Değerli okurlarımız;
Donald Trump’ın Amerikan başkanlığı koltuğuna oturmasıyla Ortadoğu’da başlayan süreç daha önce görülmemiş bir vahşet ve sinsilikle devam ediyor. Trump’ın işi papatya falına döndü.
Seviyor mu sevmiyor mu, ne yapacağı belli değil.
Bir gün barıştan bahsediyor, ertesi gün savaşı körüklüyor.
Bu tutarsızlık onun stratejisinin bir parçası.
Trump, ne söylediğiyle değil, neyi gizlediğiyle bilinen bir siyasetçi.
Bu noktada “The Last Trump” kavramına değinmek gerek.
Trump’ın soyadıyla karıştırılsa da aslında teolojik bir terimdir.
1. Korintliler 15:52 ve 1. Selanikliler 4:16’da geçer. Anlamı: “Kıyamet gününü bildiren ve ölüleri uyandırmak için çalınacak son boru.” Evanjelik Siyonistler için Trump, adeta bu kıyamet senaryosunu gerçekleştirecek araçtır.
Dualar bu boyuta ulaşmış, hatta Trump’ın işte kıyamet borusunu çaldığını ve aslında kıyamet sürecinin başladığını iddia edenler bile oldu.
Trump’ın Siyonist Kimliği ve İcraatları
Peki Trump kısaca ne yaptı?
Trump, Amerikan tarihinin en açık Siyonistbaşkanı.
Büyükelçiliği Kudüs’e taşıdı,
Golan Tepeleri’ndeki İsrail işgalini tanıdı ve “Yüzyılın Barış Planı”nı açıklayarak Filistinlileri topraklarından eden tek taraflı bir planı dayattı.
Abraham Anlaşmaları ile dört Arap ülkesinin İsrail’i tanımasını sağladı.
Trump’ın en çarpıcı hamlesi ise “ABD Gazze Şeridi’ni devralacak, ona sahip olacağız” açıklaması oldu.
Bu plan, 2,4 milyon Filistinlinin zorla Mısır ve Ürdün’e sürülmesini öngörüyor.
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Smotrich, bu planın şekillenmekte olduğunu ve günde 10 bin kişinin sürülmesi durumunda altı ay süreceğini açıkladı.
Trump’ın İsrail Büyükelçisi olarak atadığı Mike Huckabee ise şu ifadeleri kullandı: “Nil’den Fırat’a kadar uzanan topraklar… İsrail hepsini alsa sorun olmaz.” Bu ifade, İsrail’in bugünkü sınırlarının çok ötesinde, Lübnan, Suriye, Ürdün ve Irak’ın büyük bölümünü kapsayan bir toprak talebi.
Orta Doğu’da Bırakılan Derin Yaralar
Trump, bölgeye barış getirmek için değil, Amerikan çıkarlarını ve Siyonist hedefleri perçinlemek için geldi.
Bu görevi fazlasıyla yerine getirdi. Arap ve Fars düşmanlığını körükledi.
İran ile Suudi Arabistan arasında Çin’in arabuluculuğuyla başlayan normalleşme sürecini tamamen tersine çevirdi.
Bölgeyi öylesine derin bir mezhep savaşının içine sürükledi ki, bu yaranın kapanması on yıllar alacak.
Filistin Gazze’de 80 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.
Şehirler yerle bir edildi. Hastaneler bombalandı. Okullar kullanılamaz hale geldi.
Tüm bunlar olurken dünya seyretti.
Avrupa “endişelendiğini” açıkladı, Birleşmiş Milletler “kararlar” aldı. Ama hiçbiri Trump’ı durdurmak için tek bir somut adım atmadı.
Lübnan, Suriye ve Büyük İsrail Projesi
İsrail, Lübnan’a karşı adım adım toprak elde etme politikasını gizliden hayata geçirdi.
Daha önce “Lübnan’a sinsi plan yapılıyor” yazmıştım. Şimdi anlıyorum ki noksan söylemişim. Sadece Lübnan değil, Suriye’yi de açıkça hedefe koydu Netanyahu.
Suriye’nin güneyinde tampon bölge, Golan’ın genişletilmesi, Şam’a uzanan koridor… Artık gizliliğe gerek görmüyorlar.
Şu nokta önemli: Savaşın İran’la olduğu söyleniyor ama bugün Lübnan’da ölenlerin sayısı İran’da ölenlerden fazla. Sağ gösterip sol vuran bir sinsilik bu.
Asıl hedefin İran olduğu izlenimi verilirken, toprak kazanımları ve can kayıpları bambaşka bir tablo çıkarıyor ortaya.
“Büyük İsrail” projesine göre İsrail’in sınırları Nil’den Fırat’a kadar uzanacak. Nil Mısır’da, Fırat Irak ve Suriye’den geçiyor.
Aradaki topraklar: Filistin, Lübnan, Suriye, Ürdün, Irak’ın büyük bölümü ve Suudi Arabistan’ın kuzeyi. İsrail bugün Filistin’de ne yapıyorsa, aynısını yarın diğer ülkelerde yapacak.
Azerbaycan ve Türk Cumhuriyetleri: Sessizlik
Bu noktada özellikle Azerbaycan’ı ve diğer Türk Cumhuriyetlerini anmak zorundayım.
Karabağ zaferiyle büyük bir güç gösterisi yapan Azerbaycan, bugün Filistin, Gazze, Lübnan ve Suriye konusundaki sessizliğiyle dikkat çekiyor.
Bugün sessiz kalınan her zulüm, yarın başka coğrafyada, belki de kendi kapımızda karşımıza çıkacak.
Aynı şekilde Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan… Bugün Ortadoğu’daki yangından uzak durmaya çalışıyor olabilirler.
Ancak Siyonist mantık sınır tanımaz.
Orta Asya’daki enerji kaynakları, jeopolitik konum ve etnik yapılar, hepsi ileride hedef haline gelebilecek unsurlar.
Türkiye’nin Rolü ve Sorumluluğu
Türkiye’ye büyük sorumluluk düşüyor.
Coğrafi konumu, askeri gücü ve tarihi bağları itibarıyla bölgenin en önemli aktörü.
Ancak tek başına yeterli değil. İslam dünyasının, Türk dünyasının ve bölge ülkelerinin ortak bir duruş sergilemesi şart.
Bugüne kadar kınamalar, açıklamalar ve yardım tırlarıyla yetindik. Sadece kınayarak bu katliam durdurulamaz.
Tarih sözlerle değil, eylemlerle yazılır. Artık somut adımlar atma zamanı.
Dünyanın parasını kontrol eden Bay Lynn, iki günlük ziyarette Sayın Erdoğan’la görüştü ve gülerek çekip gitti.
Para nereye akarsa siyaset oraya yönelir.
O gülümseyen fotoğraf şu anlama geliyor: “Siz söylemlerinizi sürdürün, biz işimize bakalım.”
Sonuç: Uyanma Zamanı
Trump, Netanyahu’dan daha zalim bir devlet başkanı olarak bölgeyi cehenneme çevirdi.
Lübnan ve Suriye artık açıkça hedefte. Avrupa’nın söylemleri boş, Birleşmiş Milletler’in kararları etkisiz.
Bölgeyi cehenneme çeviren bu zihniyete karşı ortak bir duruş sergilenmediği sürece, herkes kendi yangınında yanmaya mahkum.
Siyonist mantık sınır tanımaz. Hiçbir Müslüman ülke, hiçbir Türk cumhuriyeti, hiçbir Arap ülkesi “bize bir şey olmaz” diyemez.
Bu yangını söndürecek olan, sadece devletlerin kararları değil, halkların vicdanı.
Bugün Filistin için sesini yükseltmeyen, yarın kendi toprakları için cesaret bulamayabilir.
Artık uyanma zamanı.
Artık sözlerin arkasına saklanan gerçekleri görme zamanı.
Artık “bize dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığını terk etme zamanı.
Bugün Filistin’de ölen çocuk, yarın Azerbaycan’da ölen çocuk olabilir. Bugün Gazze’de yıkılan hastane, yarın Bakü’de yıkılan hastane olabilir.
Bugün Lübnan’a atılan bomba, yarın Semerkant’a atılan bomba olabilir.
Sessiz kalmamak, unutmamak ve unutturmamak zorundayız.
Çünkü unutulan her zulüm, yeniden işlenmeye mahkum.
Vesselam.
GÜNDEM
01 Nisan 2026SPOR
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026GÜNDEM
01 Nisan 2026UNCATEGORİZED
01 Nisan 2026EKONOMİ
01 Nisan 2026