Sesli Makale👇👇👇👇
Adalet, Kalkınma Partili Olanlara da Uygulanmalı!!!
Yıllardır meydanlarda, kürsülerde bu millete adaleti anlattık. “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den onu” düsturuyla yetiştik. Ama bugün, o “Ömer adaleti” yerini “Dosyayı kimin kapattığına bakılan bir düzene” mi bıraktı diye sormadan edemiyorum.
Ben bugün size bir finansal kriz anlatmayacağım. Bir zihniyetin nasıl çürüdüğünü, bir davanın nasıl sırtından hançerlendiğini ve 455 bin 758 yatırımcının umuduna çöken o karanlık eli anlatacağım. 20 milyar dolarlık fon tasfiyesi sadece bir SPK kararı değil; bu davanın samimi neferlerine kurulmuş en büyük kumpastır. Tutuklu sayısı 116’ya ulaştı, eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verildi. Ama hâlâ birileri bu pisliği “dış güçler” masalıyla örtmeye çalışıyor.
Bu pislik dışarıdan gelmedi, bu pislik içeriden sızdı!
Sorular yanıtsız, suskunluk utanç verici
Bu noktaya nasıl gelindi? Denetim mekanizmaları uyudu mu? Riskler görüldüyse neden müdahale edilmedi?
Yanıtı SPK’dan beklemek kolay değil, çünkü SPK bu dosyada denetleyen değil, denetlenen konumuna düştü. Eski başkanı hakkında soruşturma izni verildi, başkan Sütçü ise 20 Ekim’de görevinden ayrıldı. Kurumun açıklamalarını bu gözle okumak gerekir.
Bu soruları soran ben değilim yalnızca. AK Parti’nin kendi içinden vicdan sahibi sesler yükseliyor. Eski Milletvekili Metin Külünk, skandalı “Cumhurbaşkanımıza en büyük ihanet” ve “finansal bir 15 Temmuz tuzağı” olarak nitelendirdi; soruşturmadaki isimlerin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Eski milletvekili Şamil Tayyar, krizi dış güçlere bağlamaya çalışanlara “Milletin aklıyla dalga geçmeyin” dedi ve Cumhurbaşkanlığı makamının yatırımcıları ikna etmek için istismar edildiği iddiasını gündeme taşıdı. Eski MKYK üyesi Savcı Sayan ise 30 Ekim’de eski BDDK ve Merkez bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’na 10 zehir zemberek soru yöneltti: Emre Tezmen’den Pusula Holding’i kurtarmak için 20 milyar lira istendiği doğru mu? Takasbank üzerinden 35 milyar liralık kredi sözü verildi mi? Bu paralar, size yakın bürokrat ve siyasetçilerin pozisyonlarını kurtarmak için mi kullanıldı?
BDDK aynı gün hepsini “asılsız” diyerek reddetti. Ama dikkat edin: Bu soruları tek tek cevaplamadı. Topluca inkar etti. Bu cevap değildir; savuşturmadır. Üç ismin cesaretini alkışlıyorum. Peki ya gerisi? Nerede o cesur milletvekilleri, o dik duran bürokratlar, o adaletten dem vuran kanaat önderleri? Sustular.
“Bizimkiler bu işlere karışmaz” devri bitti
Trend Haber’in iddiası kan dondurucudur: 150 milletvekili, 180 yargı mensubu, 30 vali-kaymakam bu fonlarla bağlantılı. Özgür Özel’in “60 AKP milletvekili veya yakını” çıkışı ise havada asılı duruyor.
Şunu netleştirelim: Bir fonda yatırımcı olmak suç değildir. Ama o fonlar siyasi güçle şişirildiyse, denetim organları “ayrıcalıklı” kesimleri korumak için göz yumduysa, halkın parası bu çarkı döndürdüyse, işte orada kıyamet kopmalıdır. Adalet kendi kapının önündeki pisliği de temizleyebilmektir.
Albayrak meselesi: Bağlam ayrı, delil ayrı
Çalık Holding, Aktif bank ve tasfiye edilen Aktif Portföy arasındaki kurumsal bağlar bir gerçekliktir. Ancak bazı çevrelerin bu krizi “17-25 Aralık’ın ikinci versiyonu” diye sunarak tüm süreci bir operasyon kalkanına alma çabasını ibretle izliyorum. Eğer suç varsa, isme ya da aileye bakılarak örtülemez. Tel Aviv bağlantısı gibi somut delilden yoksun iddialarla süreci sulandıranlar kadar, kurumsal sorumluluğu olanların sessizliği de şüphelidir.
İslami finans: Bu vebal ağırdır
En çok canımı yakan, bu kirli işlerin “İslami finans”, “katılım bankacılığı”, “faizsiz sistem” ambalajıyla pazarlanmasıdır. Diyanet Vakfı zarar iddialarını reddetti ve Aktif Portföy’ deki paylarını sattığını açıkladı; tasfiye edilen fonlarda doğrudan yer almaması sevindiricidir. Ama bu kurumların adının spekülatif ağlarda anılıyor olması bile başlı başına bir züldür.
Dinimizin yasakladığı faizi “portföy yönetimi” kılıfıyla helal rızık arayan halka yutturmaya çalışanlar; dini duyguları sömürerek cüzdanlarını dolduranlar, takva libası giyip faizin, rantın, kul hakkının en çirkinini yiyenler; hepiniz utanın!
Kendi mahallemize bakmak cesarettir
Bu yazıyı kaleme alırken, AK Parti’nin kuruluşundan bu yana emek vermiş hukukçu dostlarımla, il ve ilçe yönetimlerinde çalışan arkadaşlarımla dertleştim. Hepsinin ortak sancısı aynıydı: “Biz bu yola bunun için mi çıktık Ali Bey?” Teşkilatlarda sandık bekleyen, bayrak asan, evini barkını ihmal eden o insanlar bugün mağdur konumunda. Daha önce yazdığım gibi, bir kısmı daha fazla kazanma hesabıyla bu işe girdi ve bunun bedelini ödüyor. Ama şu an söz konusu olan, tepedeki bir avuç nüfuz tüccarının açtığı yarayı bu insanların sırtında taşımak zorunda bırakılmasıdır.
İslami kimlikli hukukçulara sesleniyorum!
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan, İslami kimlik taşıdığını ve adaleti savunduğunu iddia eden bütün hukukçulara sesleniyorum. Eğer vicdanınız varsa, adalete inanıyorsanız, hakkın ve hakikatin peşinde olduğunuzu söylüyorsanız, bugün önünüzde mesleki onurunuzu ispatlayabileceğiniz bir fırsat var. Çıkın ortaya. Bir araya gelin. Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun; hırsızlık, yolsuzluk ve kamu hakkına tecavüz iddialarına karışan herkes hakkında hukuki mücadele başlatın. İsimlere, makamlara, siyasi kimliklere bakmadan hareket edin. Sizi kürsülerde adaletten söz ederken değil, adaletin gerçekten sınandığı bu günlerde görmek istiyoruz. Buyurun, sözünüzün arkasında durun. Sizi görelim!
Elbette yukarıda sözünü ettiğim, bu davanın yükünü omuzlarında taşıyan, dürüstlüğünden şüphe etmediğim arkadaşlarımı bu eleştirilerden tenzih ederim. Onların hayal kırıklığı, bu satırları yazma motivasyonumdur.
Nisâ 135 bize der: “Kendinizin, ana babanızın veya en yakınlarınızın aleyhine de olsa adaleti titizlikle ayakta tutun.” Mâide 8 uyarır: “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.”
Bizim kimseye kinimiz yok. “Bizden” görünüp bize en büyük zararı verenlerin hesabını istiyoruz. Adalet yalnızca karşı mahalleye uygulandığında bir sindirme aracıdır; kendi içinden olana da uygulandığında mülkün temelidir.
Bugün susarsak, yarın konuşacak bir davamız kalmayacak.
GÜNDEM
31 Ekim 2026SPOR
31 Ekim 2026GÜNDEM
31 Ekim 2026GÜNDEM
31 Ekim 2026GÜNDEM
31 Ekim 2026UNCATEGORİZED
31 Ekim 2026EKONOMİ
31 Ekim 2026