“Ey iman edenler!
Size ne oldu ki, “Allah yolunda savaşa çıkın!” denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz?
Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.” (Tevbe: 38)
Bu ayet Hz. Peygamberin 30 bin kişilik ‘Tebük Seferi’nden bahsediyor.
630 yılının sonbaharında, Bizans’ın bazı Hristiyan Arap Kabilelerini de yanına alarak Medine’yi kuzeyden istilâ edeceği haberi Resûlullaha ulaşmıştı.
İslam Ordusu Huneyn ve Taif seferinden henüz yeni gelmişlerdi.
Buna rağmen Hz. Peygamber hedefi açıklayarak sefer hazırlığına başladı.
Yüce Allah, Tebük Seferi’ne katılmayan müminleri kınamaktadır.
Bu sefer, meyvelerin olgunlaştığı ve gölgeliklerin cazip olduğu sıcak bir yaz gününde, zorlu bir koşulda yapılacak bir savaştı.
30 bin kişilik bir ordunun içinde sadece sahabelerden 3 kişi geri kalmıştı.
Geride kalan münafıkların sayısını ise bilmiyoruz.
Buna rağmen Yüce Allah: “Yere çakılıp kalıyorsunuz?” diye bütün ümmete yönelik ahlaki bir uyarıda bulundu.
Hz. Peygamber (s.a.v.), müminlere bu üç kişiyle 50 gün konuşmayı yasakladı.
Toplumdan adeta manevî tecrit edildiler.
Kimse selam vermedi, konuşmadı.
Çünkü müslüman toplum bir bütündür; birinin tembelliği ümmetin bütününe zarar verebilir.
Allah’ın çağrısı sadece bir dönemin askerlerine değil; adalet, iyilik, hak, yardım, dürüstlük, ahlak gibi ilahi değerler uğruna cihad etmek hepimizden istenmektedir.
“Ey Peygamber!
Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir.
O ne kötü bir varış yeridir!” (Tevbe: 73)
Müslüman toplumu iki tehlike bekler; dış düşman (kâfirler) ve iç düşman (münafıklar).
Mü’min, tavizsiz bir şekilde dine düşmanlık karşısında sert, mü’min kardeşlerine ise merhametli olmalıdır.
İlimle, malla ve bedenle aralıksız cihada devam etmelidir.
Günümüzde bizim için en büyük handikap; kafirlere karşı hümanist, mü’mine karşı ise katı, kaba ve merhametsiz davranıyoruz.
Halbuki Ku’ran, bunun tam tersini söylüyor: “Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, kâfirlere karşı sert, birbirlerine merhametlidirler.” (Fetih: 29) Müslüman, dinine saldırı olduğunda sessiz kalmaz; sömürgeciliğe, zulme ve küfre karşı dik durur.
“Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.
Mü’minlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler.” (Maide: 54) Müslümanın kimliği kardeşlik ruhu ve birbirlerine karşı sevgi ve müsamaha üzerine kurulmuştur.
Kâfir ve münafıklara karşı ise tavizsiz bir şekilde izzet ve onur dengesi üzerine kuruludur.
GÜNDEM
13 Aralık 2025SPOR
13 Aralık 2025GÜNDEM
13 Aralık 2025GÜNDEM
13 Aralık 2025GÜNDEM
13 Aralık 2025UNCATEGORİZED
13 Aralık 2025EKONOMİ
13 Aralık 2025
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7330 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5825 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4597 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3704 kez okundu
5
Üniversite öğrencisi genç kız korkunç cinayete kurban gitti
3071 kez okundu