutan insanlığını da unutur.
Yüce Rabbimiz, “Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtasıdır. Allah cc katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Halâ buna aklınız ermeyecek mi?” ( Kasas suresi ayet: 60) diye bizleri uyarmaktadır.
Yüce Rabbim bizleri dünyası için ahiretini, ahireti için de dünyasını yıkanlardan olmaktan muhafaza eylesin.
30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
07 Mayıs 2026SPOR
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026GÜNDEM
07 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
07 Mayıs 2026EKONOMİ
07 Mayıs 2026