DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 39750991,11%
İstanbul
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Erbakan’ın oğlu olmak yetmez

Erbakan’ın oğlu olmak yetmez

ABONE OL
Eylül 19, 2026 20:50
Erbakan’ın oğlu olmak yetmez

Bu yazıyı yazmak istemezdim.
Gerçekten istemezdim.

Yazar sorumluluğum yazmamı gerektirdi.

Çünkü memleketin gündemi zaten yeterince ağır.

PKK süreci, Suriye, Yunanistan, İran, İsrail… Bölge ateş çemberinde.
İçeride vatandaşın derdi geçim, adalet, eğitim, güvenlik ve gelecek kaygısı.

Böyle bir ortamda insan, parti içi polemiklerle ve siyasi atışmalarla uğraşmak istemiyor.

Ama siyaset böyle bir şey.

Memleketin gerçek meseleleri ortadayken, bazıları hâlâ kendi küçük hesaplarının peşinde.

CHP kendi içinde kaynıyor, hırsızları bulmaya çalışırken!
Yeni Parti daha sahneye çıkmadan ismi “hain, satılmışlar” ve isim hırsızı diye mahkemelik oluyor.

Bir de Yavuz abi var. Elinde bir anahtar, kapı kapı dolaşıyor. İlle de bir kapıya uydurup içeri girmeye çalışıyor.

Ama abi, o anahtar fazla elastiki.

Sağa sola eğiliyor, bükülüyor. Her kapıya göre şekil alıyor. Ama açmak için gücü yetmiyor.

Zaten olmaz. Olmaz.

Siyasette esneklik başka şeydir, omurgasızlık görüntüsü vermek başka. İnsan bazen bir kapıyı açmak pahasına anahtarını eğip bükmemeli.
Düz durmalı. Düz konuşmalı.

Düz yürümeli.

Bunlar ayrı ayrı konuşulacak meseleler. Benim bugün asıl söylemek istediğim başka.

Sayın Fatih Bey, artık sınırı zorluyorsunuz.

Bunu düşmanlıkla söylemiyorum.

Bir hayal kırıklığıyla söylüyorum.

Çünkü sizin biyolojik babanız olan Necmeddin  Erbakan Hoca, benim için sıradan bir siyasetçi değildir.

Ben onu, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli siyasi şahsiyetlerden biri olarak görüyorum.

Tam da bu nedenle sizin üzerinizdeki beklentim yüksek. Çünkü siz Erbakan’ın oğlusunuz.

Bu bir ayrıcalık olabilir. Ama aynı zamanda ağır bir emanettir.

Erbakan’ın oğlu olmak yetmez.

Soyadı taşımak kolaydır. Asıl mesele, o soyadının ağırlığını taşıyabilmektir.

Bunun için sadece konuşmak, sadece eleştirmek, sadece sert cümleler kurmak yetmez.

Akıl gerekir. Kadro gerekir. Proje gerekir. Eser gerekir.

Bugün elinizde önemli bir siyasi imkân var. Milletvekilleriniz, teşkilatlarınız, seçmen tabanınız var.

Arkanızda da Türkiye siyasetinde iz bırakmış büyük bir gelenek bulunuyor.

Peki bunun karşılığı ne olmalı?

Siyaset üretin.

Ekonomi için uygulanabilir modeller ortaya koyun. Tarım için çözüm üretin. Gençlere gerçekçi bir gelecek programı sunun. Dış politikada devlet ciddiyetiyle konuşun.

İktidarı eleştirin ama sadece “yanlış yapıyorsunuz” demeyin.

Ardından şunu söyleyin:

Siz böyle yapıyorsunuz. Biz ise şöyle yapacağız.”

İşte siyaset budur. Çünkü muhalefet etmek kolaydır.

Asıl zor olan, yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyin yerine bir çözüm koyabilmektir.

Milletin karşısına çıkıp bir yol gösterebilmektir.

Sözün sertliği, siyasetin ağırlığı değildir.

Erbakan Hoca’nın farkı da burada ortaya çıkıyordu. Sadece itiraz etmiyordu. Bir şey söylüyor, ardından nasıl yapılacağını anlatıyordu.

Ağır sanayi” diyordu. “Üretim” diyordu. “Denk bütçe” diyordu. Gümüş Motor gibi somut girişimleri vardı.

Katılırsınız, katılmazsınız.

Ama ortada bir fikir, bir hedef ve bir istikamet vardı. İnsanlara yalnızca kızgınlık değil, bir yol göstermeye çalışıyordu.

Bugün sizin yapmanız gereken de budur. Babasının adını daha fazla kullanmak değil; babasının bıraktığı mirasın üzerine yeni bir şey koymak.

Çünkü miras, geçmişi tekrar etmek değildir.

Geçmişten aldığınız birikimle geleceğe yeni bir şey bırakabilmektir.

Bu millet slogandan yoruldu.

Polemiğe doydu. İnsanlar artık kimin kime ne söylediğini değil, kimin ne yapacağını bilmek istiyor.

Çözüm istiyor.

Proje istiyor.

Program istiyor. Gelecek istiyor.

Ben Yeniden Refah Partisi’nin siyasette güçlü bir aktör olmasını isterim.

Millî Görüş geleneğinin Türkiye siyasetinde bir ağırlığı olduğuna inanıyorum.

Tam da bu nedenle eleştiriyorum.
Çünkü küçülmenizi değil, büyümenizi istiyorum.

Ama büyümek, daha yüksek sesle konuşmak değildir. Büyümek, daha fazla fikir üretmektir.

Daha güçlü kadro kurmaktır. Daha ciddi projeler ortaya koymaktır. Devlet yönetimine hazırlanmaktır.

Çünkü bir gün bu millet size çok basit bir soru soracak:

“Babanız Erbakan’dı. Peki siz ne yaptınız?”

İşte o gün verecek güçlü bir cevabınız olmalı.
Çünkü soyadı bir yere kadar taşır.
Bir noktadan sonra artık sizin ne yaptığınıza bakılır.

Soyadı kapıyı açabilir. Ama içeride ne yapacağınızı söylemez.

Orada sizin aklınız konuşur. Sizin kadronuz konuşur. Sizin eseriniz konuşur.

Erbakan Hoca’nın adı günlük siyasi kavgaların ve günübirlik polemiklerin malzemesi olamayacak kadar büyük. O isim bir emanettir.

Emanet taşınır. Harcanmaz.

Şimdi önünüzde bir kapı var.

Mesele artık içeri girip girmemek değil.

Mesele, içeri girdiğinizde ne yapacağınız.

Hoca’nın bıraktığının üzerine bir şey koyacak mısınız? Yoksa sadece onun soyadını mı taşıyacaksınız?

Çünkü mesele Erbakan’ın oğlu olmak değil. Mesele, Erbakan’ın oğlu olarak ne yaptığını gösterebilmektir.

Millet bekliyor.

Tarih de bekliyor.

Vesselam.

SESLİ MAKALE👇

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP