DOLAR 47,6002 0.05%
EURO 54,9777 -0.09%
ALTIN
BITCOIN 3067825-0,50%
İstanbul
30°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Emin BATUR

Emin BATUR

05 Ağustos 2026 Çarşamba

Ahbaplar enflasyonu azdırdı mı?

Ahbaplar enflasyonu azdırdı mı?

– Hoppalaaaa!

Bu da nereden çıktı… Olur mu öyle şey?

– Anlaması zor ama yine de izah edeyim!

– Et bakalım!
Ahbap nasıl enflasyonu azdırmışmış…

– Pek ala! Ama önce ahbapı tarif edeyim sonra enflasyonun neden kaynaklandığını ve en son aralarındaki ilişkiyi arz edeyim!

– Dinliyorum!

AHBAP BİR ÜST YAPIDIR

Öncelikle ‘ahbap’ derken aklınıza sıradan bir sivil toplum yardımlaşma kuruluşu gelmesin.

Kapsadığı alan çok geniş olup aralarında organik bir bağ olmasa da bir gönül bağı vardı.

Bunun dibi taa Gezi Parkı’na Ucu da Kavala hatta Soros’a kadar gider.

Binaenaleyh bunların partisi var.. sivil toplum kuruluşları var.. işadamları var.. yarı resmi meslek odaları var…

Ve bilhassa etkin bir sosyal medyası var.
Bu medyayı da besleyen Atlantik ötesi sermaye grupları var.

Yani ‘ahbap’ deyince akla sıradan bir sanatçının topladığı basit(!) paralar gelmesin. Bu toplanan para devede kulak bile değildir.

ENFLASYON

Ahbab’ı böyle tarif ettikten sonra enflasyonu da kısaca tarif edecek olursak; devletin afet, savaş, buhran vb. gibi kriz zamanlarında mal ve hizmetten daha çok para basmak zorunda kalması ile enflasyon olur.

Bunun bir de spekülatif halleri var ki, o mevzuya girmiyorum.

(Büyük sermaye sahiplerinin karaborsacılık yaparak:

Mesela; fazla gelen meyve sebzeleri çürütmek.. toprağa gömmek veya denize dökerek imha etmek.
Böylece fiyatların düşmesini önlemek gibi hadiseler veya holdinglerin birbiri ile anlaşarak fiyatı düşürmeden sabitlemeleri ile enflasyonu tetiklemeleri bu kategoriye girer)

ÜLKEMİZİN SERMAYESİ KİMLERİN ELİNDE

Ahbap ve enflasyonu bu şekilde tarif ettikten sonra, ülkemizin kaymak tabakasını oluşturan büyük sermaye sahiplerinin yaklaşık %80’i ahbap çatısı altında gönül birliği içinde bulunmaktalar.

Yani?

DEPREM TURİSTLERİ VE “DEVLET YOK AHBAP VAR” HEZEYANI

Yani

2023 yılındaki o deprem afeti olduğunda

Şarkıcısı,

Sunucusu,

Partilisi

Ve sermaye grupları da dahil olmak üzere “bu deprem belki -Tayyip- in işini bitirir “diyerek ha bire milleti gazlamışlardı ya…

Depremzedeler de şöyle umut etti:

Devlet yoksa da şükürler olsun ülkemizin zengin kodamanları var. Onlar bizi çadırlardan kurtarır” diyerek beklentiye girmişlerdi

Ama günler günleri kovalıyor…

Ne Ahbap’tan ne de zengin kodamanlardan ses seda yok. Tam aksine asıl imdatlarına koşan devlet oldu.

AHBAP YOK, SELÇUK BAYRAKTAR VAR

ZENGİN KODAMANLAR YOK, DEVLET VAR

Ahbap’ın yapılan bu kadar propagandasına rağmen

Topladığı para hepi topu 6-7 milyar TL

Bununla 1.300 konut yapacaklardı

Ama sncak 490 adedini tamamlayabildiler.

Geri kalan paraya ne oldu?

Haydan gelen huya gitti.

Şimdi ise;

Devlet yok ahbap var” diyen sunucu, şarkıcı vs. kim varsa bunlar milletten para istemiş kendileri ise bir zırnık koklatmadıklarını söylüyorlar.

Neden?” diyenlere. Onun kumarbaz olduğunu biliyor bundan dolayı bağış yapmadıklarını söylüyorlar.
Güvenmedik” diyen de var.

Yani

“Özrü kabahatinden büyük” diye işte buna denir.

Onlar güvenip yardım etmiyor ama gece-gündüz TV ekranlarından ahbaba yardım edin diye çığlık atıp yırtınıyorlar.

Peki, Selçuk Bayraktar ne yaptı?

Hiçbir propaganda veya PR yapmaya tenezzül etmeden hasbetten lillah diyerek 1.092 konut yapıp teslim etti.

Ayrıca bugünkü karşılığı 5 milyar TL olan gıda, hijyen malzemesi, çadır ve acil ihtiyaçlar için nakdi yardım yaptı.

Yani ülkemizin kaymak tabakasını oluşturan zengin kesimin depreme olan katkısı bir Selçuk Bayraktar kadar bile olamadı.

ENFLASYON NASIL AZDIRILDI

Bugün Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş’ta Baykar Konutları var.

Peki, synı şekilde bir Koç mahallesi olamaz mıydı?

Bir Yaşar Holding Konutları…

Bir Bodur sitesi vs. gibi siteler mahalleler olamaz mıydı?

Bir Dinçkök, bir Boyner, bir Sabancı bir araya gelip değil bir mahalle kurmak bir ilçeyi ayağa kaldırabilirlerdi.
Selçuk Bey, bu köklü ailelerden daha mı zengin?

Adı sanı duyulmamış bir iş adamı bile Ahbap’a 60 milyon dolar gönderebiliyorsa bu köklü aileler neler yapmazdı.

Ama bunlar yeteri kadar ellerini ceplerine atmayınca devlet mecburen tüm ağırlığı kendi üstüne aldı.

Devlet, 500.000 konutun altyapısını, eğitim, sağlık, ticaret, emniyet binaları ve dini yapılar gibi sosyal donatı alanlarını yapmak zorunda kalınca para bastı.

Bu da enflasyonu dizginlenemez hale getirdi.

Evet, enflasyonun birçok sebebi var ama azgınlaşmasında ahbabın tuzu biberi de az değildir.

Devamını Oku

Ahbapçılar…! Devlet var mıymış?

Ahbapçılar…! Devlet var mıymış?

GEL BAKALIM AHBAP!.. DEVAM

VE “TAYYİPSAVAR” HAPI

Bugün serimizin üçüncü ve son bölümünü arz edeceğim.

Birinci bölümde;

Ahbap kendi sevenlerini de ‘kazıkladığı’ için Sayın Hâkim tarafından azarlanmış ve huzurdan kovulmuştu.

İkinci bölümde;

Baraj patladı’ yalanı ile kaç cana mal olduğunu bilmediğimiz bir felakete sebep olduklarını anlamaya çalıştık.

Burada söyleşiyi bitirmeyi düşünmüştük çünkü; enkaz altında kurtarma çalışmaları sürerken “baraj patladı” yalanı hazmedilecek bir şey değildi

Ama ‘Tayyipsavar’ dediği hapın ne olduğunu merak ettiğimiz için onu da dinleyip söyleşiyi öyle bitirelim istedik.

TAYYİPSAVAR

– Kamuoyunu resmî kurumlar aleyhine manipüle edip çuvalla paraları götürürken, nereden aklına esti bu ‘Tayyipsavar’ hapı?

Şimdi şöyle: Sizce bu kadar para kimin yüzü suyu hürmetine üstümüze yağıyordu?

– Kamu kurumlarını itibarsızlaştırıp sizin ahbabı ön plana çıkarınca haliyle…

– Hayır! Bilemediniz…

– Ya ne?

– Bütün bu paralar bizim kitlenin ‘Tayyip’ e olan nefretinden dolayı üstümüze yağıyordu. Bunu anlamayacak ne var!?

– Tamam onu anladık da bu ‘Tayyipsavar’ ne iş…

– Bizde cin fikirli, şeytan akıllı çok ya!

– Evet!

– İşte onlardan biri elinde Hint ‘guru’ larından birinin dosyası ile içeri dalıp; “Bakın bakın! Amerika’da insanlar nasıl para kazanıyor görün…” demesiyle başladı her şey.
Sonra sözüne şöyle devam etti: “Biz paraları çuvalla TL olarak toplarken, Amerika’da Gurular çok basit yöntemlerle çuvalla dolar kazanıp lüks ve şatafat içinde yaşıyorlar” deyince, bende şafak attı.

Bir anda; kumarda kaybettiğim paralar.. karşılksız verdiğim çekler..duygu sömürüsüyle ahbaplardan aldığım borçlar bir film şeridi gibi önümden gelip geçti.

Tamam da Amerika’daki Guru’dan sana ne?

Şöyle: Bu Gurular ne yapıyor?
Bir cemaat toplayıp kendine inandırıyor ondan sonra sömürdükçe sömürüyor.

Baktık ki biz hiç zahmete girmeden bize inanan bir kitle zaten var; üstelik bu kitle müthiş bir şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan nefret ediyor.
Onlara göre Erdoğan bütün kötülüklerin sebebi…

Dolayısı ile eğer Erdoğan giderse her şey düzelecek ve onlar da muradına ereceklerine öyle inanmışlar ki… İçimden; “Oğlum ahbap senin uğraşıp mürit aramana gerek yok. Kitle hazır… Ne duruyorsun?” dedim

Ve ahbaplara; guru’ya benzemek için bana makyaj yapmalarını söyledim.

“Gerek yok!” dediler.
İzmir Marşı’ndaki ‘aaaaa’ ları biraz daha uzatırsam Nirvana’ya çıkmış bir Guru’dan daha etkili olacağımı söylediler.
Gerek yok…’ demelerine biraz bozuldum ama… Sonra da TL yerine yağmur gibi dolar yağacağı hayali aklıma gelince kendi kendime “Amaaan sende…” dedim.

– Tamam da onların maddi yönden neleri eksik ki sen tamamlanıp muratlarına erdireceksin

– Hah! İşte mevzu da burada kilitleniyor.
Biz bu kilidi çözdük!

– Nasıl?

PSİKOLOJİK RAHATSIZLIK

– Şöyle ki; bunlar aynen dediğiniz gibi ülkemizin kaymak tabakasını oluşturuyor

Ama kendilerini mağdur hissederek “mağdurum ben mağdurum” deyip bi oraya bi buraya koşturup durmuyorlar mı?

Evet!

– Dr. Bir arkadaşımız hemen teşhisi koydu: Bu hal tipik bir psikolojik semptom…

– Bunun Amerika’daki Gurularla ne alakası var?

– Amerika’daki Hint guruları da böyle psikolojik semptom geçiren yağlı müşterilerini tedavi maksadıyla bir ot ve tütsü ile söğüşleyip duruyorlar ya!

TAM HAPI YUTTURACAKTIK Kİ DEVLET BİZİ ENSELEDİ

– Hala bir şey anlamadım!

Anlatayım o zaman: O şeytan fikirli arkadaşımızın aklına da ot ve tütsü türü şeyleri hap yapıp seçmenimize yutturacağız dedi.

Hapı yutan bir daha ‘Tayyip’e oy vermeyecek. Hap ile birlikte tütsüyü de koklayan azgın bir ‘Tayyip’ düşmanına dönüşecek.

– E, sizinkiler zaten bu hapı yutmadan da ‘Tayyip’ düşmanı değil mi?

– Orası öyle ama bizim maksadımız siyasi piyasaya bir hareket getirmek.

Düşünsenize; sadece İstanbul’da İmamoğlu 4.5 milyona yakın oy aldı.
Bunun en az 2 milyonu ‘Tayyip’ e kızgın olup bu ilaçtan almaya hazır insanlar.

– Yani?

– Yani hapın kutusu 100 dolar tütsü de 100 dolar olsa sadece İstanbul’dan 200 artı 2.000.000 = 400.000.000 dolar kaldıracağız.

– …………!!!?

ENSELENDİK

– Bunu bir de Türkiye sathına taşıdığımızı düşün!

Milyar dolarlarla ifade edilecek bir işe girecekken, enselendik…

– Ya hu biz sizi çözemedik.

Para sizde içki sizde karı kız işi sizde bunların hepsini anladık da birbirinizi kazıklamak da sizdeymiş.
Bu insanlar size inanmış güvenmişken sizin düşündüğünüz şeytanlıklara bak!

Ne yapalım! Zorla mı para istedik!
Bu hapları da zorla satacak değildik.

Onlar almaya dünden razı iken…Yani Alan razı veren razı iken size ne oluyor kardeşim!

– Tamam tamam… Ne haliniz varsa görün!  

Ayy! Walla benim içim fena oldu. Bunlar nasıl mahlukat böyle yaw?

Hadi hadi bizi de ütmeden kalkıp gidelim…  

Devamını Oku

Gelin bakalım ahbaplar…

Gelin bakalım ahbaplar…

GEL BAKALIM AHBAP!… VE BARAJ PATLADI

Geçen haftaki yazımda Ahbap’ın mahkemedeki savunmasını dinlemiş ve Sizinle paylaşmıştım.

Ancak…

HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

…Ancak Ahbap;

Sayın Hakim’i sinirlendirdiği için o da huzurundan kovmuş,

Böylece bizim için önem arz eden belediye başkanlığı teklifini neden reddettiğini ve piyasaya kutusu 100 dolar gibi mütevazı bir fiyata satılacak olan ‘Tayyipsavar’ adlı mucizevi ‘hap’ ın ne olduğunu öğrenme fırsatımız olmamıştı.

Bu iki mühim mevzuyu sormak için araya aracılar koyup ricada bulunduk.

Lütfedip Ahbap’a bağışta bulunmak şartıyla kabul etti.

Bu bize biraz tuzluya geldi.

Ama siz muhterem kariin (okuyucular) için bu külfete katlandık.

CHP size Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı teklif etmişti.

Neden kabul etmediniz?

– Ben ena… şey yani siz beni bu kadar saf mı gördünüz ki, kabul edeyim!

Allah Allah! İnsanlar basit bir ilçe belediye başkanlığı için neler neler yapıyorken siz Büyükşehir belediye başkanlığını…

– Tamam tamam anladım!

Bu kadar rantlı bir makam demeye getiriyorsunuz

Ama Sayın Hakim’e de söyledim: Ben karı-kız ve içkinin bol olduğu mekanların figürü olup iflah olmaz kumarbazın tekiyim.

Benim mesaim gece 12’den sonra başlar sabaha kadar sürer. Sabaha doğru uyur öğleden sonra uyanırım.

Belediye başkanlığı ise hizmet isteyen, disiplin ve protokolü bol olan bir makam.

Hoş CHP’nin hizmet falan istediği yok; o konuda mutabıkız!
Ama azizim belediyedeki şu protokoller var ya onları gözüm almadı.

– Ne gibi?

– Mesela belediye başkanı olarak 10 Kasım! Saat 9’u 5 geçe törende hazır olmam gerekiyor. Bunun için benim sabah 7’de kalkıp hazırlanmam lazım.

Bu benim için mümkün mü?

– Bilmem!

Ama siz bir Atatürkçü olarak “İiizmirin dağlarında çiçekler açaaaar” demekten boğazınız yırtıldıydı.

Şimdi 10 Kasım törenlerini külfet mi görüyorsunuz?

– Haşa! Ben yine Atatürkçüyüm ama o başka bu başka.

BEN İMAMOĞLU DEĞİLİM

– Peki, sadece bunun için mi kabul etmediniz? Erken kalkma falan yani…

– Şimdi diyeceksiniz ki belediye başkanlığında çok rant var.

Biraz fedakârlık yapıp kaçırmasaydın diyeceksiniz!

– Evet, lafı ağzımızdan aldın!

– Kaçırmadım ki…

– Evet, görünüşe göre öyle…

– Ama ben bir şey daha kaçırmadım!

– Nedir o?

– Bana inanıp sevenlerim bol miktarda para yağdırdığı gibi, karı-kız muhabbeti, içki ve diğer eğlencem azalmayıp daha da arttı.

Yani hem külliyetli bir servetim oldu hem eğlencemden de geri kalmamış oldum.

Ama eğer; Belediye başkanı olsaydım oturduğum her kumar masasının ertesi günü boy boy fotoğraflarım çıkar partime zarar verirdim.

Eğlencemden geri kalmam da cabası

Ben İmamoğlu değilim ki, 5 yıldızlı bir otelin kral odasında oturup belediyeyi yönetiyormuş gibi yapayım veya tatillere giderken “tatil bana yakışıyor” diyebileyim!

NEDEN KARA PROPAGANDA YAPTINIZ?

– Tamam! Mesele anlaşıldı…

Bu mevzu ile ilgili bu kadar yeter.

Ancak şunu anlamadık:

Paralar üstünüze yağmur gibi yağıyorken ve keyfiniz ‘gıcır’ iken ne diye resmi yardım kuruluşlarını karalayıp engel çıkardınız?

Hükumetle ters düşmekten korkmadınız mı?

– Ne korkması yaa! Hükumet bizden korksun!.. O günlerde medyamız sayesinde öyle bir rüzgâr estiriyoruz ki… Rüzgâr değil terör diyebilirsin.

Bir bekçi bile bize müdahale etse faturayı taa cumhurbaşkanına kesecek muhalefet partilerimiz.. şarkıcı ve mankenlerimiz.. orta oyuncularımız.. dilli düdüklerimiz ve bilhassa sosyal medya kahramanlarımız var ki, alimallah önüne geleni yıkıp geçiyor. Cumhurbaşkanının bile sosyal medya hesapları binle hesaplanırken bizim sıradan bir orta oyuncunun hesabı milyonla ölçülüyor.

– Trolleriniz yani! Maaşlı toller…

Ben trol mrol bilmem işime bakıyordum.

Gerçi tüm bunlar umurumda değildi ama bana destek veren medya kuruluşları ve top yekûn muhalefet meğerse10 yıldır bu anı bekliyormuş.

Ben de onları kırmadım.

– Nasıl yani?

BARAJ PATLADI

Gezi Parkı olaylarından beri bizim camia ülke bir felaketle karşılaşsın da ‘Tayyip’ o felaketin altında kalsın diye bekliyormuş. Böylece hükumet de düşsün diye bizim yazarlarımız, TV yorumcularımız açık açık bu felaket tellallığını yapmışlar ama benim haberim yok.

Bu kadar para yağıyor ya.. ben ona bakıyorum.

– Böyle şey olur mu?

– Olur!

Bizimkiler gözünü karartmış ve ‘Tayyip’in gitmesi için deprem sel felaketi hatta savaş bile çıksın istiyorlardı.

– ……………..!!!???

– İşte bu fırsat 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli deprem ile ellerine geçti.

O deprem olduğunda bizimkilerin ellerini nasıl ovuşturup sevindiklerini bir görecektiniz.

Para yığını önündeki Yahudi bile bu kadar sevinmez.

– Eeee!

– Mevsim kış… Hava soğuk mu soğuk.
Deprem de tarif edilemeyecek kadar büyük

Ama o ne?

Daha sabah olmadan içişleri bakanı, çevre bakanı, hacılar hocalar, dernekler vakıflar… Hatta sıradan insanlar bile deprem bölgesine öyle bir yağıyorlar ki, birkaç saat önceki sevincimiz kursağımızda kaldı.

– Peki, siz ne yaptınız?

– Bizimkilerin sosyal medyadaki etkisini söylemeye gerek yok.

O konuda hükumete bile nal toplatırlar.

Ha babam de babam beni şişiriyorlar ve “Zinhar resmî kurumlara itibar etmeyin ne var ne yoksa ahbapta var…” diyerek kesif bir propaganda yapıyorlar ama yetmiyor.

Bütün Türkiye seferber olmuş deprem bölgelerine koşuyor.

Bu öyle bir yardımlaşma ki, nutkumuz tutuldu.

Hatta Azerbaycan’dan bir soydaş külüstür arabasına döşek yorgan vs. koyarak deprem bölgesine geldiğini görünce…

– Ne yaptınız?

– Cin fikirli bir arkadaşımızın aklına şeytanca bir fikir geldi.
Baraj patladı’ dedik.

Aslında kötü bir niyetimiz yoktu maksat yardım ahbapa aksındı.

Ama şunu hesap edemedik:

Meğerse depremden sonra saniyeler bile önemliymiş.

O sırada selin altında kalmaktan korkan kurtarıcılar geri çekilince çok can enkaz altından çıkarılamayıp…

– Tamam tamam! İçimiz ezildi…

– Ne kızıyorsunuz ya hu!

Anlat dediniz anlatıyoruz işte.

– Tövbe tövbe…

 Sevgili kariin:

Yazı uzadığı için ahbapın “Tayyipsavar” adlı ‘hap’ ını anlatmayı haftaya bırakıyoruz. Anlattığı şeyler tahammül edilecek şeyler değil ama bu kadar para verdik.. mecbur katlanacaz!

Devamını Oku

İzmir’in dağlarında çiçekler açar…

İzmir’in dağlarında çiçekler açar…

GEL BAKALIM AHBAP!

– Yedin, içtin, eğlendin bunu anladık.
Peki, milletin duygularıyla neden oynadın? Sende hiç utanma, sıkılma arlanma yok mu?

– Walla ben masumum Hâkim Bey.
Bu kitlenin gazına geldim.
Benim yerimde Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin evladı olsa bile bunlar onu da yoldan çıkarırlardı.

– Mevzuya şıhları mıhları karıştırma… Sadede gel! Anlat bakalım bu iş nasıl oldu?

– Efendim ben karı-kız ve içkinin bol olduğu mekanların eğlence figürlerinden biriydim.

Kazancım fena değildi ama bu sesim ve gençliğimin neticede bir sonu olacaktı.
Ayrıca o zamanlar kazandığım sadece günlük eğlenceme yetiyordu.

Tamam geç bunları!                       Dernek..para..kumar..özel jetler.. yurtdışına para kaçırmalar.. Kızılay gibi milli bir yardımlaşma derneğimizi ‘deprem sırasında çadır satıyor’ diyerek itibarsızlaşma vs. gibi iftiralara baş vurdun. Bunları anlat bakalım.

– Efendim ben bu sorumsuz eğlenceler içinde mest olmuşken rüyamda şeytan beni dürttü.

MADEN

– Bırak şimdi bunları!
Buraya senin rüyalarını dinlemeye gelmedik…

– …Ama efendim her şey bu rüyadan sonra başladı anlatmam lazım!

Le havle vele… Hadi anlat bakalım neymiş bu rüya!

– Rüyamda büyük bir maden görüyorum ama bu bildiğiniz madenlerden değil, insan madeni.

Eee…

– Bu madende insanların elleri cepleri para dolu etrafa saçıyorlar.
Biri hoşlarına giden bir slogan mı attı.. paralar hemen oraya yığılıyor.
Ben de denemek için;

İiizmirin dağlarında çiçekler açaaaar…

Der demez aman Allah’ım! üstümden altımdan paralar yağmaya başladı.

Malum benim sesim bas bariton olduğu için ve o anda tam ayarlamadığım için ‘aaa’ ağzımdan yayılmış ‘şey’ sesine benzer şekilde çıkmıştı.

Merkep sesi…

– Haşa huzurdan efendim öyle diyenler oldu ancak “para her şeyin üstünü örtüyor” derler ya.. aldırmıyorum.

Sonra?…

– Baktım benden başka birileri daha para topluyor. Bana avuçla verilirken diğerleri çuvalla götürüyor

UYANIKLAR!

– Kimmiş bunlar?

– Efendim bunlar benden daha uyanık geçinenlermiş.

– Bunlar senin suç ortağın mı?

– Eh! Sayılır…

– Anlat o zaman!

– Baktım biri kitap imzalıyor, daha doğrusu satıyor. O günkü fiyatıyla tanesini 500 dolardan satıyor ama baktım insanlar sıraya girmiş kitabı kapışıyor.
Açıp bakayım dedim ne yazıyormuş da kitap böyle kapışılıyor.

Baktım ki, okumaya değer hiçbir şey yok.

Her yerde bulunabilecek fasa fiso şeyler.

Yok liderimiz leblebiye havaya atıp ağzıyla yakalmışmış da.. yok sabah kalkarken önce sol ayağına sonra sağ ayağına çorabı giyermiş gibi ıvır zıvır şeyler.

E, sana ne bundan? Alan razı veren razı!

– Ama efendim iş bununla bitmiyor ki! Arkasından göz göre göre çuvalla paraları sırtlamış kaçıran adamı da bu ‘maden’ insanları çılgınca alkışlıyor.

Ve ona; “Ne olur başımıza geç de istersen cebimizdeki son kuruşuna kadar verelim. İstersen banka cüzdanlarımızı da al! Sana kurban olsun.. feda olsun!” diyorlar.

– Bundan sana ne?

– Efendim ben bir kendime baktım bir de onlara… Baktım ki, benim onlardan eksiğim yok fazlam var.

Onlar Laik- Kemalist ise ben de öz hakiki Kemalistim. Onlar CHP’li ise ben de CHP’liyim!

– Peki, fazlan ne?

– Benim bas bariton sesim var!
Üstelik ben onlardan daha akıllıyım…

AHLAK – AHBAP!

– Bunun için mi derneği kurdun?

– Hayır! Ama çevremin bu kadar mebzul para dağıttığını ve benden daha az akıllıların çuvalla parayı götürdüğünü görünce dayanamadım şeytana uydum.

– Be ahlaksız adam! Hem Laik-Kemalist CHP’li olduğunu söylüyorsun, hem de sana güvenip parasını teslim eden Kemalistlerin parasını özel jetlerde karı-kızlarla çatır çutur yiyiyorsun!
Kendi ahbaplarını soymaya utanmıyor musun?

– Efendim benim derneğimin adı Ahlak Derneği değil… Ahbaplar arasında böyle ufak tefek paraların lafı mı olur?
Hem bu paralarla Hacca gidecek değildim ya! Para nereden kazanılmışsa oraya harcanır. Paralarını bana verenlerin de…

– Kes kes! Ne ahlaksız adamsın ya hu!                                                 Utanmasan “Bugün yine para isteyeyim gözlerini kırpmadan verirler” diyeceksin.

– Wallahi de verirler, billahi de verirler. İnanmıyorsanız deneyelim mi Hâkim Bey?

Yıkıl karşımdan utanmaz!

 Bu sırada Hâkim mübaşire seslenir:

– Görevlilere söyle bunu alıp götürürken ağzını da bantlasınlar.

Bu arada ceplerine de mukayyet olsunlar.

NOT: Hâkim Bey huzurundan kovduğu için CHP’nin kendisine teklif ettiği Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığını neden kabul etmediğini ve

Paketini 100 dolar gibi mütevazı bir fiyata satacağı ‘Tayyipsavar’ adlı hapın üretimi ve ne safhada olduğunu artık kendisinden sorup öğreneceğiz. Öğrenebilirsek…

Devamını Oku

Eğer başkan siz olsaydınız (2)

Eğer başkan siz olsaydınız (2)

… Hangi ülke liderini örnek almak isterdiniz?

Veya hangi başkanı başarılı bulup onu taklit etmek isterdiniz?

Sorusuna kaldığımız yerden devam edelim.

Geçen haftaki yazımda ABD Başkanı Trump, Rusya Putin ve Fransa lideri Macron’u incelemiş, bunların özenilecek bir taraflarının olmadığını örnekleriyle anlatmaya çalışmıştım.

Şimdi de İngiltere, Çin ve güçlü bir ekonomiye sahip oldukları için Almanya ve Japonya liderlerini anlatmaya çalışacağım.

En sonunda Cumhurbaşkanımızı anlatıp bir mukayese imkânı sunacağım.

İNGİLTERE

Lider ismi yazmayıp direkt ülke isminin yazmamın sebebi art arda gelen istifalar sebebiyledir.

İngiltere’de hükumet bir türlü istikrara kavuşmadığı için gelen başbakanlar kısa bir süre sonra istifa etmek zorunda kalıyor.

En son Başbakan Starmer idi.

O da 2-3 hafta kadar önce istifa etti.

Kral Charles, yeni bir başbakan atayıncaya kadar görevini vekaleten yürütmesi için ona yetki verdi.

Aslında İngiltere’de yönetim erki kraldadır.

Ancak demokrasi oyunları gereği dünyaya ülkeyi başbakanlar yönetiyormuş gibi bir mesaj verilmesi lazım.

Binaenaleyh biz ister Kral Charles olsun, isterse Başbakan Starmer olsun kimi incelersek aynı kapıya çıkar.

Hemen şunu söyleyeyim ki; yakın zamanda Trump her ikisini de fena halde madara etti.

İngiltere’nin yani Birleşik Krallığın o şişkin egosunu Trump yerle bir etti.

Kral ve eşi Beyaz Saray’ı ziyaret ettiklerinde Trump kraliyet protokollerini umursamadan kendi kurallarını uyguladı.

Kral; zoruna da gitse buna uymak zorunda kaldı.

Kralına bunu yapan Trump başbakanına neler yapmaz!

Neler yaptığını 1. Bölümde anlatmıştım.

Trump, patron edası ile koltuğa kurulurken alt kademede diğer Avrupa liderleri ile birlikte oturanlar arasında Starmer de vardı.

Netice olarak İngiltere Birleşik Krallığının 19. Yüzyılda başlayıp 2. Dünya Savaşı sonuna kadar devam eden o kibirli ve hâkim tavrının yanında şimdi yeller esiyor.

Yani ne İngiltere krallığın ne de başbakanlığının da özenilecek bir tarafı yok…

Şİ CİNPİNG

Maddi veriler göz önüne alındığında

Şi Cinping, Çin’i uçurmaya devam ediyor.

Aslında Çin’i uçuran ‘Cüce’ lakaplı Deng idi.

Ancak teslim etmek gerekir ki,

onun başlattığı ekonomik ve teknolojik gelişmişliği Şi, devam ettiriyor.

Yani maddi olarak Çin’in yarısı bugün refaha ermiş vaziyette.

Diğer yarısı da sırasını bekliyor.

Şi, Çin’i dünyada ağırlığı olan ve sözü dinlenir bir hale getirdi.

Kendisinin de dünya liderleri arasında ağırlığı inkâr edilemez.

Peki, bu yeterli mi?

ÖZGÜRLÜK

Elbette ki hayır!

Çin, sadece Doğu Türkistan’daki müslümanlara değil, kendi insanının da özgürlük alanlarını kısıtlayan, vatandaşlarını robot haline getirmiş tam bir polis devletidir.

Dünyada müslümanların feci şekilde zulme uğradığı 2 bölge vardır: Biri İsrail’in boğmaya çalıştığı Gazze.. diğeri Çin hakimiyetindei Doğu Türkistan…

Hatta Doğu Türkistanlıların çektiği çile Gazzelilerden bile fenadır diyebilirim.
Çünkü burada aşağılanma da var.

Çin devlet başkanı ile ilgili daha söylenecek çok şey var ama bu kadar yeter sanırım.

Bu haliyle Çin devlet başkanının da özenilecek veya örnek alınacak bir tarafı yok.

ALMANYA – JAPONYA

Bu iki devletin şu anda ekonomi dışında bir güçleri yok.

Geçen yüzyılda Almanya ve Japonya sınırları geniş birer süper güç olup 2. Dünya savaşından yenilgi ile çıkınca Amerika ve İsrail’in kölesi durumuna düştüler.

Ancak bir farkla… İngilizler Hintlileri köle gibi kullanmışlardı.

Amerika ise Alman ve Japonları kalfa veya formen gibi kullanıyor.

Sistem şöyle: Japon ve Almanlar deli gibi çalışacak üretecek Amerika ve İsrail yiyecek.

Bu sistem halen bu şekilde devam ediyor.

Biz de onlarla aynı akıbeti yaşadığımız halde lider farkıyla nerelere geldiğimizi görmek için haklarında bir iki kelam etmek istiyorum.

Öncelikle ne Almanya ne, Japonya bağımsız değildir.

Trump, Almanya’dan 5.000 asker çekeceğini söylediği zaman Almanların paçası tutuştu.

Neden?

Ya Amerika geri kalan 50.000 askerini de çekerse Almanya’nın hali ne olur. Rusya’ya karşı gelebilir mi?

Yeni bir ordu kurması kolay olmadığı gibi Almanlar askerlik de yapmak istemiyor.

Bu böyle…

Diğer yandan Almanya, İsrail için adeta sağmal inek vazifesi görüyor.

80 yıldır İsrail’e vermediği silah, ödemediği haraç kalmadı

Ama buna rağmen İsrail’i doyuramadı.

Birkaç ay önce meşhur markaları Volkswagen (VW) İsrail için silah üreteceği yönünde haberler çıktı.

Yani Almanya en büyük gelir kaynaklarından biri olan otomotiv sektörünü bile İsrail’in menfaatlerine kurban ediyor.

Katil İsrail’in mazlum Filistin Gazze halkını öldürmesi için silah üretmek zorunda kalıyor.

Şimdi böyle bir ülke ve liderine kim özenir… Düştükleri hale ancak acınılır.

JAPONYA

Şinjo Abe, Japonya’yı silahlandırıp

Amerika’nın boyunduruğundan kurtarmak için adım attığı anda infaz edildi.

Görüntüde sapık bir Japon tarikatının üyesi ona suikast düzenlemiş

Ama suikastın sapık bir tarikat işi olmadığını dünya alem biliyor.

Yerine gelen kadın başbakan,

Trump’ın önünde tir tir titriyor.

Ziyareti sırasında koltuğun bir köşesine sinmiş Trump’a şirin görünmek için kendini o kadar çok zorluyor ki… Acımamak mümkün değil.

Dünyanın önde gelen ülke liderlerinin hali pürmelali bu şekilde.

Gelelim bizim liderimize…

LİDER DEDİĞİN VE KOCA REİS

Dünyanın önde gelen devlet başkanları bu haldeyken

Biz ne durumdayız?  

Bir kere lider dediğimiz zaman sözü özü bir.. kitleleri heyecanlandıran.. içte ve dışta yaptığı projelerle dost düşman herkese parmak ısırtan.. dostunu düşmanından ayıran.. Allah rızasına uygun kutsal bir davayı yüklenen.. bu yolda yürürken kardeşlerini ve nereden geldiğini asla unutmayan biri akla gelmeli değil mi?

DAVOS’TA YAHUDİYE “ONE MINUTE”

Yukarıda saydığım tüm bu özelliklerin Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’da olduğunu görüyoruz.

O, Amerika Başkanı Donald Trump gibi bir saat önce verdiği sözü iki saat sonra unutan veya tersini söyleyen biri değil, 17 yıl önce İsrail başkanı ve moderatörü azarlayarak “Van Minute” deyip ayağa kalkmış

Ve “Bir daha Davos’a gelmeyeceğim…” dedikten sonra tüm ısrarlara rağmen bir daha gitmemiştir.

SURİYE-KARABAĞ-TOGG-KAAN

ALTYAPI VE SİLAH SAVUNMADAKİ GELİŞMELER

Ülkemizin bu kadar kısa bir sürede

Hemen hemen tüm altyapı hizmetlerini (köprü, otoyol, duble yol, havalimanları, şehir hastaneleri vb. gibi) bitirip silah savunmada ülkemizi lider ülkeler arasına sokabilmiştir.

Bu arada Suriye ve Azerbaycan gibi mazlum ve mağdur kardeş ülkelerin yardımına koşarak onları işgalden kurtarmak da Cumhurbaşkanımıza nasip oldu.

Cumhurbaşkanımızın daha neler yaptığını tek tek anlatmaya kalksam sayfalar yetmez.

Gören göz görüyor.

Yani eğer dünyada örnek alınacak bir lider varsa bence bu açık arayla Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan olurdu.

Devamını Oku