DOLAR 44,8611 0.22%
EURO 52,9614 0.05%
ALTIN
BITCOIN 33681180,62%
İstanbul
19°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Tesettürün sessiz kaybı…

Tesettürün sessiz kaybı…

ABONE OL
Nisan 16, 2026 18:51
Tesettürün sessiz kaybı…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tesettür kaldı… ruhu kayboldu.”

Bazen bir değer, en çok yokluğunda korunur; varlığına kavuştuğunda ise sınavı başlar.

Bir zamanlar başörtüsü bir tercih değildi… bir bedeldi.

Taşımak kolay değildi; savunmak, sabretmek, vazgeçmemek gerekiyordu.

Yasakken başörtüsü ve tesettür kullanımı, İslam’ın emirlerine karşı daha samimi ve daha uygundu… Çünkü o örtü; rahatlığın değil, direnişin içinden geçerek taşınıyordu.

Şimdi ise yasaklar kalktı; ama bambaşka bir tesettür anlayışı ortaya çıktı.
Bu cümle rahatsız edebilir… Ama hakikat çoğu zaman rahatsız eder.
Bir zamanlar başörtüsü sadece bir örtü değildi.
Bir direnişti… Bir sabırdı… Bir bedeldi… Üniversite kapılarında bekleyen genç kızlar…

İnancı ile geleceği arasında sıkıştırılan hayatlar…

Ve buna rağmen taviz vermeyen bir duruş…

O günlerde acı vardı, evet… Ama aynı zamanda çok derin bir samimiyet de vardı.

Çünkü o örtü; moda değil, imanın şahitliğiydi. Bugün? Kapılar açık… Başörtüsü serbest

İnanç görünür… Ama soralım kendimize: Kalpler ne kadar açık? Bugün tesettür var… Ama içi ne kadar dolu? Başörtüsü var… Ama yanında dar kıyafetler, dikkat çeken tarzlar, gösterişle süslenmiş bir “örtünme” anlayışı da var.
Bu noktada durup düşünmek zorundayız: Tesettür örtmek mi, yoksa dikkat çekmek mi?

Çünkü tesettür; sadece saçı örtmek değildir.

Bakışı, niyeti, yürüyüşü, ahlakı da örtmektir.

Eskiden bir örtü uğruna bedel ödeniyorduBugün ise örtü bazen sadece bir kimlik göstergesine, hatta bir tarz unsuruna dönüşebiliyor.

Ve bu meselenin çok daha derin, çok daha ağır bir boyutu var… Bir zamanlar başörtüsü nedeniyle eğitimleri yarım kalanlar vardı… Hayallerini erteleyenler… Hak ettiği halde görev alamayanlar… Bugün ise, şükürler olsun ki… Başörtülü kadınlar her alanda var.

Okuyorlar, çalışıyorlar, yönetiyorlar… Devlet kademelerinde, akademide, hayatın her yerinde aktifler.

Ama tam da burada, görmezden gelinemeyecek başka bir gerçek daha var… Özgürlük arttıkça, ne yazık ki bazı kalplerde kibir büyüdü… ihtiras derinleşti… hırs ön plana çıktı.

Bir zamanlar “hakkım engellendi” diye ağlayanlar, bugün “daha fazlası benim olmalı” düşüncesiyle hareket edebiliyor.

Bir zamanlar adalet isteyenler, bugün yetkiyi eline alınca adaleti değil, gücü önceleyebiliyor.

Ve en tehlikelisi… İbadet görünür hâle gelirken, ahlak geri planda kalabiliyor.

Oysa tesettür; sadece örtmek değil, nefsini terbiye etmektir. Kibirden arınmaktır… ihtirası dizginlemektir… hırsı adaletle sınırlandırmaktır. Peki şimdi asıl soruyu sormak zorundayız: O gün uğruna bedel ödenen değerler, bugün aynı hassasiyetle korunabiliyor mu?

Alınan görevlerde kul hakkına riayet edilebiliyor mu? Yetki adaletle kullanılabiliyor mu?
Makamlar bir emanet olarak mı görülüyor, yoksa bir ayrıcalık olarak mı?

Çünkü asıl imtihan, yasak altında direnmek değil… özgürlük içinde adil, mütevazı ve ölçülü kalabilmektir.

Eğer dün mağdur olan, bugün gücü eline aldığında kibirleniyorsa… Eğer dün dışlanan, bugün başkasını görmezden geliyorsa…

Eğer ihtiras, hakkın önüne geçiyorsa… O zaman mesele sadece bir yasak meselesi olmaktan çıkar, bir vicdan ve ahlak meselesine dönüşür.

Zorluk, insanı arındırır.

Mücadele, imanı keskinleştirir. Yasaklar, değeri büyütür.

Ama rahatlık… Eğer dikkat edilmezse, insanı yavaş yavaş alışkanlığa, sonra da duyarsızlığa sürükler.

Bugün özgürüz, evet.

Ama belki de asıl imtihan şimdi başladı.

Çünkü dün başörtüsüyle sınananlar vardı… Bugün ise başörtüsünün ruhunu, adaletini, edebini ve emanetini taşımakla sınananlar var. Hak verilince değil, hak yaşanınca anlam kazanır.

Netice itibarıyla: “Yasakların kalkması bir son değil, yeni bir imtihanın başlangıcıdır.

Bu imtihanda belirleyici olan; kibir değil tevazu, hırs değil adalet, ihtiras değil emanete sadakat olacaktır.

Asıl mesele ise şudur: İnandığımız değerleri hayatımıza ne ölçüde yansıtabiliyoruz; onları gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa yalnızca görünürde mi taşıyoruz?”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP