DOLAR 47,2220 0.06%
EURO 53,9227 0.17%
ALTIN
BITCOIN 3116276-0,92%
İstanbul
34°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Türkiye’ye verilen 1,47 milyar dolarlık ceza?

Türkiye’ye verilen 1,47 milyar dolarlık ceza?

ABONE OL
Temmuz 22, 2026 18:50
Türkiye’ye verilen 1,47 milyar dolarlık ceza?

Gerekirse Kendi Parmağımızı Kendimiz Keseriz

Bu satırların yazarının AK Parti‘ye yakın durduğu bilinir; bunu saklamıyorum, zaten öyleyim de.

Ama siyasi yakınlık, yanlışı görmezden gelmeyi gerektirmez tam tersine, kendi çevremize yönelik eleştirinin daha ağır bir sorumluluk taşıdığına inanıyorum.

Bu yüzden bu yazıdaki her iddiayı ulaşabildiğim kaynaklarla karşılaştırdım; doğrulayabildiğimi doğrulanmış bilgi, doğrulayamadığımı iddia olarak ayırdım.

Sonunda ortaya, yutması kolay olmayan bir tablo çıktı.

Bu tabloyu önünüze koyuyorum; gerekirse kendi parmağımızı kendimiz keseriz demek, işte tam olarak budur.
Vicdanınızdaki hüküm size ait.

Türkiye, son yılların en pahalı uluslararası hukuk davalarından birini kaybetti.
Ama asıl mesele kararın kendisi değil, bu kararın
aylarca resmi ağızlardan tek kelimeyle duyurulmamış olması.

Paris İstinaf Mahkemesi 5. Dairesi, 10 Mart 2026 tarihinde, Türkiye’nin Irak lehine verilen yaklaşık 1,47 milyar dolarlık ICC tahkim kararını iptal ettirme talebini reddetti. Bunun ardından kamuoyuna kapsamlı bir açıklama yapılmadı; halkın büyük kısmı bu kararı ancak 13 Temmuz 2026’da CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz‘ın paylaştığı belgelerden öğrendi.
Bilinçli bir gizleme mi, yoksa önemsenmediği için mi es geçildi elimizde bunu kanıtlayan bir belge yok.

Ama sonuç aynı kapıya çıkıyor: milyarlarca dolarlık bir yükümlülük doğuran karar, devletten değil bir muhalefet vekilinden öğrenildi.

Bu, tek başına hesap verebilirlik açısından sorgulanması gereken bir durum.

Tahkim Kararı Ne Diyor?

Uyuşmazlığın özü şu: 2014-2018 arasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (KRG) çıkardığı petrol, Bağdat’ın onayı olmaksızın Ceyhan üzerinden dünya piyasalarına satıldı. ICC Tahkim Mahkemesi, 13 Şubat 2023 tarihli nihai kararında Türkiye’yi 1973 tarihli Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması‘nı ihlal etmekle suçlu buldu.

• Fazladan ödenen taşıma ücretleri için: 1,325 milyar dolar

• Petrolün piyasa fiyatının altında satılmasından doğan zarar için: 673 milyon dolar

• Net anapara: 1,47 milyar dolar

Burada altını kalınca çizmem gereken bir nokta var: mahkeme Türkiye’yi, petrolü kime sattığı için değil, Bağdat’ın onayı olmadan bu ihracata izin verdiği için sorumlu tuttu.

Petrol En Çok Nereye Gitti?

Reuters, Financial Times, Washington Institute ve bağımsız tanker verileri, bu petrolün en büyük ve en düzenli alıcısının İsrail olduğunu gösteriyor.

• 2015: İsrail’in ham petrol ithalatının yaklaşık %77’si KRG kaynaklıydı

• 2017: oran neredeyse yarıya düştü

• 2023’ün ilk aylarında yeniden %40’a çıktı

Yunanistan’a da sevkiyatlar yapıldı, hacim küçük kaldı; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin alıcı olduğu iddiası ise teyit edilmedi.

Powertrans İddiası

Nordic Monitor’ın haberine göre, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın yönettiği Powertrans bu ticaret zincirinde önemli rol oynadı.
Aynı habere göre Ankara, ICC sürecinde bazı belgeleri gizlilik gerekçesiyle heyete sunmadı.
Bu, mahkemenin kesinleşmiş bir tespiti değil; sadece gazetecilik çalışmasına dayanan bir iddiadır.

Asıl Tartışılması Gereken

Bizim de yakın durduğumuz bu siyasi çevrede tekrar eden bir örüntüyle karşı karşıyayız: kurumlar denetleniyor, ama siyasi karar alıcılar hesap vermiyor.

Ceyhan petrolü meselesi bunun en somut örneği: milyarlarca dolarlık bir yükümlülük doğuran karar aylarca halka açıklanmıyor, hiçbir bakan istifa etmiyor, hiçbir resmî açıklama yapılmıyor.

Burada bazı dostların ne diyeceğini şimdiden biliyorum. Standart nutuk hazırdır:

“Bunun zamanı mıydı şimdi?, ‘Bunu yazmanın sırası mıydı?’
Söylemeyin kardeşim, söylemeyin.”

Ben bu yazıyı 4 ay geciktiği için ve şimdide tam zamanı olduğu için yazdım.

Sonuç;

Bu yazının amacı doğrulanmış bilgiyle siyasi iddiayı karıştırmak değil.
Tartışmasız olan şu:
ICC kararı verildi, Paris Mahkemesi bunu iptal etmedi, Türkiye 1,47 milyar dolarlık bir yükümlülükle karşı karşıya.

Tartışmalı olan da şu: Powertrans’ın rolü, bazı belgelerin neden paylaşılmadığı, siyasi sorumluluğun kime kadar uzandığı.

Devletin görevi faturayı ödemek kadar, bu faturanın hangi kararlarla kesildiğini bütün açıklığıyla anlatmaktır.
Gerekirse kendi parmağımızı kendimiz keseriz derken kastettiğim tam olarak budur.

NOT: Bizim çok akıllılarımız var ya; şimdi şöyle söylüyorlar: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, davayı ya da borcu ödemeyi gereksiz kılacak bir siyasi manevra veya diplomatik çözüm bulacağına inanıyorlar.
Devletin yükümlülüğü var ama lider bir çıkış yolu bulur.

Diyeceğim tek şey:
bakalım, görelim ve hayırlısı diyelim.

Son Söz:

AK Parti’nin düşmanları ellerini boşuna ovuşturmasın.

Biz dürüstçe  yanlışlarımızı da eleştirileri de üstlenen bir yüreğe sahibiz.

Başkaları gibi pısırık, korkak, çamur atarak, iftiraya sığınarak ya da hırsızlık yaparak değil.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP