Üzerinde yaşadığımız dünya hayatı (özellikle ömrümüz ne kadar uzun olursa olsun), kişinin gördüğü ve hoşuna giden ama hemen sona eren bir rüya gibidir.
(Bu rüya ne kadar uzun olabilir ki ve kişi hoşuna giden bu rüyadan uyandığında elinde avucunda ne kalır ki?)
Nasıl ki uykudan uyanan kimse, gördüğü rüyadan elinde hiçbir şey yoksa, belki çoğunu veya bir kısmını hatırlamıyorsa aynen böyle ölen bir kimse de kabir alemi diye isimlendirilen berzah aleminde dünya için aynı durumda olacaktır ve dünyayı bir rüya gibi hatırlayacak.
Yaşadığı hayatın büyük bir kısmını belki de sadece bir kısmını hatırlayacaktır.
“Dünya rüya gibidir” dediğimizde anlaşılan veya anlaşılması gereken budur.
Dünya hayatı böyle olunca haliyle insanın ömrü de sayılıdır.
Peki dünya rüya gibi olunca ona nasıl muamele etmek gerekir; asıl meselede budur.
Mü’min, dünyaya ahiret imiş gibi ve sanki dünyada ebedi kalacakmış gibi bakmamalıdır, öğle bakarsa o zaman ahirete geçici bir gözle bakar ve ahiret için hazırlanma ihtiyacı duymaz.
Meseleye böyle bakan birisi hem dünyayı hem ahireti kaybeder. Halbuki
“Ahiret hayatı daha hayırlı ve süreklidir.” (A’lâ: 17)
Allah’ım!
Bize ve bütün mü’min kardeşlerimize dünyada da, ahirette de iyilikler ver, bizleri, bütün mü’min kardeşlerimizi, gazabından ve Cehennem azabından koru.
GÜNDEM
23 Şubat 2026SPOR
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026GÜNDEM
23 Şubat 2026UNCATEGORİZED
23 Şubat 2026EKONOMİ
23 Şubat 2026