İnsanoğlu ne zamana kadar haramların oyalayıcı, gaflete sürükleyici ve gaflete batırıcı lezzetlerle meşgul olacaktır.
Halbuki ahiret yolcusu olan mü’min meleklerin yazdığı ve amel defterinde bulunan her şeyden hesab günü hesaba çekilecektir.
Haramlar kötülüğü emreden nefsin meyveleridir ve nefsin hoşuna gider.
Lezzet sadece yenen ve içilen şey değildir; göze, kulağa hitap eden, dilin meşgul olduğu ve insana hoş gibi gelen nice şeyler vardır ki, bunlar da nefsin hazzettiği şeylerdir ve insanı oyalıyor.
İnsanın iki kalbi olmadığı için bu lezzetlerle oyalanan, yakasını bunlara kaptıran ve yorgun düşen kalp huzur bulamaz, düzgün bir ibadete vakit ayıramaz.
İyi olmayan kalp zikre, geceye, duaya, dostlarla sohbete bile vakit bulamaz ve vakit ayırsa bile ibadetin ve zikirin tadını alamaz.
Fakat kendisine faydalı olmak şöyle dursun zarar veren şeylere ve yerlere saatlerini, günlerini verir de farkında olmaz.
Helal olanı haram kılma ve yasaklama yetkisi hiçbir insana verilmemiştir.
Verilmemiştir doğru ama gülerek ve eylenerek haramı işleyenler, tövbe edip bundan vazgeçmez ise yarın azabın acı ve elem veren yüzünü görür, tadını tadarlar.
Yasakları yaparken eğlenenler ahirette bunun da hesabını ağlayarak verirler.
Unutulmasın ki haramın azabı, helalin hesabı vardır.
“Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.” (Tekâsür: 8)
Bu nimetler mesela sıhhat, afiyet, hürriyet, yiyeceker, içecekler, boş vakit, bedenin eşsiz organları, göz, kulak, kalp ve bedenin görünür görünmez azaları benzeri nimetler ve her şey.
Haram lezzete dair herkesin bildiği türden ve dilden bir örnek vermek gerekirse; mesela gıybet, saatlerce bir mecliste birilerinin giybeti oluyor, yapanlar da hizmet ediyoruz zannederler ve güle yıkıla vakit öldürüyorlar.
Belki birisi lütfen giybeti bırakalım diye uyarınca da, “gıybet etmiyoruz” diye ikinci bir günaha giriyorlar vb. gibi.
Ölmüş kardeş eti yeme, zamanı boşa harcama, kardeşin bile olsa kusurunu dile getirmek demek olan gıybetten nefis lezzet alıyor, meyve yer gibi iştahla saldırılıyor.
Zaman, bu gafletten belki uyanır diye insanoğlunun etrafında haykırarak dönüp dolaşıyor.
Güneş, ay, yıldızlar ve her şey.
Kimbilir belki olup biten ve çoğu zaman hikmetini çözemediğimiz olaylar; sel, yangın, deprem gibi şeyler gafletten uyanıp kendimize gelmemiz içindir.
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah, dönüş yapsınlar diye işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.” (Rum: 41)
Mü’min ölmeden uyanırsa kendine iyilik etmiş olur, uyanmazsa kendine yazık etmiş olur.
Kur’an’ı Kerim ve Allah Rasulu, insanları uyanmaya, başkalarını da uyandırmaya uymaya, uygulamaya davet ediyor.
Allah bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi ölümle uyanmadan önce uyandırsın, ölmeden önce kendi arzu ve isteğiyle haramdan ve her türlü günahtan el etek çekmekte yardımcımız olsun.
GÜNDEM
01 Mayıs 2026SPOR
01 Mayıs 2026GÜNDEM
01 Mayıs 2026GÜNDEM
01 Mayıs 2026GÜNDEM
01 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
01 Mayıs 2026EKONOMİ
01 Mayıs 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7424 kez okundu
2
Milli Takımı üzen haber Madrid’ten geldi!
6587 kez okundu
3
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5899 kez okundu
4
Akıllı kişi nasıl yaşar?
5065 kez okundu
5
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4673 kez okundu