DOLAR 43,8455 0.03%
EURO 51,8005 0.19%
ALTIN 7.316,621,87
BITCOIN 2893711-2,12%
İstanbul

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Vakıf Medeniyeti Osmanlı

Vakıf Medeniyeti Osmanlı

ABONE OL
Mayıs 10, 2024 19:02
Vakıf Medeniyeti Osmanlı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Vakıflar Haftası

Ülkemizde her yıl 08 – 14 Mayıs günlerini kapsayan hafta “Vakıflar Haftası” olarak kutlanmaktadır.

Vakıf, (vakf) arapça kökenli bir kelime olup sözlük olarak; “durmak, durdurmak, alıkoymak” anlamlarına gelmektedir.

Vakıf kelimesi terim olarak ise “Bir malın sahibi tarafından dinî, ictimaî ve hayrî bir amaçla ebediyen tahsisi” anlamındadır.

Vakıf kelimesi “vakfedilen mal” anlamında isim olarak da kullanılmaktadır.

Vakıf hukukî bir işlemle kurulan, insanlara faydalı olmayı amaç edinen bir hayır kuruluşudur.

Vakıf kuruluşlarının islâm medeniyetinde önemli bir yeri vardır.

Kur’an’ı Kerim’de vakıf kavramı ve kurumu hakkında direkt bir ifade yer almasa da Allah cc yolunda harcamayı, fakir, muhtaç, kimsesiz, öksüz ve yetim olanlara infak etmeyi, iyilik yapmada, takvada yardımlaşmayı, yararlı işlerde bulunmayı öğütleyen birçok ayetin varlığı müslüman toplumlarda vakıf anlayışının oluşmasına ve uygulanmasına temel oluşturmuştur.

Sevdiğiniz şeylerden Allah cc yolunda harcamadıkça gerçek iyiliğe ulaşamazsınız.” ayeti

(Âl-i İmrân suresi ayet 92) inananların bu konuda harakete geçmesine vesile olmuştur.

Yine Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) sadaka-i câriye hakkındaki hadis-i şerifiyle ölen kişinin amel defterinin kapanmayacağı müjdesini vermesi müslümanlar da vakıf kuruluşlarının oluşturulmasına teşvik edici olmuş ve uygulamaya geçilmesine de vesile olmuştur.

Vakıf kuruluşlarının tarihini çok eskilere İbrahim aleyhisselâma hatta daha da eskilere dayandıranlar vardır.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bizzat ve sahabe-i kirâm’ın da (r.a) bu konuda uygulamaları vardır.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) kendi payına düşen ganimet mallarını ve Fedek arazisini vakfetmesi her konuda olduğu gibi bu konuda da eshabına örnek olduğunu göstermektedir.

Hz. Cabir’in (r.a), ”Muhacir ve Ensardan imkân sahibi olup da vakfetmeyen bir tek kişi bilmiyorum.” dediği rivayet edilir.

Hz. Ömer’in (r.a) Hayber’de ganimet olarak sahip olduğu bir araziyi vakfetmesi, Hz. Osman’ın (r.a)

Rûme Kuyusu’nu satın alıp bütün müslümanların yararına vakfetmesi dikkat çekici güzel birer örnektir.

Vakıf kuran kişiye “Vâkıf” vakfedilen mala

Mevkuf” vakfeden kişinin amaçlarını, şartlarını içeren, kurulan vakfın nasıl yönetileceğine ilişkin

esasları belirleyen ve mahkemece tesciliyle birlikte vakfın oluşturulduğu vesikaya (vakıf senedine) “Vakfiye” denilmektedir.

Günümüzde vakıfların yönetimi, denetimi, vakıf eserlerinin onarımı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır.

İslam’daki infak anlayışı sonraki nesiller ve toplumlar tarafından benimsenerek sayısız vakıf ve vakıf eserleri meydana getirilmiştir.

Milletimiz islâmiyetten önce de benzeri davranışlarda bulunduğundan, yapılarının yatkınlığından vakıf konusunu kolayca benimsemiş, kurdukları devlet ve imparatorluklarda çeşitli vakıf eserleri meydana getirmişlerdir.

Selçuklu’da yaygınlaşan vakıf eserleri Osmanlı’da

zirveleşmiş ve “Osmanlı bir vakıf medeniyetidir “ denmesine vesile olmuştur.

Vakfetmek demenin, kişinin malını, gerçek sahibi olan Allah’ın cc yolunda halkın istifadesine sunmak olduğu şuuruyla haraket eden ecdadımız çok sayıda ve birçok çeşitte vakıflar meydana getirmişlerdir.

Yeryüzünde çok geniş bir coğrafyada hüküm sürmüşler ve her tarafa medeniyetin dikili taşları olan eserleri yaymışlardır.

Osmanlı’nın yıkılışından sonra kaybettiği coğrafyada kurulan birçok devletin bu eserleri yıkmış, harabeye çevirmiş olmalarına rağmen halen ayakta olan ve faaliyet gösterenler de vardır.

Ne yazık ki ecdadımızın bu eserlerinin bazıları

amaçlarının tam tersi olarak da kullanılmıştır.

Bu konuda başkalarına söz söyleyebilmek için

önce bizler ecdadımızın eserlerine sahip çıkabildik mi? diye kendimizi sorgulamalıyız.

Ecdadımız on binlerce vakıfla toplumu şefkat ve merhametle kucaklamış, yaralarını bu yolla sarmışlardır.

Merhamet ve sevgiyle sadece gariplere ve muhtaçlara yardım ile yetinilmemiş, hayvanlara,

tabiata, her canlıya, herkese merhamet nazarıyla bakılmıştır.

Borçlarını ödeyemeyip hapse girenlere yardım vakfı, misafir ağırlama vakfı, varlıklı kişilerin konaklarında hizmetçilik yaparken kıymetli eşyaların kırılmasından dolayı cezalandırılıp onurları kırılmasın diye bu gibi zararları tazmin vakfı, yetim ve öksüz kız ve erkek çocuklarının barınma, iaşe ve eğitimlerini karşılama vakfı,

yaban hayvanlarının kışın zorda kalmamaları için 

dağlarda gıda temin etme vakfı, göç esnasında hastalanması, ayak veya kanatlarının kırılmasından dolayı leylek gibi göçebe kuşların kışı geçirmelerini ve tedavi olmalarını sağlama vakfı, yetim kızlara çeyizlik temin etme vakfı,

fakir delikanlıları evlendirme vakfı, hiçbir din, mezhep ve ırk ayırımı gözetmeksizin hizmet veren kervansaray, şifahane, ve aşevleri işleten vakıflar gibi islâm medeniyetinin sevgi boyutunu ortaya çıkaran vakıflar kurmuşlardır.

Ecdadımız öyle bir vakıf medeniyeti inşâ etmişlerdir ki; “Eğer Osmanlı medeniyetinde yaşıyor olsaydınız; vakıf bir evde doğabilir, vakıf bir beşikte uyuyabilir, vakıf mekânlarda vakıf mallarından yeyip içebilir, vakıf kütüphanelerinde bilgiye ulaşabilir, vakıf kitaplarıyla okuyup vakıf bir okulda öğrenci olabilir; hattâ aynı okulda öğretmenlik yapabilir ve vakıf idaresinden ücretinizi alabilirdiniz. Vakıf hanlarında, kervansaraylarında konaklayabilir, vakıf hastanelerinde şifa bulabilir, vakıf camilerinde ibadetinizi yapabilir, vakıf hamamında yıkanabilir, vakıf çeşmelerinden kana kana su içebilir ve öldüğünüz zaman bir vakıf tarafından defnedilebilirdiniz.” kanaatinin oluşmasına ve böyle bir sözün söylenebilmesine vesile olmuşlardır.

Yüce Rabbimden bizlere ecdadımızın eserlerine sahip çıkabilmeyi, ve vakıf kültürümüzü yaşatmayı nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP