Modernizmin ve Geleneğin Arasına Sıkışmış Nesil…
Geçtiğimiz günlerde bir Tv. programında konuşan bir amcamız, kendi gençlik dönemlerindeki aile ilişkilerini, büyük/küçük münasebetlerini anlatırken oldukça dertli ve mutsuzdu!
Dün ayıp sayılan, dün saygısızlık sayılan, dün hoş görülmeyen davranışlar bugün normalleşmiştir.
Normalleşmiştir normalleşmesine ama aile şayet varsa ve halen yaşıyorlarsa aile büyükleri bundan son derece rahatsızlık duymakta ve mutsuz olmaktalar.
Onların bu durumdan rahatsızlıkları, “öyle şeyler eskidendi, şimdi bunların önemi yok” gibi oldukça sığ ve karşısındakilerin incinmesine, kendilerini değersiz görmelerine sebep olan bu “large” davranışların aile büyüklerinde gönül kırıklığı, mutsuzluk, değersizlik gibi derin travmalara sebep olduğu gözardı edilmektedir.
Terbiye; eskiden de terbiyeydi, bugün de terbiye terbiyedir.
Batılı toplum davranışları Tv. dizi, film ve sosyal medya da görerek normalleşmiş ve içselleşmiştir.
Bizim kuşak büyüklere saygıda kusur etmemeye çalışırdı.
Büyüklerin yanında ayak ayak üstüne atmazlar, sözlerini kesmezler, sesilerini yükseltmezler, büyükler konuştuğu zaman onların konuşmalarını dinlerler…
Aile büyüğü odaya girdiğinde küçükler, hürmeten ayağa kalkar ve yer verirlerdi.
Şimdi bu zarif davranışların çoğunun ailede esamesi kalmamış görünmektedir.
Aile büyükleri odaya girdiğinde çocukları ve torunları asla istifini bozmadan oturan, oturduğu yerde yatan, yattığı yerde konumunu değiştirmemektedir.
Okullarda öğretmen, öğrenci ilişkisinde öğretmene saygı yerlerde sürünmekte!
Nerede kaldı “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” öğretisi.
Önce aileden, sonra okul ve sonra da film/dizi gibi görerek insanlarda normalleşme sağlayan ortamlarda kaybolan değerlerimiz işlenmeli, toplumunuz tekrar saygın yerine kavuşmalıdır.
Bizim jenerasyon mahalle büyüklerinin terbiye ve uyarısınıda aile uyarısı gibi önemli bulunduğu kuşaktır.
Şimdilerde bırakın komşu çocuklarını uyarmayı, kendi çocuklarını uyarabilen kaç aile kalmıştır ya da kaç ailenin çocuklarını uyarmalarından netice almaktalar.
Bu mesele toplumun tamamını ilgilendiren topyekün ele alınması gereken sosyolojik bir konudur.
İnsanlar genellikle söylenenle değil, gördükleri ile etkilenir ve şekil alırlar.
Onun için “üzüm üzüme bakarak kararır” sözümüz unutulmamalıdır.
Genç neslimizi modernitenin ve batılılaşmanın kurbanı yapmayalım.
Bizler müslüman toplumlarız; yaşam ve hayat kültürümüz vardır, bunu yaşayalım ve yaşatalım.
Evlerimizde ne kadar, ne zaman daha birlikte olacağımızı bilmediğimiz aile büyüklerimizi incitmeyelim.
Onların saygıyı hakettiklerini, saygı kurallarını “o eskidendi” gibi sığ ve değersiz yaklaşımlara kurban etmeyelim.
Sevgili gençler!
Onları bir daha görmeyeceğinizi unutmayın! Onlar sizlerin babalarınız, anneleriniz ömürlerini feda ettiler!
Onları hafife almayın.
Onlar belki sizin gibi ünvanlara ve varlığa sahip olmayabilirler. Onlar umuru dünya görmüş, tecrübeyi bedeller ödeyerek kazanmış insanlardır.
Ayrıca onların öyle bir ünvanları var ki; onlar baba, onlar anne, onlar dede, onlar nenedir.
Sevgili gençler!
Sizlerinde bu ünvana sahip olmanız temennimizle sağlıcakla kalın.
Toplumsal değerlerin yaşatılması ailenin yaşatılmasıdır.
Ailenin yaşatılması ise mutluluktur, mutlu bir gelecektir.
Güzel, mutlu gelecekler sizlerin olsun…
Vesselam.
GÜNDEM
02 Temmuz 2026SPOR
02 Temmuz 2026GÜNDEM
02 Temmuz 2026GÜNDEM
02 Temmuz 2026GÜNDEM
02 Temmuz 2026UNCATEGORİZED
02 Temmuz 2026EKONOMİ
02 Temmuz 2026