DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 4158248-2,18%
İstanbul
20°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Elleriniz kurusun, kalemleriniz kırılsın!

Elleriniz kurusun, kalemleriniz kırılsın!

ABONE OL
Ekim 3, 2026 14:45
Elleriniz kurusun, kalemleriniz kırılsın!

KALEMİNİZİ KIRAN MİLLETİN VİCDANIDIR!

O ELLERİNİZ KURUSUN, KALEMLERİNİZ KIRILSIN

Bu söz, bir öfke değil; bir uyarı değil, bir serzeniş hiç değil.

Bu söz, hesaplaşmanın kapı tokmağıdır.

Bu söz, milletin sırtına yüklenen yalan imparatorluğuna karşı açılan ikinci gediktir!

Fon vurgunu AK Parti’ye bir seçim operasyonu muydu?

Hâlâ utanmadan, arlanmadan aynı arsız nakaratı tekrarlıyorlar.

Günlerdir etrafta dolaşan bu organize yalanları, suçluluk psikolojisiyle sığınılan o sefil kalkan cümlelerini gördükçe artık midem bulanıyor, sabrım tükeniyor!

Kardeşim, sen kimsin?

Sen kimsin de bu milletin gözünün içine baka baka işlenen devasa bir yağmayı ucuz komplo teorileriyle aklamaya yelteniyorsun?

Başına gelen her pisliği, her kokuşmuşluğu, her lağım patlamasını “dış güçler“masalıyla savuşturma kolaycılığından ne zaman vazgeçeceksiniz?

Siz ey “milli” maskesi takıp köşelerinde hırsızlara siper olan sözde gazeteciler; utanın be, utanın!

Üç kuruşluk yağdanlık ve şahsi ikbaliniz için, yetimin rızkını çalan haramzadelerin avukatlığına soyunmaktan hiç mi hicap duymuyorsunuz? Kaleminizi satılık birer kalkana dönüştürmekten utanmıyor musunuz?

Bu ülkede her soygunun, her organize yağmanın “dış mihrak” yalanıyla örtbas edilmek istenmesi artık bu milletin sabır taşını çatlatmıştır.

Ama bu sefer o masal tutmadı, tutmayacak!
Çünkü ortada gizli bir senaryo falan yok; göz göre göre, el ele, kol kola, bu necip milletin alın terini çiğneyerek sergilenen
pervasız, utanmaz bir yağma düzeni var!

Ve siz hâlâ kalkmış, bu lağımın üstünü parfümlü cümlelerle örtmeye çabalıyorsunuz.

Yazıklar olsun riyakârlığınıza!

Kendine Gel!

Her şey gözümüzün önünde oldu.

Vurgun mahallindekiler uzaydan inmedi; bizzat “bizim mahallenin” içine çöreklenmiş asalaklardı! Kendilerine “yerli ve milli finans dehası” süsü veren, dokunulmazlık zırhının arkasına saklanıp millete tepeden bakan kibir kuleleriydi.

Yağma coşkusuyla kendi finansal krallıklarını kuruyor, her şeyi mubah görüyorlardı.

O Kirli Oyun Başlarına Yıkıldı!

Ama o haram tezgâhı çöktü!
Başta
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve sahaya bizzat inen, o çürük yapıların can damarını kesen Sayın Akın Gürlek bu kokuşmuş düzeni darmadağın etmenin kapısını araladı.

AK Parti’nin ve kutsal davanın gölgesine sığınarak pis iş çevirenlerin, karanlık fonlarda milletin parasını eritenlerin dönemi bitti!

Paçavranız dama atıldı! “Yerli ve milli” maskesiyle milleti soyanların artık bu sokaklarda gezecek yüzü kalmadı. Yargının ve millet vicdanının karşısında çırılçıplaksınız!

Ha, bu arada bu kokuşmuşluğa sevinenler, “oh olsun” diye tepinenler olmadı mı? Tabii ki olacak.

Sen sendelersen, fırsat kollayan düşman bir tekme de kendi vurur.

Ama hiç kimse, içerideki bu ahlaki çürümeyi sahte kumpas edebiyatıyla masumlaştırmaya yeltenmesin!

Şimdi O Satılık Kalemlere ve Maskeli Aktörlere Soruyorum; Yüreğiniz Yetiyorsa Cevap Verin:

• Eğer bu bir seçim operasyonuysa; neden faturayı her seferinde bu gariban millet ödüyor da kârı hep o “imtiyazlı asalaklar” cebe indiriyor?

• Neden milletten sabır ve fedakarlık istenirken, “bizim çocuklar” dediğiniz o güruh denetimsiz fonlarla şahsi servetlerini katlıyor?

• Neden o devasa paralar milletin kasasına değil de belirli rant çetelerinin ve sahte finans dehalarının ceplerine akıyor?

Cevap verin! Veremezsiniz!

Çünkü suçunuz da ihanetiniz da kan gibi kırmızı, güneş gibi ortadadır!

Şunu o taşlaşmış kafalarınıza sokun: İçeriden çürümüş bir ağacın devrilmesi için fırtınaya gerek yoktur; o ağaç kendi kokuşmuşluğunun ağırlığıyla yıkılır!

Suçu rüzgârda arayanlar, o çürümüşlüğün bizzat ortağı ve fonlayıcısıdır.

Fon vurgunu bir dış operasyon değil; sistemin içine sızmış haramzadelerle milletin vicdanı arasındaki tarihi bir iç hesaplaşmadır!

Bu millet; “dava” diyerek semirenleri de “yerli ve milli” edebiyatıyla off-shore hesaplarını patlatacak kadar gözü dönenleri de gördü, not etti.

Unutmadı, unutturmayacağız!

Kalem kılıçtan keskindir; ama milletin vicdanı o kalemi de kâğıdı da yırtıp atacak kadar keskindir.

O vicdan er ya da geç her kapıyı çalacak.

Kaçış yok, saklanmak yok!

Bir daha hiç kimse bu milletin mukaddesatını kendi kirli vurgunlarına kalkan edemeyecek!

Bu yazı burada bitmiyor…

Bu satırlar, sessiz yığınların hakkını savunan hakiki bir arınmanın ve kaçınılmaz bir hesaplaşmanın ikinci kurşunudur. Devamı gelecek; çünkü millet artık uyandı!

Bu arada söylemeden edemeyeceğim:

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan Meclis kürsüsüne çıkarken salonu arkasına bakmadan terk eden o “yeni partililere“, o türedi siyaset bezirgânlarına şaşırdık mı?

Tabii ki hayır!

Hatırlayın; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu‘nda da Sayın Erdoğan kürsüye çıktığında İsrail heyeti ve Siyonist lobi salonu terk etmişti.

Kodlar aynı, refleksler aynı, fıtrat aynı… Hiç şaşırtmadılar.

Herkes fıtratının gereğini yapar, herkes kendine yakışanı yaşar.

 Vesselam.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP