DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
BITCOIN 3409555-1,64%
İstanbul
13°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Biz onlara ne yaptık?

Biz onlara ne yaptık?

ABONE OL
Nisan 18, 2026 15:28
Biz onlara ne yaptık?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Türkiye’de çocukluk krizi bir nesil sorunu’ değildir; bu, büyüklerin işlediği toplu bir suçtur. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa bu gerçeği tartışmaya kapatmıştır.”

14 Nisan 2026 — Şanlıurfa, Siverek

19 yaşındaki eski öğrenci Ömer Ket, pompalı av tüfeğiyle okulun bahçesine girdi. Rastgele ateş etti. 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis, 1 kantinci yaralandı. Saldırgan intihar etti.

Öncesinde sosyal medyadan tehditler savurmuştu. Şikayet edilmişti. Serbest bırakıldı. Silahı nasıl buldu? Kimse sormadı. Okulda güvenlik mi yoktu? Vardı ama işlemiyordu.

Bu bir “gençlik sorunu” muydu? Hayır.
Bu bir
ihmal zinciriydi. Ve bu zincirin her halkasında bir yetişkin vardı.

15–16 Nisan 2026 — Kahramanmaraş; 

Bir gün sonra. Sadece bir gün.

14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, sabah saatlerinde Ayser Çalık Ortaokulu’na geldi. Çantasında 5 silah vardı. 1 öğretmen, 8 öğrenciyi öldürdü.
Yaralılar var. Katliamdan kaçtı, yakalandı.

Türkiye’nin yakın tarihinin en kanlı okul saldırısıydı.

Ve sonra ifadeler geldi.

Baba: Uğur Mersinli, Emniyet Müdürü – Polis Başmüfettişi

Evde 7 taşıma ruhsatlı silah, 2 av tüfeği vardı. Kilitli sandıklardaydı. Oğlum nasıl açtı bilmiyorum.

Pazartesi günü emniyetin poligonuna gittim.
Kendi silahımla atış yaptım. Oğluma da birkaç el ateş ettirdim. Karşıdaki hedefi gösterdim. Silahın rastgele kullanılmayacağını, hedef alınarak atış yapılacağını söyledim.

Bu ifade katliamdan iki gün öncesine aittir.

Psikolog uyarmıştı:

Toplumla uyum problemi yaşayacak. Takip edilmeli. İlerleyen dönemde psikiyatrik tedavi gerekebilir.

Baba bu uyarıyı aldı. Ve oğlunu poligona götürdü.

Psikolog “dikkat et” dedi.
Baba “nişan al” dedi.

Bu bir ihmal değildir. Bu bir tercihtir.

Discord’da yazdığı cümle:

Kendi babam beni boğmaya ve öldürmeye çalıştı.”

Bu çocuğun iç dünyasında baba bir güven figürü değil, bir tehdit olarak kodlanmıştı.
Ve aynı baba, devletin poligonunda, devletin silahıyla, oğluna
nasıl öldüreceğini öğretti.

Devlet: Burada “parçalı yapı” yok, doğrudan ortak var

Poligon görevlisi açığa alındı. Baba tutuklandı. Emniyet soruşturma başlattı.

Peki ya şu sorular?…

Bir polis başmüfettişinin 14 yaşındaki, psikolojik uyarı almış oğlunu resmi poligona sokabilmesi için kaç kapının açık olması gerekir?

Poligon görevlisi neden itiraz etmedi?

• Evde kayıtlı 9 silahın “kilitli sandıkta” bulunması yeterli bir standart mıdır?

Bu sorular “sistem çöktü” diyerek geçiştirilemez.
Çünkü burada
sistem çökmedi.
Sistem
tam ortasından, kendi memuru aracılığıyla, kendi altyapısını kullanarak bir katliam üretti.

Devlet çocuğu korumadı. Devlet silahlandırdı.

Şanlıurfa ile aynı hafta; 

Şanlıurfa’da tehditler görmezden gelindi. Silahın kaynağı sorgulanmadı. Okul güvenliği yetersizdi.
Kahramanmaraş‘ta bir baba, bir psikolog uyarısını
dinlemedi. Bir poligon, bir çocuğu içeri aldı. Bir sistem, 9 silahı bir evde meşrulaştırdı.

Tesadüf mü?
Hayır.
Aynı hastalığın iki farklı tümörü.”Nesil mahvoldu” mu?

Nesil mahvoldu” demek, sorumluluğu soyut bir kuşağa yıkmaktır.
Kahramanmaraş’ta nesil mahvolmadı.
Bir baba mahvoldu.
Bir sistem mahvoldu.
Bir vicdan mahvoldu.

Ve 9 kişi öldürüldü!

ÇÖZÜM: Alternatifler ve Yapılması Gerekenler

Sadece ağıt yakmak yetmez. İşte somut, uygulanabilir, sert önlemler:

1. Silah yasasında devrim

Evde silah bulundurma ruhsatı yeniden tanımlansın.

Ruhsatsız silah bulunduran herkes için asgari hapis cezası 5 yıl olsun.

2. Poligon protokollerinde acil değişiklik

18 yaş altı hiçbir çocuk poligona alınamaz.

• Görevli bildirim yapmazsa ihmalkarlık davası açılsın.

3. Okul güvenliğinde radikal adımlar

• Her okula metal dedektörü zorunlu olsun en azından önümüzdeki 4 yıl için.

• Psikolojik danışman sayısı artırılsın.

Erken uyarı sistemi kurulsun.

4. Ailelere yönelik zorunlu eğitim

Silah güvenliği eğitimi zorunlu olsun.

• Uyarıları dikkate almayan ebeveyn hakkında çocuğu tehlikeye atmasuçlaması açılsın.

5. Kurumlar arası zorunlu koordinasyon

• Bakanlıklar arasında veri paylaşımı zorunlu olsun.

• Riskli çocuk için bireysel eylem planı hazırlansın.

6. Medya ve dijital platformlara düzenleme

• Şiddet içerikli oyunlar için yaş doğrulama zorunlu olsun.

• Sosyal medya için ebeveyn onayı şartı getirilsin.

Elbette dijital oyunlar, TV dizileri, şiddet içeren filmler etkilidir. Ama bunlara yol açan, yol veren, imkân veren, satın alanlar kimdir?

 Son olarak;

Türkiye, Kahramanmaraş’tan sonra iki şey yapabilir:

1. Ağıt yakıp, “ne yapalım kader” deyip, bir sonraki katliamı beklemek.

2. Bu önlemleri alıp, “bir daha asla” demek.

Medya Radikal ailesi olarak; 

Kahramanmaraş‘ta ve Şanlıurfa‘da yaralanan tüm öğrenci, öğretmen ve vatandaşlarımıza en içten geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Hayatını kaybeden 1 öğretmenimiz Ayla Kara ile 8 evladımızın ailesine başsağlığı diliyoruz.

Medya Radikal olarak, bir daha böyle acılar yaşanmaması için yukarıda sıraladığımız çözüm önerilerinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

Türkiye’mizin başı sağ olsun.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP